sevgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2014 Cumartesi

SENİ SEVİYORUM



Kalbimde ki kırmızı aşkı giyindim bedenime,
Doladım gecenin siyahını belime
Yıldızları toka diye taktım, siyah saçımın her bir teline.
Soyut kelimeleri bıraktım denize
Somut olanları kaptım da geldim.

Anlaşılır olmak bu gece ki dileğim
Konuşup anlattıklarım değil
Susup söyleyemediklerim ama duy istediklerim
Büyüyüp büyüyüp dudaklarımın arasından çıkamayanlar
Belki de sadece iki kelime 
İşte söylüyorum
Sadece seni seviyorum, bil istedim.

pehito
görsel google'dan alınmıştır.

26 Şubat 2014 Çarşamba

ONUN ADI MAVİ


Hadi koş,
Mavi yollara koş.
Sarıl sevgiliye ve kucakla iki tur dönün kendi ekseninizde.
Öp dudağından bırak onu yere.
Sahipsiz zannederken kendini, yasla sırtını sırtına
Şaşırt hem onu hem de kendini.
Arala dudaklarını, ilk çıkan kelime
Olsun onun adı, ve sonra bir cümle, bağlasın ikinizi
"Seni seviyorum" olsun
Bu akşam ikinizin de rengi..

pehito

resim google'dan alıntıdır

24 Şubat 2014 Pazartesi

İÇ SESİM KİMİN ESİRİ



Bazen sadece unutmak istersin, unutmak. Nereden tutup çektin ki bu cümleyi, sırtında bir kambur gibi. Unutmak dediği an hatırladı yüreğine yük ettiklerini. Yazıp yazıp defalarca sildiklerini. Ortaya seremeyeceklerini. Geceleri onu yorganın altına hapis eden kuytularına gizlediklerini.

Bir öpücük, bir dokunuş, bir çift kahverengi göz ve bir adamın siyah saçının siyah tellerini hatırladı ya da bir kadının. Şarkıları hatırladı. Beraberken dinlenen ayrıyken dinlenen şarkıları. Güzelliğin başka hiçbir yerde beş para etmediğini en çok onun yanındayken ışıl ışıl parladığını hatırladı. Şimdiyse o şarkılar; parlak siyah saçlarını, parlayan ela gözlerini ateş böceklerinin terk ettiğinden başka hiçbir şey hatırlatmaz oldu.

Unutmak mı demiştin, "en önce silmem gereken bu kelimeydi hafızamdan" dedi. Şöyle demezdi hiç "bugün hatırlamadım seni" unutmak olmasa hatırlamakta olmazdı ve belki bu kadar takılmış da olmayacaktı bu kelimeye. 

Öyleyse silmeli yeniden başlamalı, peki o adam/kadın hiç mi olmamalı. Yeniden başladığın hayatında hiç mi yeri olmamalı. "Peki o zaman ben, ben olabilecek miyim " dedi ve "O da kalsın" deyip iç geçirdi zamana. Ne zormuş veda da edilemiyor kabul de edilemiyor. Arafta olmak gibi bir şey bu. Öyleyse inanmadığın ya da inandığına dua etmeli. Bana unuttur o iki kelimeyi. Hatırlamayı da unutmayı da sil zihnimden. Sil ki ben sorgulayan değil sadece kabul eden olayım. 

Ama ben bu beni seviyorum. Hadi en iyisi ben, ben olayım.

iç sesim kimin esiri oldu
pehito

MUTLU MUSUN ELİNDEKİLERLE



Sıcak değdi tenime
Soğuktum, eritti beni.
Çıkar at ceketini, otur dinle beni
Bir es ver hayata ve yeniden dene.
Sıkıldığın ne varsa at geriye, bak önündeki renklere
Sarıların sıcağına dal, güneşin beyaz tenini kavurmasına izin ver
Bronzsan dert etme bile, yat öyle sere serpe.
Mavide hayal et ve gerçek olması için şaklat iki parmağını
Yapamıyorsan bir şarkı söyle, ben yaparım zevkle senin yerine
Kırmızıya biraz beyaz kat ve kabul et sana kat kat gelecek pembeleri
Siyaha siyah diye bakma
O ne kirli çıkın bilmez misin
Her renk var onun içinde 
Çek çıkar canının istediğini, dansına ve müziğine kat her birini
Güzel kadın savur eteklerini.
Hey adamım dağınık bırak saçlarını sen de bir kereliğine
Ve kimseye sorma "nasıl olmuşum" diye
Unutma iyisi de var, kötüsü de ama en önemlisi mutlu musun elindekilerle

