deniz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
deniz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Aralık 2013 Pazar

ARKANI DÖNME (8. BÖLÜM)

İlk kez okuyacaksan BURADAN başla :)


On bir bilemedin on iki yaşındayım. Yazlıktayım, hava kararmış, hafif çiseleyen yağmur tenimi gıdıklar gibi üzerime yağıyor. Dalgalar, onları terbiye etmek ister gibi, tüm sivriliğini törpülemek ister gibi, kayalara çarpıp çarpıp usanmadan geri dönüyor. Bense cılız bedenimle kayalıkların ucuna kadar inip dalgaları izliyorum. Karanlık, hem de çok karanlık. Sahili aydınlatan tek şey; ayın cılız ışığı.

Sanki benim dışımda bir güç oraya bir figür yapmış beni, "bak bakalım bu dalgaların arasında ne bulacaksın" der gibi, hareketsiz, öyle duruyorum. Zaman durmuş, içimde hareket eden bir şey yok gibi. Hani şimdilerde pek moda "anı yakalayın, anda kalın" işte öyle bir şeydi yaşadığım. Ben duruyordum ve her şey benimle duruyordu sanki. 

Önce dalgaya baktım, ne istiyor kayalardan dedim. Kaya öyle hareketsizdi ki, niye gelip gelip taciz ediyordu onu. Belki de bir güç gösterisiydi yaptığı. Belki deniz kudurmasa, kaya arsız davranıp her yerini kaplardı. Onu o hale getiren denizin azgınlığıydı belki. 

Emin olmak için ne kadar büyümeliydim, onu düşündüm. Nerede, ne zaman büyüyecektim. Bu gece vücudumu terbiye etmek için akan sıcak kan mıydı beni büyütecek olan. Her ay, başa çıkmak zorunda kalacağım o şey miydi. Bedenimin azgın dalgaları o muydu. Bedenim nereye nasıl gidecek o mu belirleyecekti.

Sonra hiçbir şey getirmeden aklıma izlemek daha keyifli diye düşündüm. Zaten düşünmek için çok zamanım vardı. Tam o an bir şey oldu, boşluktaymışım gibi hissettim, ayaklarım yere basmıyor gibi. İçime benden habersiz benim dışımda bir şeyler girmiş gibi. Ruhum ikiye katlanmış gibi hissettim ve yer çekimine karşı koymadan, gözümden iki damla yaş indi yanaklarıma usul usul.
Ben ben değilmişim gibi hissettim, hayat tek elimde değil gibi. Ailemin aşırı dindarlığına inat kaçtığım Tanrı'ya ya da adı neyse ona, çok yakın hissettim kendimi ve hiç yalnız değilmişim gibi. Herkesi her şeyi duyuyordum da cevap veremiyordum kimseye. Ağzımdan tek kelime çıksa içimden kaçıp gidecek gibi hissettim ve ses vermedim kimseye.

O duyguyu yaşamak için her gece indim deniz kenarına ama olmadı, tekrarı olmadı.

Selin'in el bilgisayarı, SIRLAR dosyası 1. gün. 
Selin hem bu kadar yakın hem bu kadar uzakmış bana. Sırları varmış benden gizlediği, belki de onu o kadar çekici yapan da buydu, ona hiçbir zaman gerçekten ulaşamıyor ve o gizemi hissediyor oluşumdu.

8. bölüm sonu
kurgu, hikaye
pehito
9. BÖLÜM BURADA

16 Temmuz 2013 Salı

BU YOL BİZİ NEREYE GÖTÜRÜR!!


Mezuniyetimizin ardından sınıftaki yakın arkadaşlarımla yola koyulduk. Yolun adı "bizi nereye götürürse yolu" oldu. Alkolü de biraz fazla kaçırmışız. Eeeee yeni ergenlere verirsen bedava alkol olacağı odur. Ama ne yapalım birlikte son gecemiz. Kim bilir hayat bizi nereye sürükleyecek ve bir daha ne zaman bir arada olacağız. Sabaha karşı dörtte Didim'e ulaştık. Mavi Şehir koyuna saptık, bir yandan son ses müzik diğer taraftan biz şarkıya eşlik ediyoruz.

