31 Mayıs 2013 Cuma

MELEK misin ŞEYTAN mı??

melek



Şöminedeki ateşi, attığım bir kaç odunla iyice alevlendirdim. Şöminenin hemen yanındaki siyah deri koltuğa dizlerimin bağı çözülmüşçesine yığılıverdim. Nasıl bırakacaktım 3 yıl dolu dolu yaşanmış anılarımı. Kabullenmek zorunda olduklarımdan, daha ağir geliyordu unutmaya çalıştıklarım.

Dün gibi aklımda onunla tanıştığımız gün. Sağanak yağmur vardı, gece saat 11 i geçiyor. Yağmurdan değil ama gökyüzünü aydınlatan şimşeklerden biri üzerime düşecek korkusuyla atıverdim kendimi, kapalı bir mağazanın tentesinin altına, elektiriklerde kesik göz gözü görmüyordu. Ta ki o bir çift parlak yeşil göz gözüme değene kadar. Öyle etkisi altına aldıki beni o gözler, gözlerimi ayıramıyordum. Kısa bir zaman sonra, şimşekler duruldu, çok geçmeden yağmur zayıfladı, elektrikler de gelince, o gözlerin sahibi de apaçık karşımdaydı. Tanrım bu zamana kadar gördüğüm en zarif yüz ve en zarif beden diye geçti aklımdan.

İkimiz, sanki zamanda, bizden başka herşey hareketliymiş gibi donup kalmıştık. Zamanın aktığını algıladığımda;

-Selam ben Ahmet.

-...

Cevap alamadığımda hayallerimden birini kuruyorum, diye düşündüm ya da o şimşeklerden biri benim üzerime düşmüştü ve ben cennet de bir melekle karşı karşıyaydım.
Ölümden korkardım, hayattaki varlığımı kaybetmekten, o çok sevdiğim bedenimi, tırnaklarımla kazandığım kariyerimi kaybetmekten korkardım ama o an eğer buysa ölüm, ben kalıyorum dedim.

-Ben Melek :)

Evet şimdi  emindim, ölmüştüm ve bir melek bana eşlik ediyordu. Hiç tahmin edemezdim bu kadar doğal karşılayacağımı, bu kadar acısız geleceğini. Bedenim aklıma geldi o an bakıyorum kendime şaşırıyorum her şey olması gerektiği gibi. Demek ruhlar gezmiyormuş, burda bedenlerimiz de bizimle geliyormuş diyor ve için için bedenimin bana eşlik etmesinden memnuniyet duyuyuyordum. Bir süre sonra bilinçaltımdan, bilincime geçiyorum. Karşımdaki Meleğe bakıyorum. Sorgulamalarım giderek artıyor. Melekler beyaz giymez mi ama bu melekte siyah bir palto var sonra meleklerin kanatları olmaz mı diyorum ama bu melekte kanat da yok. Öyle inanmışım ki ölüme ben günahlarımın getirdiği yerdeyim diye geçiyor içimden. Nasıl gerçek hayatta öyle keyif vericiyse yasaklar, demek cehennemin görünen yüzü de öyle güzelmiş diyorum.

M-Heeey iyi misin? 5 dakikalık mesafede kahve içebileceğimiz bir yer var, istersen oraya gidelim bir şeyler iç, iyi görünmüyorsun.

Ses zarif bedeninden daha da zarif, kız beni nasıl görüyorsa, aklımdan geçip dilime dökülemeyenlerin ifademe nasıl yansıdığını tahmin eder gibiyim. Kaçırılmayacak teklif dudaklarımdan çıkan 'tamam' la bir adım daha gerçeğe yaklaşıyor. Kafeye doğru yürüyoruz.

Hayattayım ve bir melekle birlikteyim bu muhteşem bir şey diyorum iç sesimle. Kafeye geldik, Melek siyah paltosunu çıkarıp, yanımızdaki fazla sandalyelerden birine dikkatlice bıraktı. Ve benim için o an aşk tanrısı EROS'un oku bir daha çıkmamak üzere kalbimin ortasına saplandı.