Sevgilerimle
pehito
resim google'dan alınmıştır

4 Temmuz 2013 Perşembe

TÜM DEĞER VERMEYEN ERKEKLERE GİTSİN..

  


 Gözünden akan bir damla yaşa kurban olacak tek kadın; BEN varım....
 Cebinden çıkacak paraya kurban olacak;
 Milyonlarca kadın...

pehito

13 Haziran 2013 Perşembe

AŞKIM BENİ BULDU


Ben Zeliş hani şu; beş kez erkek arkadışlarının telefonuna gelen mesajları görüp, aldatıldığını anlayan genç, güzel, çirkin şansından faydalanamayan, saçını yeni kızıla boyatan kız. Hikayemin başı da burada.

Kuaförüm Okoş'un da verdiği telkinle, Taksim'e gidecek cesareti buldum kendimde. Sonuçta televizyondan izliyorum. Su sıkıyorlar, gaz bombaları var, coplar var. Kendimi oraya atacak cesareti bulamamıştım bir türlü.

Nişantaşı'ndan yürüyerek gitmeyi tercih etmem de iyi oldu. Uzun zamandır babam ve iş arkadaşlarım dışında kimseyi göremiyordum. Şimdi coşkulu bir kalabalığın içindeyim. "Her yer Taksim, Her yer direniş" diye bağırıyorlar. Sesleri kalbime işliyor sanki.

Birden her notanın birbirine uyumla geçtiği, yumuşak motiflerle süslü muhteşem bir piyano sesi geliyor kulaklarıma. O kalabalık piyanonun büyüsüne kapılıp, sus pus oldu, adeta dilsizleşmiş gibi aniden. Piyanonun olduğu yere doğru hızlı adımlarla ilerledim.

Çarşı grubunun sloganları da yok. Bende ki gerçekten güzel şanssızlığı sanırım, el ele tutuşmuş direnişçi anneleri bütün alanı kaplamıştı. Hangisiyle göz göze gelsem, bana dünyanın en anaç gülümsemesini yapıp yol veriyorlar. Her birinin gözünde yedi yıl önce kanserden kaybettiğim annemin bana şefkatle bakışı var gibi.

Sonunda o tatlı melodilere ulaştım. Piyanist de bana göz kırpıp notalarıyla sevişmeye geri döndü. Ayağımdaki topuklu ayakkabılarımı bırakıp, doğaçlama bale yapmaya başladım. Birden belime dokundu biri ve beni havaya kaldırdı. Gözlerimi ona çevirdim, çocukluk aşkım Göker'di beni kucaklayan. Birlikte başlamıştık baleye ve bugün yine birlikte Taksim'de başladık.

Dansımız bittiğinde beni alnımdan öptü ve büyük bir alkış koptu. Sonra tekrar bağırdık, hep birlikte aşkla, sevgiyle, bir olarak HER YER TAKSİM, HER YER DİRENİŞ!! Bu gece birlik olsun, BARIŞ olsun, HUZUR olsun!!

pehito
hikaye


11 Haziran 2013 Salı

AZ BİRAZ SEVGİ PIHTISI, YETMEZ Mİ?


