çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Kasım 2013 Perşembe

HER ŞEY SENSİN!!!



Hayat ne zaman güzel biliyor musunuz. Odasında televizyon izleyen küçük çocuğunuz pijamalarını giyip yatağında uyur halde gördüğünüzde, onun odasının önünden geçerken "anne" diye seslenip "seni seviyorum" dediğinde, siz işinizle uğraşırken gelip sizin yanağınıza masum küçük bir buse bıraktığında, evdeki bazı kararları çocuğunuza bırakabilecek kadar olgun olduğunuzu anladığınızda, evde tek bir ışık yokken her yeri aydınlatabilecek kadar enerjik olduğunuzu fark ettiğinizde.
Karşınızdakine değer vermek kadar kendinizi de değer vermenin önemini anladığınızda. Sırf başkaları görecek diye değil, kendiniz için rujunuzu sürdüğünüzde, yaşam enerjinizin içinizde ki ve tekelinizde ki varlığını anladığınızda "hayat çok güzel."
Beklemeyin, hayatınızı gelip düzeltecek birilerini beklemeyin, birinin sihirli değneğiyle gelip tüm huzursuzluğunuzu yok etmesini beklemeyin. Hayat Sizin ve onu anlamlı kılacak tek kişi sizsiniz. Mutluluk içinizde ve siz ona bakmayı unutmayın!!!

Sevgilerimle
pehito

25 Ekim 2013 Cuma

ARKANI DÖNME (3. BÖLÜM)

İlk kez okuyacaksan BURADAN başla.



Önümde, tik ağacından, sırt kısmı iki ağaç parçasıyla tutturulmuş, acil cila istiyorum diye bağıran sandalyelerde; siyah saçları özenle yandan ayrılmış ıslak jölelenmiş yirmi adam sırtı bana dönük otururken birden loş ışığı yok edecek spotlar açılıyor ve sandalyelerimizin önüne kristal abajurlerin orta yerine konulduğu, yeşil çiçeklerin muhteşem motifleriyle işlenmiş İngiliz tarzı tabakların ve gümüş; çatal, bıçakların tam da olması gerektiği gibi kurallı yerleştirildiği muhteşem masaların varlığını fark ediyorum.

Kulağıma güzel aksanıyla fransızca bir aşk şarkısı çalınıyor. Beyaz masa örtüsünden kafamı kaldırdığımda gözyaşları içinde şarkıyı söyleyen adamı görüyorum. İçim acıyor, nasıl tarif edebilirim bilmiyorum. Sadece.... Acıyor. Sanki kalbim yerinde değil gibi, bedenime can veren ruhum içimden sökülüp derin sancılar içinde bedenimden uzaklaşmış gibi bir acı ve tam o an omzuma değiyor bir el. Nar çiçeği tırnaklarından parmaklarına ve omzuna ve yüzüne doğru uzanıyor gözlerim.

Gözleriyle buluştuğu an gözlerim. Nutkum tutuluyor. Sıcak göz yaşlarım yavaşça süzülüyor yanaklarımdan. Tebessümü ve içine gömülmek için öldüğüm gamzeleriyle Selin. Elimi tutuyor ve beni oturduğum yerden kaldırıyor. Hafiflediğimi hissediyorum, yanaklarına dokunuyorum. Teniyle bir olmuş beyaz elbisesiyle melekleri kıskandıran karım, hayat arkadaşım, aşkım, Kayra'mın annesi karşımda bana bakıyor.

"Aslında araya zaman girmesi hiç de fena olmadı" diyor.
Neden benimle arasına mesafe koymak istediğini anlayamıyorum, beni daha ne kadar üzebilir diye geçiriyorum içimden ve yine o tarifsiz acı gelip kalbime yapışıyor.
"Tabi ki seni çok özlüyorum sevgilim, lütfen aklına yanlış bir şey gelmesin. Ama uzun süreli ayrılıklardan sonra sevgiline sarılmak çok daha güzel, değil mi?"
Bir şeyler söylemek için dudaklarımı aralıyorum ve o an Selin bana doğru uzanıyor. "Bir daha sakın kaybolma aşkım, bu çok zor, sensizlik çok zor" diyebiliyorum ve öpüşüyoruz. Bulutların üstünde iki tüy gibi, ben o'ymuşum, o da benmişim gibi..

Gözlerimi açtığımda duvarda asılı düğün fotoğrafımıza terler içinde bakıyorum. Selin'i bir kez daha kaybediyorum. Ve artık dönülmez yerlerde olduğunu biliyorum. Koltuktan kalkıp ebeveyn banyosuna giriyorum, üzerimdeki kıyafetleri dünün lanetinden kurtulmak ister gibi çıkarıyorum. Duşta soğuğu açıp suyun derimin altına geçip hücrelerimi esir almasını bekliyorum. Donarsam, sevgilime gidebilirmişim gibi bekliyorum. Ta ki Kayra'nın annesini arayan çığlıklarını duyana kadar!!

pehito
kurgu,
3. bölüm sonu
4. BÖLÜM

21 Ekim 2013 Pazartesi

ARKANI DÖNME (2. BÖLÜM)

İlk kez okuyacaksan BURADAN başla. :)

Uzun uzun Kayra'ya baktım. Onun yüzünde Selin'e benzeyen bir şeyler arayıp durdum. Kayra gözlerini kapadığında bütün doğa kurallarına inat bana benziyordu. Onun Selin'e benzer tek yanı gözleriydi. Annesininki gibi derin bakan kara gözleri.

