31 Mayıs 2013 Cuma

MELEK misin ŞEYTAN mı??

melek



Şöminedeki ateşi, attığım bir kaç odunla iyice alevlendirdim. Şöminenin hemen yanındaki siyah deri koltuğa dizlerimin bağı çözülmüşçesine yığılıverdim. Nasıl bırakacaktım 3 yıl dolu dolu yaşanmış anılarımı. Kabullenmek zorunda olduklarımdan, daha ağir geliyordu unutmaya çalıştıklarım.

Dün gibi aklımda onunla tanıştığımız gün. Sağanak yağmur vardı, gece saat 11 i geçiyor. Yağmurdan değil ama gökyüzünü aydınlatan şimşeklerden biri üzerime düşecek korkusuyla atıverdim kendimi, kapalı bir mağazanın tentesinin altına, elektiriklerde kesik göz gözü görmüyordu. Ta ki o bir çift parlak yeşil göz gözüme değene kadar. Öyle etkisi altına aldıki beni o gözler, gözlerimi ayıramıyordum. Kısa bir zaman sonra, şimşekler duruldu, çok geçmeden yağmur zayıfladı, elektrikler de gelince, o gözlerin sahibi de apaçık karşımdaydı. Tanrım bu zamana kadar gördüğüm en zarif yüz ve en zarif beden diye geçti aklımdan.

İkimiz, sanki zamanda, bizden başka herşey hareketliymiş gibi donup kalmıştık. Zamanın aktığını algıladığımda;

-Selam ben Ahmet.

-...

Cevap alamadığımda hayallerimden birini kuruyorum, diye düşündüm ya da o şimşeklerden biri benim üzerime düşmüştü ve ben cennet de bir melekle karşı karşıyaydım.

25 Mayıs 2013 Cumartesi

İKİ KADIN, İKİ HAYAT



Merak ediyorum hayatımı hep dolmuşlara mahkum olarak mı geçireceğim. Belki de bunu sorgulamak için çok geç kaldım. Yanımızdan geçen siyah jip oldukça çekici görünüyor. Onun içinde olmak için; başka bir ailede, başka koşullarda Dünya'ya gelmem gerektiğini biliyorum.

Dolmuşa binen şu kadına bakar mısın, bahar gibi duruyor. Yüzü ne kadar aydınlık ve beyaz üzerine yeşilin, turuncunun ve kırmızının dağıldığı çiçek desenli pantalonu incecik vücudunun kıvrımlarıyla öyle uyumlu duruyor ki, ona bakıp özenmemek elde değil. Yüzü ne kadar aydınlık, beyaz tenine dökülen siyah kısa saçlarıyla etrafına huzur yayıyor. Gözleri öyle derin bakıyor ki, içinde yaşanmışlık şelalesi var gibi. Eşime dönüp baktığımda kadını, onunda fark ettiğini anlayabiliyorum.

Eşimin kucağında sıcaktan bunalmış bir yaşındaki minik kızım sürekli ağlıyor. Kadında dönüp dönüp bizi izliyordu. Rahatsız olmuş gibi değildi ama baktığını gizlemeye çalışmayarak kızıma, bana ve eşime bakıyordu. Ayağımın dibindeki oğlanlar da rahat vermiyordu. Sürekli "anaa çok sıcak" deyip duruyorlar, sıcağın ve mememde ki dört aylık veledin de bunaltıcı etkisinden, arada oğlanlardan birinin suratına okkalı bir tokat indirmek geliyordu içimden.

Dört çocuktan sonra bedenim eski diriliğini kaybetti. Daha 25 yaşında 50li yaşlarında ki bir kadının bedenine sahibim ama nede olsa iki oğlan doğurdum. Onlar bana yeter. Gerçi kocamın bana olan ilgisinde hiçbir değişiklik olmadığı gibi, doğumlardan sonra beni daha da arzular oldu.