Sahile ulaştığımızda gün ağarmak üzereydi. Kumlara yatıp güneşin yavaş yavaş mavi gökyüzüne süzülüşünü izledik. Güneş beyaz bulutların arasındaki yerini aldıktan sonra kıyı boyunca yürüdük yürüdüüüük. Cem hepimizi arkada bırakmış sanki bir şey yakalamaya çalışıyor gibi hızla koşuyordu. Birden geriye dönüp bize seslendi.

-Heeeeyy hazine buldum, koşun...

Ben bir deniz kızı bulduğunu düşünerek koşmaya başladım, diğerlerinin motivasyonu neydi hiçbir fikrim yok. Cem'in yanına ulaştığımızda baş kısmı mavi, oturacağımız alan beyaz renk olan bir deniz bisikletiyle karşılaştık. Bu da fena sayılmazdı. Deniz bisikletini denize doğru iterek üzerine atladık. Bisiklet dört kişilikti ama bir günlük kural ihlal etmekten ne zarar gelirdi ki. Bisiklete bindik ve açılmaya başladık.

Sanki hepimize bir işaret gelmiş gibi aynı anda ayaklarımızı pedallardan çektik ve o berrak maviye, içindeki gri balıklara daldık. Tabi yetmedi gözlerimizle dalmak, önce Selin, arkasından ben ve diğerleri suyun içinde balo elbiselerimizle yüzmeye başladık. Öyle hafiflemiş hissettim ki kendimi. En sevdiğim arkadaşlarım ve deniz. İnsan hayattan daha başka ne isterdi ki...

pehito
kurgudur

15 Mayıs 2013 Çarşamba

AŞKIM, KÖPEĞİM VE BEN!!


Şimdi gözlerimi kapadım. Deniz kenarında sahile uzanan verandamın üzerindeyim. Üzerimde ince yazlık beyaz elbisem, kollarımı iki yana açtım. Okyanus dansını yapıyorum.

Nasıl mı; Bırakıyorsun kendini denizdeki dalgaların sesine ve havada ki hafif rüzgarın boşlukta çıkardığı sesi dinliyorsun. Vuhuuuuu :) Önce sallanıyorum iki yana ve dönüyorum kendi etrafımda. Salına salına sekiyorum tahtaların üzerinde.

Heeeeyy kimi görüyorum; Boni'de bana eşlik etmeye gelmiş. Boni benim köpeğim. Eteğimin ucunu dişleriyle çekiştiriyor sonra benden öpücüğünü alıyor ve o da başlıyor okyanus dansına. Biz bu dansı güneşi uğurlarken yapıyoruz. Ve yakışıklı sevgilim sesleniyor, sana göre yakışıklı olmayabilir benim için Dünyanın en yakışıklı adamı; ne de olsa ona aşığım, hem de deliler gibi.

Deli gibi aşk? Nasıl oluyor deme. Aklını yitirmişçesine, onu elinden kolundan ayırmaksızın yaşadığın aşk. Yine o muhteşem akşam yemeklerinden birini hazırlamış. Boni'yle birlikte sekerek gidiyoruz yanına. Doluyorum sevgilimin boynuna kollarımı, okyanustan aldığım sonsuz enerjimi onun dudaklarıyla paylaşıyorum.

Seviyorum onu, köpeğimi de seviyorum. Akşam yemeklerimizi de seviyorum. Ve en çok hayal etmeyi seviyorum, ne de olsa hayal etmek bedava :))

pehito
kurgu hikaye

28 Nisan 2013 Pazar

İÇİME SEN Mİ KAÇTIN?


Bugün tüm renkleri çektim içime, beyaz dantel mini elbisemi giydim üzerime. Nazarlardan korunmak için taktım turkuaz kolyemi, Baştan sona kadar yürüdüm sahilde, çektim denizin kokusunu ciğerlerime, gece girsin diye düşlerime.

