KADIN
"Senin adın ne?"
*Hayal
Donup kaldı o anda zaman. Konuşmak istiyordu ama kelimeler direnişe geçmiş dökülmüyordu dudaklarından. Aklından bir orman, binlerce masal, göç eden kuşlar, okyanus geçti, sonunda öyle bir yere geldi ki asılı kaldı zamanda düşünceleri.
*Babamın gençliğine çok değer verdiği bir bayan arkadaşının adı benim adım. Belki bu sebepten kardeşlerimin arasında en çok beni sever babam. Dile getirmez bunu ama ben bilirim en çok beni sevdiğini. Sizin adınız ne?
"Hayal" diyebildi kadın. O an çok yabancı geldi sesi kulaklarına. Küçücük kalmıştı, minicik hissetti kendini. Zamanın içine karışmış kendi değil gibiydi. Bir siyah oldu, bir beyaz ne diyeceğini bilemedi. Ağlamak istiyordu, sevinçten mi yoksa hüzünden mi geldiğini bilmeden. Arkasına bakmadan koşmak istedi ama ayakları zeminle bir olmuş gibiydi, yapamadı.
*Ne güzel bir tesadüf, bakar mısın babacım hayatında üç tane Hayal tanımış oldun şimdi."
Hayal başını kaldırdığında Hakan'la göz göze geldi. Bakışlarında yılların birikmiş soruları vardı ve bilmiyordu soruların cevabı onu daha mı mutlu edecekti ya da hüznün denizine mi gömecekti.
ADAM
Soluğu kesilmişti Hakan'ın, bilemedi nereden başlayacağını. Hayal'le görmezden geldikleri aşkından mı başlamalıydı anlatmaya yoksa durup yaşadıkları anımı açıklamalıydı.
Hayal'in soru soran gözlerine baktı, teselli etmek ister gibi uzattı elini ve Hayal'in koluna dokundu. Hala eskisi gibi hissettiğine emindi. Geçen yıllar Hakan'ın hislerinden eksiltmemiş aksine kalbindeki yangını körüklemişti.
"Yarım saatlik bir işim var, lütfen beni karşıdaki Starbucks'da bekle. Lütfen sana anlatacaklarım var, bir şans ver ve beni bekle. Hayal'i bırakıp geleceğim." Küçük kız bir babasına bir de Hayal'e bakıyordu. Olup bitene anlam verebilecek kadar büyümemişti henüz. "Baba bu kitabı alacak mısın bana?" dedi. Hayal küçük kızın elinden aldı kitabı ve "Bu sana benim hediyem olsun" dedi. Zafer aralarına girmeden unutamadığı aşkını ve küçük kızını izledi. Bir ara ikisinin arasına girip dilek tutmayı düşündü, sonra kendiyle alay edip savuşturdu düşüncesini.
"Bekleyecek misin?" dedi Hakan, küçük bir kedi yavrusu gibi kendine sokulan kızına sarılırken, Hayal önce Hakan'a sonra küçük adaşına baktı ve bunu o küçük kıza yapamayacağını düşündü. "İşe gitmem gerek" dedi, günlerden pazar olduğunu unutmuştu. Hakan gülümsedi ve Hayal'i en zayıf noktasından vurdu. "Sana Siyah İnci'yi getireceğim" dedi. "Siyah İnci mi, ne saçmalıyorsun sen" dedi. Bu kez öfkeliydi sesi.
"Lütfen bekle" dedi Hakan, "yarım saat sonra buradayım" diyerek uzaklaştı Hayal'in yanından. Hayal arkalarından bakarken, düşüncelerine yetişmekte zorlanıyor ve kalbinin derinliklerine gömdüğü hayaletle baş etmeye çalışıyordu...
pehito
kurgu, hikaye
görsel googledan alıntıdır
4. BÖLÜM