taksim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
taksim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Şubat 2014 Çarşamba

HEP BANA HEP BANA



Ne kadar ağır hissediyorum kendimi, üzerimde bana ait olmayanlarımla. Bana ait olan giysileri kapının yanındaki portmantoya fırlatıp, kendimi cam göbeği mavisi pofuduk kanepeye adeta başka bir şeymişim gibi, bir yastık bir şal, fırlatıyorum. Konuştuklarımızı düşünüyorum. Beyoğlu'nda Limonlu Bahçe'de, o yeşil limon ağacının altında, limonatamı yudumlarken kurduğun cümlelerini.

"Ama aşkım yaaa.. Ilgilenmiyorsun artık BENİMleee! Eskiden ne güzeldiii. Ben hep konuşurdum sen ağzın kulaklarında, ışıl ışıl gözlerinle dinlerdin BENiii, sanki o an dünyada ilk kez duyduğun şeyler BENim dudaklarımdan dökülüyormuş gibi!! Bir de her buluşmamızda BANA mutlaka minik de olsa bir hediye alırdın, bir çiçek örneğin, buluştuğumuz günlerde BEN de mutlaka bir değişiklik bulur, iltifat ederdiiin. Ya bugün, oturmuşsun o ağacın altına, ağzından tek bir kelime çıkmadan öylece gözlerini kapamış, hamakta sallanıp duruyorsuuun!!"

Şimdi de gözlerimi kanepemde kapamış SENİ ve söylediklerini düşünüyorum. BEN ilk kez., ilişkimiz başladığından bu güne ilk kez SENLİ anların huzurunda, SENİN varlığında "kendimi dinlemek" istedim be aşkım. Bilemiyorum çok mu şey istedim?

pehito
kurgu, hikaye

fotoğraf alıntıdır..

7 Kasım 2013 Perşembe

ARKANI DÖNME (6. BÖLÜM)

İlk kez okuyacaksan BURADAN başla. :)



Nereye yıkılmalıydım, ne tutacaktı beni. Ne yöne gitsem dağılacaktım belliydi. İlk gün geldi gözümün önüne. İkinci tatilimi de Ege'de yapıp İstanbul'a dönmüştüm. Arkadaşlarla Taksim Nevizade'de rakı-balık yapalım demiştik. Murat'ın sevgilisinin bir kız arkadaşını da davet etmişlerdi. Arkadaşı da masada olduğu için hiç geyik çevirmemiştik. Hem Murat ve Simin ciddiydi. Çok geçmeden nişan yapmayı planlıyorlardı ve bu bir kere daha dikkat etmemiz anlamına geliyordu.

Ortaya biraz kalamar biraz ahtapot sipariş ettik. Onu da Simin'e hoş görünsün bizim Murat diye, şıklık olsun diye yani. Yoksa ortaya mevsim salatası, yanına da mevsim balıkları bir de buram buram anason kokan bir rakı oldu da bitmişti, yetmişti.

Balıktan koca bir parça ağzıma atmış, tam rakımı elime alacakken; omzunun altına uzanan beyaz tenine inat yüzünün önüne saldığı siyah saçları, beyaz üzerine mavi, kırmızı ve yeşilin birbirinin içine karıştığı çiçek desenli ceketi ve altına giydiği vücudunun hatlarını gösterişli bir şekilde ortaya çıkaran lacivert pantolonu, az topuklu ayakkabılarıyla fashion kızlarını kıskandıracak güzellikte bir kadın masamıza doğru emin adımlarıyla yürüyordu. Her adımı kalbimin içine sızıyor gibi yavaş ama her koyduğu adımla, ben buradayım der gibi geliyordu.

O an ağzım yarı açık bakıyordum ona ve hiçbir eklemime sahip olamadığım gibi çeneme de hakim olamamış "bu ne güzellik" demiştim, bizi tanıştırdıklarında. Arkasına bakmadan kaçacağını Murat'a ve Simin'e bu nasıl bir manyak diyeceğini düşünmüştüm ama öyle olmadı. Gülümsedi ve sanki hayatında ilk kez böyle bir cümle duymuş gibi gözlerimin içine baktı ve "teşekkür ederim" dedi. Yüzünde ortaya çıkan o gamzesine ilk o gün aşık oldum ben, tam o an ve ölene kadar da böyle olacağına söz verdim.