Sevgi değil miydi, Evren'i var eden?
Yazık değil mi ağaçlara, analarının gencecik fidanlarına? 
Yazık değil mi Ahmet'in gözüne, Mehmet'in bacağına?.
Yazık değil mi ocağına evlat acısı düşen anaya-babaya?
Yazık değil mi karnında bebeğiyle dul kalan gencecik kadına?
Yazık değil mi ha!!
Ne verecek kaybedilen oksijeni?
Telafisi ne olacak yitip gidenlerin?
Şimdi akıttığımız gözyaşları nerede birikecek?
Dönüşmeden öfkeye, nereye akıp gidecek?
Huzur istiyoruz artık!!
Şiddet dursun, sevgi olsun.
Evren yeniden sevgiyle var olsun.
Bilemedim şimdi; çok mu şey istediğimiz?
 Neden bu kadar zor geldi, nedir beklediğiniz!!!

pehito

23 Mayıs 2013 Perşembe

YENİ KABULLERİM


Bazen hayatımızda ki her şey yenilensin isteriz, değişsin, baştan başlasın. Sıfır olsun önce, sonra yeniden yükselsin zirve yapsın isteriz. İsteriz ama sonra yeniden başlayanı beğenmeyip, yeni bir başlangıç daha olsun isteriz. Beğenmeyiz bazen, yeni gelen yeni olan değişimleri de beğenmeyiz. Bazen bir kayaya çarpmış gibi hissederiz kendimizi. IIII-ıııı deriz bu da değildi benim istediğim.

Yeni bir işe başlarız, yeni bir aşka başlarız. " Sonra; hayır istediğim bu da değildi " deriz. Peki bunu söylemenin bize ne faydası var. "Hayır bu da olmadı" demek kendimizi demotive etmekten, daha karamsar biri yapmaktan başka neye yarar?

Hayatımızda ki yenilikleri kabullenmeliyiz. Olumsuzlukları da kabullenmeliyiz.  Tıpkı olumluları kabullendiğimiz gibi. Bazen kötü gideni de sevmeliyiz ve bunu kendimiz için yapmalıyız. Yine kendi mutluluğumuz için. Sevmemek, beğenmemek bizi takıntılı biri yapmaktan başka bir şeye yaramaz.

Bütün bunları niye yazdığıma gelince; bütün bunlar benim iç sesim. Kendi kendime verdiğim telkin. Daha mutlu olmak, kendimi kabullenip daha çok sevmek için. Sizlerle de paylaşmak istedim.

Sevgilerimle :)
pehito

18 Mayıs 2013 Cumartesi

SONSUZ ŞİİR

Arkadaşım Eda'dan. Ben çok beğendim, sizlerle de paylaşmak istedim..
:)



Biz Birdik seninle.
Elde vardı sıfır, yanımıza aldık,
Ona yürüdük.
Hiçliklerimiz de çoğaldıkça, bir sıfır daha yaptık kendimize,
canımızın simidi niyetine.
Yüzdük,
Yüz yüze, yüze yüze büyüdük.
Bindik sonra, dört nala koşan atın nal tıkırtısında..
Çoğaldıkça sıfırlarımız, o kadar katlandık..
Çarpıldık sevdamızda sonsuz olduk.
Biz seninle Bir olduk.
Elde vardı sıfır, o da sonsuzluğa yolluk...

Eda Mutlu

15 Mayıs 2013 Çarşamba

AŞKIM, KÖPEĞİM VE BEN!!


Şimdi gözlerimi kapadım. Deniz kenarında sahile uzanan verandamın üzerindeyim. Üzerimde ince yazlık beyaz elbisem, kollarımı iki yana açtım. Okyanus dansını yapıyorum.

Nasıl mı; Bırakıyorsun kendini denizdeki dalgaların sesine ve havada ki hafif rüzgarın boşlukta çıkardığı sesi dinliyorsun. Vuhuuuuu :) Önce sallanıyorum iki yana ve dönüyorum kendi etrafımda. Salına salına sekiyorum tahtaların üzerinde.

Heeeeyy kimi görüyorum; Boni'de bana eşlik etmeye gelmiş. Boni benim köpeğim. Eteğimin ucunu dişleriyle çekiştiriyor sonra benden öpücüğünü alıyor ve o da başlıyor okyanus dansına. Biz bu dansı güneşi uğurlarken yapıyoruz. Ve yakışıklı sevgilim sesleniyor, sana göre yakışıklı olmayabilir benim için Dünyanın en yakışıklı adamı; ne de olsa ona aşığım, hem de deliler gibi.

