aşık olmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşık olmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2014 Cumartesi

ADINI SEN KOY


Bir gün biri gelecek ansızın kapını çalacak; "girebilir miyim?" diyecek. Sen şaşıracaksın, daha önce hiçbir misafirinde o kadar heyecanlanmamış olacaksın. Hissettiklerini tarif etmeye çalışacaksın, bir adı olsun isteyeceksin ama bulamayacaksın. Hislerin öyle güçlü, öyle derin olacak ki, sen o hisse isim veremeyeceksin.

Sonra o kapını çalan, kalbini de çalıp apansız gidecek. Sen hazır olmayacaksın bu gidişe. O kadar güçlü hislerin varken bu gidişe, gidiş diyemeyeceksin. Telefonuna bakıp duracaksın; SESSİZ. Onun arkadaşlarını arayacaksın; SESSİZ. Yatağın SESSİZ, birlikte gittiğiniz yerler SESSİZ.

Bir zaman sonra alışacaksın bu sessizliğe. Bunu hayatının madalyonu olarak saklayacaksın ve her yeni gelende, çıkarıp önce o madalyona bakacaksın. Bu sebepten, yeni kadına/adama, hiçbir zaman ona aşık olduğun gibi aşık olamayacaksın.

Bir yara kanayıp duracak derinlerde bir yerde, gün gelip kabuk tutacak ama ömrün boyunca kaşınacak ve sen onu yine hatırlayacaksın. Adı ilk aşk olacak, unutamadığın aşk olacak, bitmesini istediğin aşk olacak, bitti dediğin aşk olacak ama hep olacak.

sevgilerimle
pehito

23 Eylül 2013 Pazartesi

ORADA GÖRÜŞÜRÜZ!!!



Dizlerini bedenine çekmiş, her hücresi birbirinden ayrılmaktan korkar gibi hareketsizdi. Hayatında mutluluğu hep sahip olmadığı şeylerde arayan biri için ne garipti bu hali. İlk kez 30 yıllk hayatında ilk kez kendine kalmış ve yanına hiç kimseyi yaklaştırmıyordu. Belki de ilk kez en çok başka şeylere yoğunlaşmasını ve bizi yanında istemesini beklediğim anda o tam tersini yapmıştı.

İki gündür aralıksız aynı şarkıyı dinliyor " GÖKSEL ACIYOR " ve kendine bakıyordu. İçine öyle kapanmıştı ki, 20 dakikadır varlığımdan habersizdi. İçler acısı dalgınlığına son vermek istercesine, ona hayatın devam ettiğine inandırmak ister gibi "Sevi" diyebildim. Birden onun adı her zamanki farklılığından arınmış değdi kulaklarıma. Onun isminde yarım kalmışlık vardı, Sevi-n, Sevi-len, Sevi-şmek ve içinde sevginin eksik olduğu bir sürü yarım kalmışlık.

8 Haziran 2013 Cumartesi

ÇOCUK GELİNİN İSYANI

Resim yazısı ekle
On beş yaşımı bugün doldurdum. Bugün benim hem doğum, hem de ölüm günüm. Babaanemlerin evinden bize gelen, yeşil divanın üzerinde bekliyorum zamanı. Ama bu kez gelmesin diye bekliyorum.

Annemden babamdan gizli gizli, biraz da öğretmenimin yardımıyla lise üçüncü sınıfa kadar okuyabildim. Halbuki dahası da olsun istiyorum ben, dahası olsun. Genetik okumak istiyorum. Babam gibi, annem gibi insanlara "hayır, ben ne istiyorsam o" dediklerinde, benim sesimin yok sayıldığı anlarda, abimden ve babamdan yediğim dayaklara anlam veremediğim de, genetiklerinde ki problemi çözüp; onları -duyarlı, aklı selim insan- statüsüne getirebilmek için istiyorum.