Dünya'ya geldiği günü hatırlıyorum. Selin normal doğumdan korktuğu ve bir kaç kötü doktor tecrübemizden sonra, "güvendiğim bir doktora sezeryan yaptırırım, hem günü ve saati belli olur, risk almak istemiyorum" demişti. Kayra'yı taşıyan oydu ve tabi ki karar Selin'in olmalıydı. Kayra'yı kucağımıza verdikleri an ikimiz de bir gülüp, bir ağlıyorduk. Hayatımın en şaşkın deneyimi buydu. Selin öyle bir anda bile her zamanki muzipliğini yapmıştı. "Senin bir kopyanı dünyaya getireceğimi bilseydim, bu işe hiç kalkışmazdım" deyip küçük bir tebessümünden sonra, içine gömülmek istediğim gamzeleri yüzünde gül gibi açmıştı.

Ona aşıktım, hem de deliler gibi ama o gün bir kez daha aşık olmuştum. Bugüne özel aldığı göğsünün üst kısmı imitasyon incilerle işlenmiş pembe geceliğinin üzerinde duran yüzü, her zamankinden daha aydınlık ve ışıl ışıldı. Memesine yapışmış olan kızımızın varlığı onu eskisinden daha kadınsı gösteriyor ve artık her şeyime ortak bir bebeğin hayatımıza girdiğini anlıyordum.

18 Nisan 2013 Perşembe

MAVİ DENİZ KIZI


Yine başladım dansıma, giydim tütümü  üzerime. Önce dönüyorum kendi çevremde. Sonra pisi pisilerimin ucunda, beni takip eden bir spotla dolaşıyorum sahneyi. Bugün sahnede tercihim mavi tütüm oldu, hadi söyleyeyim;

Çünkü biliyorum mavi düşecek üzerime yağmur. Müziğin ritmi artacak, denizi ayaklarıma taşıyacak. Ben topuklarımı serbest bırakıp, basacağım tabanıma karşılayacağım mavi denizi. Tütümü çıkarıp dalacağım maviye, bir yunusa takılacağım. "Heeey sen benim Toprak Kokuma'da gelmiştin. Tanıyorum seni" diyeceğim. Gülümseyecek ve başlayacak mavi şarkısına.

"Mavi düştür, mavi aşktır, mavi huzurdur, mavi çocukluğundur, mavi hani o dalından koparıp yediğin böğürtlendir."

Çok huzurluyum ama gitmem gerek mavi yunus, beni bekleyenler var şimdi. "Hihihihihih hadi git bakalım, seni şeker mavi deniz kızı" dedi. Yunusu anlamadım; baktım allı pullu olmuş bacaklarım, yine sahnede spotların altındayım. Şimdi müzik sustu ve ben alkışları karşılamaktayım.

pehito
:)

8 Mart 2013 Cuma

AŞK YALAN

aşk yalan


Güneşe aldanma, rüzgar çıkar donarsın...
Sevgiye aldanma, o sevgiye giderken yanarsın...
Aşka aldanma, en büyük yalan o kanarsın...
Sen bu yolda çocuk, daha çok aldanırsın...

pehito





22 Ocak 2013 Salı

SEK SEK BUNUN ADI



Hey çocuk, bak bana koşuyorum,
Yok yok, sek sek bunun adı.

Zıplaya zıplaya aşıyorum taşları,
Hadi çocuk yakalasana kolaysa!

Hey sana dedim oradaki, buraya baksana.
Döndüm bekliyorum şimdi,

Gel hadi, bir öpücük kondur dudağıma.
Evet buradayım sana göz kırpan kadınım.

Mutluluklar ülkesinden gelen,
Hadi gel tut elimi ve bir daha bırakma.

pehito

YAZILARIN TELİF HAKKI pehito'ya AİTTİR.ÇALINMASI VE KOPYALANMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNUNUN 81.MADDESİ İTİBARİYLE YASAKTIR !

21 Ocak 2013 Pazartesi

ANNE OLMAK (ZİMMET)

ANNE OLMAK


Düşünüyorum da, zevkle yaptığım şeylere baktığımda hepsinin ortak bir yönü var. Sonunda bir puan yok ya da mecbur değilim yapmaya,, başarılı olmak zorunda değilim ve sadece kendim için yapıyorum.. Çok iyi hatırlarım sınav sorularının cevaplarını bildiğim halde, sınavı yarıda bırakıp çok çıkmışımdır. Çünkü mecbursun orada kalmaya, her şeyin doğrusunu yazmaya ve sonuç da başarılı ya da başarısız olmaya.

Bir gün satmışım bizim minik kediyi babasına, biri evli biri bekar iki kız arkadaşımla oturuyoruz. Konu geldi; anne olmakla baba olmak arasında ki farka, konu ilerledikçe biz aynı şeyleri konuşan iki kadın olduk, çünkü durum her evde, aynı vaziyet de. Ne mi konuştuk başlıyorum;

12 Ocak 2013 Cumartesi

DİYALOG (KİLOTLU ÇORAP)

Alışveriş merkezinde bir kafeye otururlar;

K-Acaba çocuğun çorabımı, aşağı çekiyor pantalonunu?

A-Bilmiyorum, hiç kilotlu çorap tecrübem olmadı.

:)))) pehito