Deli gibi aşk? Nasıl oluyor deme. Aklını yitirmişçesine, onu elinden kolundan ayırmaksızın yaşadığın aşk. Yine o muhteşem akşam yemeklerinden birini hazırlamış. Boni'yle birlikte sekerek gidiyoruz yanına. Doluyorum sevgilimin boynuna kollarımı, okyanustan aldığım sonsuz enerjimi onun dudaklarıyla paylaşıyorum.

Seviyorum onu, köpeğimi de seviyorum. Akşam yemeklerimizi de seviyorum. Ve en çok hayal etmeyi seviyorum, ne de olsa hayal etmek bedava :))

pehito
kurgu hikaye

6 Mayıs 2013 Pazartesi

MADEM BAHAR GELDİ!!



Bir fidan dikiyorum yüreğime; filizlensin, yeşersin, kocamaaaan ağaç olsun diye. Güneş ona bakıyor "merhaba fidan, sana destek olmaya geldim" diyor. Fidan aldırmaz tavırlarla salınıyor. Ben de suyunu doldurup gidiyorum, elimde yeşil bir sürahiyle.

" Nasılsın bugün fidan, bak ihtiyacın olan her şeyi vereceğim sana. Güneş sarı yüzüyle selamladı seni, suyunu verince ben de, alman gereken ne kalacak ki elimde. Sonra sen de güzel güzel büyüyüp, bana renkli yüzünü göstereceksin anlaştık mı söyle??"

Fidan dile gelip, bana seslendi. " Teşekkür ederim her şey için ama renkli yüzümü görmek istiyorsan sende, anlaşalım SEVGİNİ eksik etme " 

pehito

4 Mayıs 2013 Cumartesi

SAKLADIM SENİ


Yüreğim ürkek, minik bir serçenin kalbi gibi.
Aşk ise çok ağır, taşınamaz yük gibi..

Vazgeçtim elini tutmaktan, sadece bende kal,

Razıyım düşlerimde saklar, korurum yarimi...


pehito

1 Mayıs 2013 Çarşamba

SEN VER MAVİLERİNİ, BENİM PEMBELERİM SENİN OLSUN


Kimsenin hayatına kazık çakmak değil niyetim,
Bir uğrayıp gidecektim. 
Sen ver mavilerini, 
Ben de bırakırım bir kaç pembemi. 
Güler yüzümüz daim olsun.. 
Hüzünler bizden uzak olsun..
pehito

18 Nisan 2013 Perşembe

MAVİ DENİZ KIZI


Yine başladım dansıma, giydim tütümü  üzerime. Önce dönüyorum kendi çevremde. Sonra pisi pisilerimin ucunda, beni takip eden bir spotla dolaşıyorum sahneyi. Bugün sahnede tercihim mavi tütüm oldu, hadi söyleyeyim;

Çünkü biliyorum mavi düşecek üzerime yağmur. Müziğin ritmi artacak, denizi ayaklarıma taşıyacak. Ben topuklarımı serbest bırakıp, basacağım tabanıma karşılayacağım mavi denizi. Tütümü çıkarıp dalacağım maviye, bir yunusa takılacağım. "Heeey sen benim Toprak Kokuma'da gelmiştin. Tanıyorum seni" diyeceğim. Gülümseyecek ve başlayacak mavi şarkısına.

"Mavi düştür, mavi aşktır, mavi huzurdur, mavi çocukluğundur, mavi hani o dalından koparıp yediğin böğürtlendir."