Bir de dışarıdaki davul zurnayı kulaklarım duymasın, gözlerim üzerimdeki kanlı gelinliği görmesin istiyorum. Daha 15 yaşındayım ben. Hayallerim var; gökyüzünün mavi, toprağın pembe olduğu hayallerim. Zamanı geldiğinde kendimden 16 yaş büyük bir adamla değil, AŞIK olacağım adama dair hayallerim.Siyah saçlarımın örgüsünü onun açtığı, gözüme aşkla baktığı hayallerim. Üzerimdeki gelinliğin ala boyanmadığı, çocuk hayallerim.

Annemin ve babamın imzasına bakmadan, yaşıma aldırmadan; söz hakkının bana sunulduğu, kaça satıldığımı öğrenmek için ailemin peşine düşen bir ülkeye dair hayallerim var benim.

İşte bu yüzden DİREN GEZİ PARKI, hayallerimi karartma!!!

pehito
kurgu-öyküler

6 Nisan 2013 Cumartesi

BİR HALİL SEZAİ HAYALİM VARDI

halil sezai
Bir Halil Sezai hayalim vardı. İlk çıktığında herkesin dalga geçtiği, tamam abartmayalım herkes olmasa da çoğunluğun dalga geçtiği bir adama ilk günden beri hayranım. Güzelliğinden ya da yana taradığı saçlarından değil tabi. Zaten güzel de değil, ayrıca erkekler güzel olamaz değil mi?? Bildiğiniz gibi "kız güzeli" diye bir tabir  var. Yani erkek dediğin "yakışıklı" olur ama adam yakışıklı da değil. Yani büyük bir çoğunluğa göre değil. Ya da yakışıklı erkek kriterlerine uygun değil. :) Ayy ne çok zorlandım anlatmakta. :) (Şu an arkasından konuşuyor olmuyorum değil mi, olmuyorumdur çünkü yazıyorum ;))

26 Mart 2013 Salı

KELİMELERİNDEN UZAKLARA...



Korkuyorum Aşk senden!
Acılarıma acı eklemenden,
Nefessiz kalmaktan korkuyorum.
Zor taşıyorum biriktirdiklerimi,
Şimdi yenisini eklemekten korkuyorum.
Elimi uzattığımda tutmamandan,
Tutarken sıkıp acıtmandan korkuyorum.
Ne oldu şimdi?
Usul usul sızdın kalbime,
Nasıl girdin hayatıma habersizce? 
Ruhum sema ediyor senin gözlerinle,
Dudaklarım sızlamaya başladı, vuslatınla.
Gözlerim kan akıttı,
Bir daha göremeyeceği için seni!
Sana kavuşmanın imkansızlığında,
Ruhum cehennemi yaşadı.
Uzak dur Aşk benden!
Taşıyamam ki ben seni.
Senin kelimelerinden uzaklara,
Yine kendi ruhuma, yalnızlığıma,
O soğuk odalara gidiyorum.

pehito

18 Mart 2013 Pazartesi

AŞK BÖYLE OLSUN

Gerçekten filmlerdeki gibi midir aşk?? Bütün yollar sizi, birbirinize mi çıkarır?? "Bütün kapılar kapandı artık, benim yolum başka, onun yolu başka" derken, birden her şeye sihirli bir değnek değmiş gibi, Dünya size mi hizmet eder??

14 Ocak 2013 Pazartesi

AŞKIN YOLU

Siyah beyaz bir film gördüğüm,
İlk renk gözlerindi sevglim, deniz oldu içine daldım,
Şimdi dudaklarındayım, lal oldum ruhuna daldım.
Şimdi senle, sendeyim sevgilim.
Bırak yalanları, yalan aşkları nerde koşuyorsun sakın yanılma! 
Doğru benim gözlerimde, çık yola başla yürümeye gözbebeğimden yüreğime.
Bak bakalım orada kimi bulacaksın.
Haydi at adımını, can damarımdan sola dön dosdoğru yürü,
Sonunda bir değil midir AŞKIN YOLU?
Yazan: pehito & Eda Mutlu

