12 Ocak 2013 Cumartesi

ANNE OLMAK (MUHTEŞEM İKİ)

anne olmak


Önce bir doğum günü kutlamasıyla başlar. Çocuğumuzun farkındalığının arttığı, doğum gününün; pasta ve süslemelerden ibaret olduğunu sandığı, pastasını, giyeceklerini seçmek istediği bu dönem gelir çatar. Aile büyükleri, arkadaşlar, çocuğunun arkadaşlarının anneleriyle keyifli bir şekilde doğumgünü kutlanır, sonra misafirler evlerine dağılır, sen başbaşa kalırsın MUHTEŞEM İKİYLE.


Çocuğunuz bir yaşından itibaren ayaklanmıştır, merak duygusu artmıştır ama iki yaş öyle bir yaştır ki bu merak duygusuna yaratıcılık ve el becerisi de eklenmiştir. Mesela mı; hemen söyleyeyim en ufak bir boşluk yakalandığında evdeki rende alınmış, kurabiye tabağı açılmış, oturulmuş, büyük bir keyifle kurabiye yere rendelenmiştir. Sen artık büyüdü, az çok zarar ne anlıyor deyip tuvalete gittiğinde; çekmecedeki bıçak alınmış, ne işine yarayacaksa, poşet çayın karton kutusu kesilmiş; cinayet aleti ve ceset olay mahalinde bırakılıp yeni bir yaramazlık için çoktan yol alınmıştır.

Bu dönem de yemek yedirme, giydirme, dışarı çıkma eylemleri daha da zorlu bir hale gelmiştir. Masa da tavuk varsa köfte, kırmızı çorap çıktıysa pembe, hadi dışarı çıkalım dendiğinde evde kalmak istenmektedir. Yani minik velet hooop dur bakalım, artık bu oyunda ben de varım demektedir.

Yapılan yaramazlıklar bir kenarda beklesin, dönemin en zor kısmı da budur; EGO SAVAŞI. Bu dönem tüm anneler için zor olsada, maalesef yüksek egolu anneler için çok daha zor geçecektir.

Hayatınızda duymadığınız kadar çok HAYIR kelimesini duyacağınız bu dönem de, çocuğunuzun egosu güçlenirken, siz ne oluyor benim egom ayaklar altına alınıp paspas oluyor diyeceksiniz ve maalesef birşey yapamayacaksınız çünkü o minik de; adam olmaya başladığını sizin egonuzu paramparça ederek öğretecektir size. Sonra iki seçenek kalacak; saçlarınız havaya dikilmiş bir şekilde cinnet geçirmek ya da her zaman haklı olmasam ne kaybederim, susmak erdemdiri :) öğrenip sindirmek.

Tabi bu davranışınızın gelecekte o minikler üzerinde yaratacağı etki paha biçilemez. Her yaptığı haylazlık karşısında, öfke nöbeti geçiren bir ebeveyn gören küçük, sadece öfkesini kontrol edemeyen bir çocuk ve hatta yetişkin olacaktır. Sabır taşını çatlatacak olaylar karşısında bile sakinliğinizi korursanız meyvelerini çok geçmeden alacaksınız. Tabi hiçbirimiz mükemmel değiliz, bizim yaşadıklarımızdan bahsedeyim de içiniz rahatlasın.

Önce uzmanlardan aldığımız bilgilerle hareket etmeye çalıştık. İki kıyafetle gidip hangisini giymek istediğini sorduk, önceleri işe yaradı birini seçti. Ama yoook, üçüncü ya da dördüncüden sonra, yüz verdik astar istendiyi yaşadık. Hanımefendi gidip dolabını açtı; ben şunu, yok yok şunu, yok olmadı bunu istiyorum demeye başladı. Hadi birini giyse iyi sonu; giymeeeeeem diye ağlayarak bitti.. Ya bismillah deyip biz yine devam ediyoruz uzman önerilerine devam etmeye. Dışarı çıkacağız bak kızım biz gidiyoruz dışarda işimiz var, istersen bizimle gel istersen evde kalabilirsin. Seçenekli yaklaşmayı abartmış durumdayız, el kadar çocuğa evde yalnız kalabilirsin denir mi hiç. Acemilik işte hanfendi ikinciden sonra evde kalacağım dedi, biz bulduğumuz çıkış yolunun saçmalığını o an anladık. ;)

Dedim böyle olmayacak, dönelim anam babam usulüne giymem, yemem, gitmem dedikçe 'sen kim oluyorsun sı...tığım b.k sana mı soracağım dokuz ay seni karnında kim taşıdı hadi ne diyorsam o olacak' dedim ama o kadar esneklik tanıdığınız çocuğu, sonra alırsanız cendereye o ne yapar. AĞLAR avazı çıkana, soluğu kesilene kadar durmaz ağlar, durur tekrar ağlar.  :(

Neyse işte biraz ordan, biraz burdan, artık ne kadar olursa deyip ortaya mevsim salatası yapıp, geçirdik bu dönemi. Şimdi mi ne oldu; üçüncü yaşa yaklaşıyoruz ve ben giderek öyle ya da böyle geçecekmiş bu dönem çok da dert etmemek gerekiyormuş, onu anladım. Yani o sinir harpleri boşaymış :) Siz siz olun bakın ben başından söylüyorum bitecek, sonsuz değil. Takılın kafanıza göre.

Gel gelelim müjdeli habere; kızım 32 aylık. Ben şu an o öfke nöbeti geçiren çocuğu görmüyorum, artık yüzünden gülücük eksik olmayan ve EVET ANNE diyen bir çocuk var karşımda. Ne diyelim sabrın sonu selamet ;)

pehito

6 yorum:

  1. Allah bağışlasın, ben bekar olsam da yiğenlerimin bebekliğini yaşadığım için iyi biliyorum bunu :=) Çocukları yetiştirme şekli, sabır göstermek harbiden çok önemli. 2 tarafı b-klu değnek gibi, ne çok şımartıp herşeye olur dememek gerekiyor ne de her yaptığı şeyde sinir krizi geçirip bağırmamak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle, hatta şöyle diyebiliriz; işte yazının ana fikri :)

      Sil
  2. Samimi, eğlenceli ve iç ferahlatıcı bir yazı olmuş, eminim annelerin çok hoşuna gidecek,işine yarayacak.Diyorum ya sen bir farkındalık artırıcısın :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Edacım teşekkür ediyorum güzel sözlerin için :) umarım bir faydası olur gerçekten :) sevgiler :)

      Sil
  3. herzaman tecrübelerini benimle paylaşıp, anneliğin bu zor yollarında cesaretimi arttırdığın için sonsuz teşekkürler. eminim bu güzel yazı birçok anneye de faydalı olacak. gerçekten de işin özü sabır....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canımsın :) umarım yerini bulur :)

      Sil