O gece bana bir fal baktı. İşime dair, aileme dair doğruluğu  sadece benim tarafımdan bilinen çok özel şeyler söyledi ve bir de bir yıl içinde evleneceksin dedi. Cüretsizce çıkmıştı ağzımdan o cümle ama diyorum ya onu gördüğüm an kaybettim bedenimin kontrol yeteneğini "seninle olacaksa neden olmasın!!!" fincandan alıp gözlerime dikti gözlerini ve minik bir tebessümle "neden olmasın!!!" deyiverdi. Selin hatırı sayılır bir şirkette müdürlük yolunda ilerliyordu ve ben biliyordum ki onun gibi güzel, akıllı, kariyer sahibi bir kadın, benim gibi ilk kitabı yeni basılmış -o da rica minnet- bir adamla neden evlensin. Tamam aileden kalan hayatımı sürdürmeme yetecek kira gelirim vardı ama bu yetmezdi bunu biliyorum. Eminim bütün o gülüşler, o haddini aşan konuşmalarıma tahammüller hepsi aldığı alkolün etkisiydi. Gerçi dikkat etmiştim pek de içmemişti.

-"Burak Bey iyi misiniz"
O içime işleyen Selin'li anlardan sancılar içinde çıkıp, her şeye veda ettiğimi bilerek, aldığım her soluk ciğerimi kesiyor gibi;
-Bilmiyorum, bilemiyorum. Neden hastanızdı Selin, benim bilmediğim neler olmuştu hayatında. Neden "ölümden çok uzakta olduğumuzu düşünüyordum" diyorsunuz, neden yakındı Selin ölüme. Hepsi için cevap istiyorum sizden? dedim.
Derin bir iç çekti ve;
-Burak Bey, hasta vefat etmiş olsa bile, benim size bunları anlatmam yasal değil, üzgünüm. Gerçekten çok üzgünüm.

6. bölüm sonu
pehito
kurgu, hikaye
7. BÖLÜM BURADA

11 Haziran 2013 Salı

AZ BİRAZ SEVGİ PIHTISI, YETMEZ Mİ?


Sevgi değil miydi, Evren'i var eden?
Yazık değil mi ağaçlara, analarının gencecik fidanlarına? 
Yazık değil mi Ahmet'in gözüne, Mehmet'in bacağına?.
Yazık değil mi ocağına evlat acısı düşen anaya-babaya?
Yazık değil mi karnında bebeğiyle dul kalan gencecik kadına?
Yazık değil mi ha!!
Ne verecek kaybedilen oksijeni?
Telafisi ne olacak yitip gidenlerin?
Şimdi akıttığımız gözyaşları nerede birikecek?
Dönüşmeden öfkeye, nereye akıp gidecek?
Huzur istiyoruz artık!!
Şiddet dursun, sevgi olsun.
Evren yeniden sevgiyle var olsun.
Bilemedim şimdi; çok mu şey istediğimiz?
 Neden bu kadar zor geldi, nedir beklediğiniz!!!

pehito

8 Haziran 2013 Cumartesi

ÇOCUK GELİNİN İSYANI

Resim yazısı ekle
On beş yaşımı bugün doldurdum. Bugün benim hem doğum, hem de ölüm günüm. Babaanemlerin evinden bize gelen, yeşil divanın üzerinde bekliyorum zamanı. Ama bu kez gelmesin diye bekliyorum.

Annemden babamdan gizli gizli, biraz da öğretmenimin yardımıyla lise üçüncü sınıfa kadar okuyabildim. Halbuki dahası da olsun istiyorum ben, dahası olsun. Genetik okumak istiyorum. Babam gibi, annem gibi insanlara "hayır, ben ne istiyorsam o" dediklerinde, benim sesimin yok sayıldığı anlarda, abimden ve babamdan yediğim dayaklara anlam veremediğim de, genetiklerinde ki problemi çözüp; onları -duyarlı, aklı selim insan- statüsüne getirebilmek için istiyorum.

Bir de dışarıdaki davul zurnayı kulaklarım duymasın, gözlerim üzerimdeki kanlı gelinliği görmesin istiyorum. Daha 15 yaşındayım ben. Hayallerim var; gökyüzünün mavi, toprağın pembe olduğu hayallerim. Zamanı geldiğinde kendimden 16 yaş büyük bir adamla değil, AŞIK olacağım adama dair hayallerim.Siyah saçlarımın örgüsünü onun açtığı, gözüme aşkla baktığı hayallerim. Üzerimdeki gelinliğin ala boyanmadığı, çocuk hayallerim.

Annemin ve babamın imzasına bakmadan, yaşıma aldırmadan; söz hakkının bana sunulduğu, kaça satıldığımı öğrenmek için ailemin peşine düşen bir ülkeye dair hayallerim var benim.

İşte bu yüzden DİREN GEZİ PARKI, hayallerimi karartma!!!

pehito
kurgu-öyküler

7 Haziran 2013 Cuma

DİREN GEZİ PARKI KONUŞAN FOTOĞRAFLAR

Şiddet içeren fotoğrafları koymak istemedim İsteyen google'dan ulaşabilir. Bu da yeterli diye düşünüyorum. Ben sustum, fotoğraflar konuşsun!!!