İçimden dışarı çıkmayı bekleyen kocaman bir coşku çığlığı, iki dudağımın hemen arkasında, benim tek kelime etmemi bekleyen hazır asker gibi duruyordu. Kalbim yeni bateri çalmaya başlamış bir davulcu gibi, aksak ama gürültülü ritimlerini sıralıyor, her zaman heyecanlandığımda olduğu gibi alnımda minik minik ter damlacıkları beliriyordu. Şimdi karşımda; zerafetine beyaz elbisesiyle zariflik eklenen kanatsız bir melek duruyordu.

Allah'ım cehennemde olduğumu düşünürken, sen bu hayatta cenneti verdin bana. Ben bunları hakedecek ne yaptım? Karşımda bir melek var ancak rüyalarımda görebileceğim kusursuzlukta, beyaz diz üstü elbisesi ince bedenini sarmış, ışık saçan beyaz teni kumral saçlarıyla anlamlanmış ve ben burdayım beni görmeden geçemezsiniz diyen çimen yeşili gözleriyle kanatsız Melek karşımda duruyordu. Öyle güzeldi ki kesin tanrının katında büyük bir şey yapmış olmalıydım.

Saatlerce anlattık durduk neyiz neredeyiz ne istiyoruz. Melek bir balerin, kendine ait bir dans okulu var ve işine aşık. Bedeninin zarifliği boşuna değil diye geçiriyorum aklımdan.

M-Peki sen ne yapıyorsun?

A-Ben avukatım, kendime ait bir ofisim var.

Birbirimize anlatacaklarımız tükenip, yerini sessizlik aldığında tekrar görüşmek üzere telefonlarımızı alıp ayrılıyoruz.

Karşılaştığımız o perşembe gününden sonraki her gün görüştük. Bazen saatlerce konuşuyor, bazen saatlerce susuyorduk ama o zaman da kalplerimiz konuşuyordu.

Yaklaşık altı ay sonra birlikte yaşamaya karar verdik. İşten arda kalan tüm zamanlarımızı usanmadan sıkılmadan birlikte geçiriyorduk. Sanki bildiğim şeyleri bile Melek'le yeniden öğreniyor gibiydim. İyi ki o gece o yağmur, o şimşekler hayatıma girip Meleği getirmişti bana.

Aşkın ömrü üç yıl derler. Ben saçma batıllara inanırım, o zamanları özelllikle bekler ve eğer ilişkilerin kritik zamanıysa o zamanlar, ben de onu değiştirmek için elimden geleni yapardım. Meleğe çok aşıktım ve ömrümün geri kalanını onunla geçirmek istediğimi biliyordum. O akşam bir kuyumcuya uğrayıp, Meleğin zarif parmaklarında ışıldayacak bir tek taş aldım.

Üçüncü yılımızın dolacağı akşam eve gittiğimde Melek şöminenin hemen yanında hıçkırıklarla  ağlıyordu.

-Ne oldu bebeğim?

-Ben ben be.. HAMİLEYİM!!

Meleğin ağlama krizi katlanarak artmışken, benim neşem de katlanarak artmıştı. Aşık olduğum kadından Meleğimden bir de bebeğim olacaktı. Bizim bebeğimiz. Ellerini avuçlarımın arasına alıp öptüm, öptüm sonra cebimdeki yüzüğü o narin parmaklarına geçirdim. Bana baktı gözlerime öyle bir yabancıya bakar gibi baktı.

-Ahmet ben başkasını seviyorum.

Beyninden vurulmak dedikleri, yaşarken öldüm dedikleri buydu sanırım. Kalbim buz tuttu, içindekiler zamana hapsoldu.

-Kim?

Bunu gerçekten bilmek istiyor muydum, gerçekten merak ediyor muydum, ben hala onun kalbinde olduğumu bilmek istiyordum, hala orda olduğumu onun benim, benin ona ait olduğumu bilmek istiyordum, o zaman bu soru neydi böyle, bir yandan cevabını duymak istiyor, bir yandan duymaktan ölesiye korkuyordum.

-Selin.

-NE DİYORSUN SEN!!! Neredeyse her akşamımızı birlikte geçirdiğimiz, senin arkadaşın, Selin? Bana şaka yapıyorsun değil mi? Doğru değil bu söylediğin.