24 Aralık 2012 Pazartesi

BOŞLUK





Sevgi olsun, dostluk olsun, aşk olsun,
Bu yaşamda kalmak için bir sebebimiz olsun.
Boşluklarımız kaybolsun,
Kalbimiz aşkla dolsun.
pehito

21 Aralık 2012 Cuma

KIYAMET




Kafam davul gibi bunu hissedebiliyorum ama elimi başıma götüremiyorum. Sanki yüz kilo bir adam üzerime oturmuş gibi ama bunu bedenimin her yerinde hissediyorum. Ağzımın üstünde, göz kapaklarımda, kollarımın üzerinde ve beynimde. Sanki o adam beynimin üzerine de oturmuş gibiydi, çünkü düşünemiyordum.
Neredeydim, ne olmuştu ve en can yakıcı sorunun cevabını bile hatırlayamıyordum. Kimim ben? Tekrar gözlerim kapanıyor? Karanlık!!
Bir bebek sesi beni kendime getiriyor. Avazı çıktığı kadar bağıran bir bebeği duyuyorum. Kalkmak istiyorum ama o adam hala üzerimde, kıpırdayamıyorum. Hava zifiri karanlık, göz gözü görmüyor, dondurucu soğuk ve bebek sesinden başka, hiçbir şey duymuyordum. Kollarımı hareket ettirmek için kendimle bir mücadeleye giriyorum ama imkansız. Kasıklarımda ciddi bir ağrı hissediyorum ve ağır bir kan kokusu duyuyorum. Yakın zamanda hatırladığım tek şey, bebek sesi ama şimdi onu da duyamıyorum. Ağrı dayanılmaz bir hal aldığında, gözlerimi kapatıp, bir daha açmamayı diliyorum ama olmuyor. Ağrıdan bilincimi tekrar kaybediyorum.
Gözlerimi araladığımda, gün ağarmıştı ve kan kokusu iyice ağırlaşmıştı. Burnumun dibinde, bir çift göz gördüğümde, kaslarım istemsizce hareket edip üzerimdeki bedeni, hemen yanıma düşürmeyi başarmıştım. Kafamı soluma çevirdiğimde gördüğüm yüz kocam Murat, gördüklerimden sonra bütün anılarım beynime geri yüklendi. Allah'ım ne oluyor elimi onun ellerine uzattım ve bileğinden nabzını almaya çalıştım ama yok, hiçbir şey yoktu, artık yoktu, sadece bedeni yanımdaydı ama ruhu onu terkedip gitmişti.
Dünyam kararmıştı, Allah'ım bana daha büyük bir acı yaşatamazdın, teşekkür ederim tüm bunlar için teşekkür ederim, derken hüznümle kızgınlığımın arasında, ordan oraya geçip dururken, o bebek sesini hatırladım.
Tanrım bu olmuş olamaz diye geçirdim içimden ve aşağıya doğru baktığımda; araba karşıdan gelen kamyon, arabada doğum başlamıştı, gece yaşıyordu ama şimdi o çıplak zayıf bedeni hareket etmeden yatıyordu yerde. Savunmasız aciz ve hayata daha dün gece MERHABA demişti ve sabahı HOŞÇAKAL..
Bu kadar kısamıydı evladım ömrüm!! Aramızdaki bağı yerden aldığım bir taşla kopardım. Annelik böyle bir şey miydi, imkansız bir güçle onu kollarıma aldım ve sağ yanıma yatırdım. Kocam sol yanımda, oğlum sağ yanımda, iki cansız bedenin arasında ruhumun bedenimi terk etmesini beklerken tekrar bayıldım.
Gözlerimi açtığımda, ışıl ışıl ilaç kokan bir odadaydım. Kafamı önce sağıma sonra soluma çevirdim. İki yanımda boştu, o cansız bedenleri de beni terk etmişti.
İşte KIYAMET dedim. Burdaydım, dünyadaydım ama kalbim hem KIYAMETİ hem CEHENNEMİ aynı yerde yaşamıştı.
Her ikisi de bu dünyadaydı, beklemek anlamsızdı, elbet bir gün kapımızı çalacaktı.