baba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
baba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ekim 2013 Cuma

ARKANI DÖNME!!! (1. BÖLÜM)


Arkasını ne için döndüğünü hatırlamıyorum, ben ve kızım arabaya biniyorduk, kızımın minik dudaklarından aldığım öpücüğün neşesine gömülmüş keyifle onu araba koltuğuna oturtuyordum. Karımda geçirdiğimiz huzurlu günün keyfiyle gülümseyerek bizi izliyordu. Ona bakıp ne kadar şanslı bir adam olduğumu düşündüm ve sonra;

Neden dönmüştü arkasını, hatırladığım acı bir korna, kırmızı bir araba ve arabanın arka koltuğunda sarı saçlarını gördüğüm ama yüzünü göremediğim bir kadın. Bütün kemiklerinin kırıldığını duyabiliyordum. Bir kağıt parçası gibi yere serildi ve veda etmeden beni ve kızımı bırakıp gitti.

Bütün bedeni kan içerisindeydi. Onu öylece yerde bırakıp gerçek onu aramaya gitmek istiyordum. Sanki yerde yatan 7 yıllık eşim değildi. Her zamanki duru beyaz teni kırmızıya boyanmış, kendi kanı üzerine kırmızı bir örtü gibi serilmişti. O olamazdı yerde yatan benim aşkım olmazdı. Beni ve kızımı bırakıp gitmiş olamazdı. Ben grip olduğumda bile hayatımdaki diğer şeylerle nasıl baş edeceğini bilemeyen bir adamken, o bana bunu yapmış olamazdı.

17 Nisan 2013 Çarşamba

ÇOCUKLUĞUM NEREYE SAKLANMIŞ


Beceremiyorum sakız çiğnemeyi; genelde evde yalnızken kimseyle konuşmadıysam o gün ya da ne bileyim kanuşamayacaksam önce biraz sesli kitap okuyorum, sonra bir dizi açıyorum saçma sapan onu izlemeye başlayıp oradaki karakterlerle konuşuyorum. Hala çenemin hareket etmeye ihtiyacı olduğunu fark ettiğimde bu kez; başlıyorum sakız çiğnemeye. Gerçi çiğnemekten çok balon şişirmeyi seviyorum. Ama bir kuralım var evde yalnız olacağım sakız çiğnerken. Çünkü arka arkaya patlatıyorum sakızımı. Kimseyi rahatsız etmek istemem.

Sonra kocamaaaan bir balon şişiriyorum, içime çekerken ters gidiyor bir şeyler ben baloncuğun içine kaçıyorum. Aaaa hiçbir şey göremiyor, hapis olup kalıyorum. Biraz korkuyorum çünkü kapalı yer fobim var benim. Sakinleşmek için "daha dün annemizin" şarkısını söylüyorum, öyle annemin kollarını hayal ederken, o da ne; sağ elimde ilk ve tek barbim, sol elimde babaannemin yaptığı çöp bebek. İkisini de nasıl özlemişim, sarılıyorum sıkı sıkı. Onlara bakarken biri arkamdan itmeye başlıyor, bakıyorum babam Mehmetçik Parkındayız salıncaktayım "daha hızlıııı" diye bağırıyorum. Babam, daha da hızlı sallıyor beni. Gökyüzüne dokunup geri geliyorum. Sonra babam beni kendi halime bırakıyor; yavaşlıyorum yavaşlıyorum hooop zıplayıp iniyorum salıncaktan.

Ellerimi yere kokuyorum, birden ayakkabılarım takılıyor gözüme kırmızı rugan ayakkabılarımı görüyorum. Üç gün yastığımda birlikte uyuduktan sonra kıyabilmişim giymeye. Onları temizleyip ayağa kalkıyorum. Yürüyorum yürüyorum, deniz kenarına geliyorum. Taş atıyoruz kardeşlerimle denize, "en çok ben sektirdim" diyorum. Birden bir dalga gelip bütün taşları çekiyor içine, artık ne kadar sektirdiğimizin bir önemi kalmıyor. Kardeşlerime sıkı sıkı sarılıp ayrılıyorum yanlarından. Tekrar yürümeye başlıyorum, kemiklerim ağrıyor; "biliyorum büyüyorum" Ağrılarımla devam ediyorum yoluma, beyaz bir kapı görüyorum. Açmaya çalışıyorum biraz yapışıyor elime ama aldırış etmeden itiyorum; biraz şekerleniyorum, biraz çilek kokuyorum ve kapıyı geçiyorum

Şimdi mi neredeyim üçlü kanepemde bilgisayarımın başında :)
pehito

1 Şubat 2013 Cuma

TEK GERÇEĞİM ÖLÜM

boğaz köprüsü

Bir sürü uğultu var kafamda, sanki koca bir sinek yığını başımın etrafında dolanıyor gibi, gözlerim kararıyor, önümdeki demire neyi beklediğimi bilmeden sıkı sıkı tutunuyorum.