Doğru olamazdı bu nasıl birşeydi. Selin bir KADIN ben mi yanılıyorum.

-Biz yedi yıldır birlikteyiz Mehmet. Seninle başladığımızda da hayatımdaydı. Sen ondan vazgeçmem için bir şanstın ama ben bu şansı da kullanamadım. Toplumun, ailemin kimsenin kabul etmediği bir aşktı bizimkisi ama bitip tükenmeyen bir aşk. Bitiremedim o da usanmadan bekledi beni. Bu yüzüğü takamam, seni daha fazla aldatamam, bu bebeği dünyaya getiremem.

Dedi ve gitti. Ben hala aynı yerde o şöminenin başında artık tüm kadınlara olan güvenimi yitirmiş, kalbimin kilidini kapamış oturuyorum.

Şöminedeki ateşe bakıp; saflığımı, ihaneti, aşkın engel tanımadığını görüyorum ve gelecekteki hayatımın nasıl yanıp kül olduğunu.

SON..

14 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. kısa ve öz olarak tam da budur; her son yeni bir başlangıç..

      Sil
  2. ah o kahveyi içmemek lazımmış.
    kahve suçlu.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. deeptone

      Ah o yağmur ysğmayacaktı
      :)

      Sil
  3. Yanıtlar
    1. malibu baileys

      Hoş geldiiiin :)

      Bu yorum yeni geldiğine göre, sessiz okuyorsun hikayelerimi. İyi ki ses verdin, bunu bilmek güzel..

      Teşekkür ediyorum
      :)

      Sil
  4. ahmet-mehmet karışmış ne yazık ki ayrıntılara neden bu kadar takılıyorum bilmiyorum hastalık gibi yani :/
    ama bunu söylemeden geçseydim içim içimi yerdi lütfen yanlış anlama olur mu??

    hikayeye bayıldım bir solukta okudumm.. o kadar güzel anlatmışsın ki o anları tek tek gözümün önünde canlandırabildim..

    hele ki o yeşil gözler yok mu.. benzerleri yüreğimi nasıl derinden yaralamıştı bir zamanlar..

    sevdiğinin bir başkasını sevdiğini bilmek, seni istemediğini duymak Tanrım yaşarken ölmek gerçekten bu olsa gerek..

    hikaye de acı da anlatım da o kadar taze o kadar güzel ki ellerine/kalemine sağlık pe hito..
    devam etmelisin mutlaka

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslıcım

      :) daha önce de uyarmışlardı, fırsat bulup değiştiremedim. Ama şimdi hikaye başından sonuna kadar okunuyor onu anlamış oluyorum bu eleştiriyle..
      :)

      Beğenmene çok sevindim canım, fırsat bulabilirsem yazacağım ama sizin yorumlarınıza ancak cevap yazıyorum ve ancak sizin yazılarınızı okuyabiliyorum. Bir de ülkemizdeki şu olaylar tatlıya bağlanırsa yazacağım.

      Evet kötü hisler gerçekten, umarım başka bir çift yeşil göz senin aşkına layık olur canım..
      :)

      Sil
    2. hımmm evet aslında haklısın çok güzel :)
      ben bunu yazarken seni üzmekten çok çekinmiştim ama evet tamamen okunuyor ve dikkat ediliyor yazılarına bunu hissetmek tabi ki de mutlu eder insanı eee bakış açısı :)

      inşallah bağlanacak tatlım ve sen o güzel hikayelerini yazıp bizlerle paylaşmaya devam edeceksin :)

      umarımmmmmmmm :)

      Sil
    3. Aslıcım

      Sen beni üzmezsin, bn senin iyi niyetli olduğunu biliyorum..
      :)

      İnşallah canım..
      :)

      Sil
    4. pe hitocummmmm :)
      bunu duymak gerçekten çoookkk güzelll :) nasıl mutlu oldum anlatamammm :)

      Sil
    5. Aslıcım

      hep mutlu ol!!
      :)

      Sil
    6. hep mutlu olalım hepp :)

      Sil