Eve getirdim esen yeli, renkleri ve denizi. Girdim yeni aldığım beyaz nevresimli yatağıma. Düşlerimde gördüm renklerimi. Biri beyaz tavşan, diğeri kırmızı gül. Birbirlerine ne kadar yakıştı bu iki renkli figür. Bu gece kalbimde müthiş huzur, sen bunu okurken emin ol, ben huzurlu uykumu uyuyorumdur.

pehito

18 Nisan 2013 Perşembe

MAVİ DENİZ KIZI


Yine başladım dansıma, giydim tütümü  üzerime. Önce dönüyorum kendi çevremde. Sonra pisi pisilerimin ucunda, beni takip eden bir spotla dolaşıyorum sahneyi. Bugün sahnede tercihim mavi tütüm oldu, hadi söyleyeyim;

Çünkü biliyorum mavi düşecek üzerime yağmur. Müziğin ritmi artacak, denizi ayaklarıma taşıyacak. Ben topuklarımı serbest bırakıp, basacağım tabanıma karşılayacağım mavi denizi. Tütümü çıkarıp dalacağım maviye, bir yunusa takılacağım. "Heeey sen benim Toprak Kokuma'da gelmiştin. Tanıyorum seni" diyeceğim. Gülümseyecek ve başlayacak mavi şarkısına.

"Mavi düştür, mavi aşktır, mavi huzurdur, mavi çocukluğundur, mavi hani o dalından koparıp yediğin böğürtlendir."

Çok huzurluyum ama gitmem gerek mavi yunus, beni bekleyenler var şimdi. "Hihihihihih hadi git bakalım, seni şeker mavi deniz kızı" dedi. Yunusu anlamadım; baktım allı pullu olmuş bacaklarım, yine sahnede spotların altındayım. Şimdi müzik sustu ve ben alkışları karşılamaktayım.

pehito
:)

13 Nisan 2013 Cumartesi

TOPRAK KOKUSU

Bloğunu keyifle takip ettiğim Anarşi, benim bloğumda yağmurdan sonraki toprak kokusunu aldığını söylemiş ve bizden bloglarımıza gidip bunu hayal etmemizi istemiş. İşte hayalim :)

Denize dalıp dalıp çıkıyorum balıklara dokunuyorum, 
onların kaygan tenini avuçlarımda hissediyorum. 
Samui Adası'ndayım şimdi, kalbim ilk kez aşık olduğunda ki gibi atıyor sanki. 
Biraz açıldıktan sonra iki yunus balığı yaklaştı yanıma, 
öyle dikkatliler ki beni inciltmekten korkar gibi. 
Sonra birinin sesini duydum; ince tiz bir melodi. 
ikisi aynı anda bedenime dokunup yüzgeçlerini bıraktılar avuçlarıma. 
Tereddüt etmeden tutundum onlara ve metrelerce yolculuk ettik sahilde. 
Kalbim hiç atmadığı kadar hızlı, karnımda kelebekler, 
öyle de mütevaziler kıyıya kadar bana eşlik ettiler :)
Denizden çıktım küçücük bir kız oldum.  Çok uzundu yolum biliyorum. 
Sıcacık kumlara değdi ayaklarım, öyle bir enerjiydi ki bedenime yüklenen durmadan yürüdüm yürüdüm 
ve denizden buharlaşan su gökyüzünde bulut oldu görüyorum. 
Ben yürüdükçe kumlar toprak oldu, bulutlardan narin narin süzüldü yağmur 
gökkuşağına "selam" deyip toprağa düştü. 
Bugünden bana kalan denizi, yunusları, gökkuşağını ve yağmuru hatırlatan o tatlı 
TOPRAK KOKUSUYDU.

pehito

14 Ocak 2013 Pazartesi

AŞKIN YOLU

Siyah beyaz bir film gördüğüm,
İlk renk gözlerindi sevglim, deniz oldu içine daldım,
Şimdi dudaklarındayım, lal oldum ruhuna daldım.
Şimdi senle, sendeyim sevgilim.
Bırak yalanları, yalan aşkları nerde koşuyorsun sakın yanılma! 
Doğru benim gözlerimde, çık yola başla yürümeye gözbebeğimden yüreğime.
Bak bakalım orada kimi bulacaksın.
Haydi at adımını, can damarımdan sola dön dosdoğru yürü,
Sonunda bir değil midir AŞKIN YOLU?
Yazan: pehito & Eda Mutlu