Oysa bahar yüzlü kadın, 30' lu yaşlarına rağmen dipdiri görünüyor. Ve çok stressiz. Şu insanların yüzüne bakıp hayatlarını merak etme alışkanlığım çocukluğumdan bu güne sinsice büyümekte. Bunun ne önemi var ki, dört çocuklu çingene mahallesinde dünyaya gelmiş, kendim gibi çingene bir adamla evlenmiş hayatını çöp toplayarak, kirli beyaz çadırda; devam ettirmeye çalışan zavallı bir kadından başka bir şey değilim.

2

Oh şükür dolmuşa yetişebildim. Kaç yıl oldu dolmuş kullanmayalı, sanırım ilk arabamı aldığımda; bundan 15 yıl önceydi. İyi ki ailemle yaşıyordum o zamanlar, yoksa hayatta araba kredisi çekip o taksitlerin altına girmeye cesaret edemezdim. Şimdi ise ilk arabam hoş bir hatıra ve aynı arabayı, aylık maaşımın dörtte biriyle alabilirim. 

Arabamda bozulacak zamanı buldu, insanlar BMW X5  der, ay ne güzel araba der ama bunlar da bozuluyor işte. Gerçi zamanında bakıma götürmezsen, benim hatam da yok değil. 

Ooooo kuzum ne güzel bir bebek o öyle. Tombiş tombiş, ne kadar da sağlıklı görünüyor. Yavrucum sıcaktan nasıl bunalmış ağlıyor, kıyamam. Bizim çocuklarımızı böyle soyup cereyanda bıraksan hemen hasta olur. Genleri ne güçlü bir bebek. 

Babası da oldukça güçlü görünüyor. Kolunda ki kartal dövmesine yakışan güçlü bir duruşu var.

-Hadi biraz ilerleyelim.

Of işte unuttuklarımdan biri daha, insanları bu kadar sıkıştırmaları gerekli mi? Yok mu bu dolmuşların bir kapasitesi, insanlara dokunmasan olmuyor. Derin, kaybetme yüzündeki şu huzurlu ifadeyi, sen maskeli kadınların kraliçesisin. Hem şu kadına baksana nasıl vazgeçersin huzur maskenden. Kadına baksana deyince yine baştan aşağı süzdün insanları, şu bakışlarını gizleme işini halledemedin gitti. Iıııım kadının yüzü huzur maskesini takmayı kolaylaştırıyor.

Bu kadını gördükten sonra Latin güzelleri, güzelim demesin. Esmer teni dört çocuğa rağmen pürüzsüz ve incecik. Çıkık elmacık kemikleri yüzüne diğer yüzlerden farklı karakteristik bir ifade vermiş. Uzun siyah kirpikleri takma kirpiklerin yapaylığından uzak ve dolu dolu bakan iri ela gözleri "ben kadınım, ben buradayım" diyor. O gri çuvaldan bozma elbisesinin içinde bu kadar çekici görünmek için; yüzlerle estetik ameliyat geçirmem gerek, biliyorum. 

Yedi yıldır işten ve iş seyahatlerinden fırsat bulduğumuz her anı eşimle çocuk yapmayı deneyerek geçirmemize rağmen, bir çocuk yapamamışken bu latin güzellerini kıskandıracak çingene kadın dört çocuğuyla çok daha güzel görünüp, o kutsal mertebeye erişmiş. 

Üniversiteyi bitirip İngiltere de mastırımı tamamlayıp hemen işe başladım. Kariyer planımı yaptım, vücudumun bozulmaması için her gün düzenli olarak 1,5 saat sporumu yaptım. Benim gibi kariyer delisi bir adamla 10 yıllık bir evliliğim var. Evim, arabam ve yazlığım ama ruhumda; şu çingene kadının yüzüne yansıyan arınmışlıktan, eser olmayan zavallı bir kadınım.

pehito
kurgudur, hikaye

23 Mayıs 2013 Perşembe

YENİ KABULLERİM


Bazen hayatımızda ki her şey yenilensin isteriz, değişsin, baştan başlasın. Sıfır olsun önce, sonra yeniden yükselsin zirve yapsın isteriz. İsteriz ama sonra yeniden başlayanı beğenmeyip, yeni bir başlangıç daha olsun isteriz. Beğenmeyiz bazen, yeni gelen yeni olan değişimleri de beğenmeyiz. Bazen bir kayaya çarpmış gibi hissederiz kendimizi. IIII-ıııı deriz bu da değildi benim istediğim.