Çok huzurluyum ama gitmem gerek mavi yunus, beni bekleyenler var şimdi. "Hihihihihih hadi git bakalım, seni şeker mavi deniz kızı" dedi. Yunusu anlamadım; baktım allı pullu olmuş bacaklarım, yine sahnede spotların altındayım. Şimdi müzik sustu ve ben alkışları karşılamaktayım.

pehito
:)

6 Nisan 2013 Cumartesi

BİR HALİL SEZAİ HAYALİM VARDI

halil sezai
Bir Halil Sezai hayalim vardı. İlk çıktığında herkesin dalga geçtiği, tamam abartmayalım herkes olmasa da çoğunluğun dalga geçtiği bir adama ilk günden beri hayranım. Güzelliğinden ya da yana taradığı saçlarından değil tabi. Zaten güzel de değil, ayrıca erkekler güzel olamaz değil mi?? Bildiğiniz gibi "kız güzeli" diye bir tabir  var. Yani erkek dediğin "yakışıklı" olur ama adam yakışıklı da değil. Yani büyük bir çoğunluğa göre değil. Ya da yakışıklı erkek kriterlerine uygun değil. :) Ayy ne çok zorlandım anlatmakta. :) (Şu an arkasından konuşuyor olmuyorum değil mi, olmuyorumdur çünkü yazıyorum ;))

8 Mart 2013 Cuma

AŞK YALAN

aşk yalan


Güneşe aldanma, rüzgar çıkar donarsın...
Sevgiye aldanma, o sevgiye giderken yanarsın...
Aşka aldanma, en büyük yalan o kanarsın...
Sen bu yolda çocuk, daha çok aldanırsın...

pehito





20 Şubat 2013 Çarşamba

BAZEN EN GÜZELİ...

mutluluk

Bazen En Güzeli; unutup yalnızlığı, hayal etmek kalabalığı...

Bazen En Güzeli; yeniden çocuk olduğunu hayal edip, elindeki elma şekerini yalamak...:)

Bazen En Güzeli; küçük anlara sığdırdığın mutluluğun tadını çıkarmak...

Bazen En Güzeli; kimseye aldırmadan bağır çağır ağlayıp, gözyaşlarını gömleğin ile temizlemek...

Bazen En Güzeli; yalnız olmadığını bilip, kalbine sığınmak...

Bazen En Güzeli; "Sen misin beni üzen" deyip, bir çırpıda hayatından çıkarmak o insanı...

Bazen En Güzeli; "Ne kadar kilo alırım" demeden, önündeki yemeğin tadını çıkarmak :)....

Bazen En Güzeli; dostlarınla iki lafın belini kırmak...

Bazen En Güzeli; ben olmak. Tüm eleştirilere rağmen hiçbir ödün vermeden, kendin olmak...

Bazen En Güzeli; kendi mutluluğun için, en azından bir kez BENCİL olabilmek...

Bazen En Güzeli; gururunu hiçe sayıp, "SENİ ÇOK ÖZLEDİM" diyebilmek o adama/kadına...

bazen en güzeli

Bazen En Güzeli; aldırmadan ıslanmaya, şemsiyeni kapatıp yürümek yağmurun altında...

Bazen En Güzeli; sadece sarılmak sevdiğine, öylece sıkı sıkı sarılmak...

Bazen En Güzeli; Teoman dinlemek, "Bazen ne yaparsan yap, olmuyor bazen." İşte bunu kabul etmek...

TEOMAN: Bazen ne yaparsan yap olmuyor bazen...

Sevgiyle kalın...
pehito :)

19 Şubat 2013 Salı

OYUN BİTTİ!!!!!!



BEN DE KENDİ OYUNLARIMI OYNAMAK İSTİYORUM AMA OLMUYOR!!!!!!

Beş yaşındaki oğlumla, erkeklere yakışır mavi odasındaki, arabalı halısının üzerine oturduk. Önce bir adam maketi çıkardı, 'bu polis' dedi, sonra bir adam maketi daha, bu da 'asker' dedi. Sonra beş adam üç kadın çıkardı. Bunlar da 'halk' dedi.

Önce polisle askeri kucaklaştırdı. Sonra halkla onları. Abartmıyorum yarım saat sevdiler birbirlerini ve kalktı ayağa 'ANNECİĞİM OYUN BİTTİ'  dedi.

pehito


6 Şubat 2013 Çarşamba

GÖZLER...

çocuk olmak



Hadi yeniden çocuk olalım...

Dünya'ya aynı saf gözlerle bakalım...