Yüzlerce yüz bana bakıyor ama hepsi birer gölge, sanki var olmamışlar, aklım bana oyun oynuyor gibi. Düşünüyorum en son ne zaman bu kadar insanı bir arada görmüştüm, tamam şimdi hatırladım, geçen ay; vefat eden annemin cenazesinde.

Her günüm annemin dizlerinde olduğumu hayal ederek geçiyor bir aydır her gün. Sanki onu kaybettikten sonra herkesi kaybettim. Babam hiç tanımadığım bir kadınla görüşüyor, üstelik annemi toprağa verdiğimiz ilk günün gecesinden beri. Bu nasıl bir ACI, bu kadar mı yalan dünya. Sevgiler bu kadar mı yalan, babamdı o benim, hep saygı göstermem gereken, annemin her zaman sevmemizi öğütlediği adam. Yalanmış demek AŞKLAR, SEVGİLER, GÜVENLER yalan.

Karşımdaki insanlardan birinin sesi kulağıma değmeye başlıyor, şu en sevdiğin şarkının melodisi gibi,  çınlıyor kulağımda. Gözlerim tekrar kararıyor, başım öyle dönüyor ki elimdeki demire daha sıkı tutunuyorum. Annem yok, babam yok, eh be güzel sevgili sen neden yaptın bunu bana. Neden en zayıf anımı bekledin NEDEN.

Yürüyorum, bedenimdeki kıyafetleri delen yağmura aldırmadan sonunda senin kokunu alacağımı bildiğim evimize yürüyurum, O delici yağmur, öyle titretiyor bedenimi ama ben memnunum, sonunda güzel sevgilimi kucaklayıp onun bedeniyle ısınmak var biliyorum. Onun sıcacık dudaklarının bedenimde dolaşması var ve bu her zerremin ıslanmasına değer. Biliyorum onun kolları; annemin yokluğunu, babamın terk edişini bana zarar veren her şeyi unutturacak, tek yer biliyorum.

Kapıdayım sevgilim, kalbim ağzımda çarpıyor şimdi. Birazdan sen olacaksın yanımda ve tüm terk edilişlerim son bulacak senin yanında. Seni kucaklayıp yatağımıza uzanacağım ve bitecek tüm hüzünler, ılık bir rüzgarla terk edecek beni biliyorum sevgilim.

İçerideyim sevgilim, dört yıldır birlikte uyuduğumuz odadayım, senin o melek yüzün karşımda, öyle huzurlu, öyle mutlu, öyle güzel uyuyorsun ki, ben seni uyandırmaya kıyamayacağım. Seni kaldırıp, NEDEEEEEN!!!! diyemeyeceğim, yanında ki ADAM KİM!!!! diyemiyorum.

Kapıyı kapattım sevgilim, şimdi o yağmur eskisinden daha deli yağıyor, daha çok ıslatıyor, daha çok üşütüyor beni. Bir taksi durdu yanımda, inen yolcunun yerine ben geçtim sevgilim. Çek Boğaz'a kardeş!!

Şimdi o ağıt, anlamlandı, sensin o; muhteşem duruşuyla, tüm asilliği, tüm masumiyetiyle karşımda duran benim dört yıllık sevgilim. Son bir çığlık geliyor kulaklarıma, evet bu benim adım.Senin ağzından duyduğum son ses; MEHMEEEET YAPMAAAA!!!!

Elveda sevgili; parmaklarımı gevşetiyorum, avuçlarımın arasındaki demirleri bırakıp, o bedenime damla damla dökülen yağmurların kaynağına karışıyorum şimdi, bilirsin ne çok severim ışıl ışılken BOĞAZI, ne çok severim İSTANBUL'u şimdi sıra ben de; ben terk ediyorum. Gidiyorum, benim tek gerçeğime; ÖLÜME.

pehito
kurgu, hikaye