Yeni bir işe başlarız, yeni bir aşka başlarız. " Sonra; hayır istediğim bu da değildi " deriz. Peki bunu söylemenin bize ne faydası var. "Hayır bu da olmadı" demek kendimizi demotive etmekten, daha karamsar biri yapmaktan başka neye yarar?

Hayatımızda ki yenilikleri kabullenmeliyiz. Olumsuzlukları da kabullenmeliyiz.  Tıpkı olumluları kabullendiğimiz gibi. Bazen kötü gideni de sevmeliyiz ve bunu kendimiz için yapmalıyız. Yine kendi mutluluğumuz için. Sevmemek, beğenmemek bizi takıntılı biri yapmaktan başka bir şeye yaramaz.

Bütün bunları niye yazdığıma gelince; bütün bunlar benim iç sesim. Kendi kendime verdiğim telkin. Daha mutlu olmak, kendimi kabullenip daha çok sevmek için. Sizlerle de paylaşmak istedim.

Sevgilerimle :)
pehito

21 Mayıs 2013 Salı

HAYATIMDA EN SON NE DEĞİŞTİ??


Karanlık bir çukurun içine düşmüş ve yapayalnız bırakılmış gibi hissediyorum. Gün içinde yanıma gelen kimseyle göz teması kuramıyorum. Biri gözlerimin içine baksa ben hemen gözlerimi onunkilerden kaçırıyorum. Omuzlarım eskisinden daha düşük ve belimde kamburum çıkmış gibi yürüyorum.

Topuklu ayakkabıların üzerinde cambaz gibi kilometrelerce yürüyen ben, düz ayakkabılarla bile vücudumu dik tutmayı başaramıyorum. Eskiden konuların mimarı ve kanaryayı kıskandıran kahkahaların sahibi ben; kimseyle konuşmak ya da yapılan esprilere kahkahalarımla eşlik etmek istemiyorum.

Biliyorum abartıyorum belki de. Sanırım bunun adı; Güvensizlik. şu son bir aydır dibe vurmuş gibiyim. Çevremdeki herkes bunun farkına varıyormuş gibi geliyor. Dokunduğum, temas ettiğim herkes. Ne zaman başladı bu kambur yürümeler, göz teması kuramamalar ve mutsuzluk hissi. Gittiğim psikolok son bir aydır hayatımda değişen herşeyi gözden geçirmemi istedi.

Kendimi içsel anlamda sorguluyorum. Düzenli ilişkim hala düzenli devam ediyor. Faturalarımı ödeyecek ve hobilerime ayıracak kadar paramı da kazanıyorum. Ailemin sevgisi ve ilgisi hep üzerimde. Peki öyleyse ne?

Salanumun geniş duvarı hala kahve ve bordonun iç içe geçtiği rengi taşıyor. Antikalarım olması gereken yerde. Beyaz koltuklarım hala beyaz. Ve babaannemden hatıra altın varak ayna hala girişte asılı.

Tabi yaa!! Yatak çok önemli. Son bir ayda hayatımda değişen tek şey, arkadaşımın tavsiyesi üzerine aldığım, şişme yatak. Sanırım en kısa zamanda bir ortopediste görünmeliyim.

Sevgiler
pehito
sadece kurgu :))

18 Mayıs 2013 Cumartesi

SONSUZ ŞİİR

Arkadaşım Eda'dan. Ben çok beğendim, sizlerle de paylaşmak istedim..
:)



Biz Birdik seninle.
Elde vardı sıfır, yanımıza aldık,
Ona yürüdük.
Hiçliklerimiz de çoğaldıkça, bir sıfır daha yaptık kendimize,
canımızın simidi niyetine.
Yüzdük,
Yüz yüze, yüze yüze büyüdük.
Bindik sonra, dört nala koşan atın nal tıkırtısında..
Çoğaldıkça sıfırlarımız, o kadar katlandık..
Çarpıldık sevdamızda sonsuz olduk.
Biz seninle Bir olduk.
Elde vardı sıfır, o da sonsuzluğa yolluk...

Eda Mutlu