Hani o aldatılmadığımız gözlerle...

pehito

1 Şubat 2013 Cuma

TEK GERÇEĞİM ÖLÜM

boğaz köprüsü

Bir sürü uğultu var kafamda, sanki koca bir sinek yığını başımın etrafında dolanıyor gibi, gözlerim kararıyor, önümdeki demire neyi beklediğimi bilmeden sıkı sıkı tutunuyorum.

Yüzlerce yüz bana bakıyor ama hepsi birer gölge, sanki var olmamışlar, aklım bana oyun oynuyor gibi. Düşünüyorum en son ne zaman bu kadar insanı bir arada görmüştüm, tamam şimdi hatırladım, geçen ay; vefat eden annemin cenazesinde.

Her günüm annemin dizlerinde olduğumu hayal ederek geçiyor bir aydır her gün. Sanki onu kaybettikten sonra herkesi kaybettim. Babam hiç tanımadığım bir kadınla görüşüyor, üstelik annemi toprağa verdiğimiz ilk günün gecesinden beri. Bu nasıl bir ACI, bu kadar mı yalan dünya. Sevgiler bu kadar mı yalan, babamdı o benim, hep saygı göstermem gereken, annemin her zaman sevmemizi öğütlediği adam. Yalanmış demek AŞKLAR, SEVGİLER, GÜVENLER yalan.

Karşımdaki insanlardan birinin sesi kulağıma değmeye başlıyor, şu en sevdiğin şarkının melodisi gibi,  çınlıyor kulağımda. Gözlerim tekrar kararıyor, başım öyle dönüyor ki elimdeki demire daha sıkı tutunuyorum. Annem yok, babam yok, eh be güzel sevgili sen neden yaptın bunu bana. Neden en zayıf anımı bekledin NEDEN.

Yürüyorum, bedenimdeki kıyafetleri delen yağmura aldırmadan sonunda senin kokunu alacağımı bildiğim evimize yürüyurum, O delici yağmur, öyle titretiyor bedenimi ama ben memnunum, sonunda güzel sevgilimi kucaklayıp onun bedeniyle ısınmak var biliyorum. Onun sıcacık dudaklarının bedenimde dolaşması var ve bu her zerremin ıslanmasına değer. Biliyorum onun kolları; annemin yokluğunu, babamın terk edişini bana zarar veren her şeyi unutturacak, tek yer biliyorum.

Kapıdayım sevgilim, kalbim ağzımda çarpıyor şimdi. Birazdan sen olacaksın yanımda ve tüm terk edilişlerim son bulacak senin yanında. Seni kucaklayıp yatağımıza uzanacağım ve bitecek tüm hüzünler, ılık bir rüzgarla terk edecek beni biliyorum sevgilim.

İçerideyim sevgilim, dört yıldır birlikte uyuduğumuz odadayım, senin o melek yüzün karşımda, öyle huzurlu, öyle mutlu, öyle güzel uyuyorsun ki, ben seni uyandırmaya kıyamayacağım. Seni kaldırıp, NEDEEEEEN!!!! diyemeyeceğim, yanında ki ADAM KİM!!!! diyemiyorum.

Kapıyı kapattım sevgilim, şimdi o yağmur eskisinden daha deli yağıyor, daha çok ıslatıyor, daha çok üşütüyor beni. Bir taksi durdu yanımda, inen yolcunun yerine ben geçtim sevgilim. Çek Boğaz'a kardeş!!

Şimdi o ağıt, anlamlandı, sensin o; muhteşem duruşuyla, tüm asilliği, tüm masumiyetiyle karşımda duran benim dört yıllık sevgilim. Son bir çığlık geliyor kulaklarıma, evet bu benim adım.Senin ağzından duyduğum son ses; MEHMEEEET YAPMAAAA!!!!

Elveda sevgili; parmaklarımı gevşetiyorum, avuçlarımın arasındaki demirleri bırakıp, o bedenime damla damla dökülen yağmurların kaynağına karışıyorum şimdi, bilirsin ne çok severim ışıl ışılken BOĞAZI, ne çok severim İSTANBUL'u şimdi sıra ben de; ben terk ediyorum. Gidiyorum, benim tek gerçeğime; ÖLÜME.

pehito
kurgu, hikaye