KADIN
O işte, bu o. Yedi yıl öncesinde zamanı durduran adam. Hey zaman sen misin, doğru yerde misin? Zaman benimle misin, bu kez yanımda benimle akmaya mı karar verdin hayata? Ve şu anda dondurdum mu ben seni, bu bakışlarda. Sarılmalı mıyım ona, çekmeli miyim küflü kokusunu ciğerlerime ve sevmeli miyim tekrar, yeniden ve yeniden. Avuçlarımın arasına almalı mıyım siyah saçlarını ve kahverengi toprak kokan huzurlu gözlerine bırakmalı mıyım kendimi, dudaklarının kıvrımlarında buluşmalı mı dudaklarım ya da toparlanmalı mı? Zaman söylesene, akıp gideceksin ve ben sana yine yeniden yetişemeyecek miyim?
Elinde ki sarı nergis, nasıl bir tesadüf. Her akşam eve dönmeden bir ritüel haline getirdiğim ve siyah vazoda yenisini görmek istediğim nergislerden biri mi, onun elleriyle mi alacak bu akşam ki yerini. Yüzüme yayılan gülümsemeye engel olamıyorum, lal oldu dudaklarım, içime akıttıklarıma izin vermez bir geçit gibi sımsıkı kapanmış duruyorlar. Heeeey sersem kadın konuş, konuş! Ne derin bir tünelmiş ruhuma oyduğum bilmeden, aktı aktı dolmadı.
ADAM
Yine aynı vakur bakışlarıyla karşımda. Bu koku; ilk öpücüğün, yüreğime değen ilk elin, sonsuz yeşil çimlerin üzerinde bağır çağır koşmanın, sonunu görmediğin okyanusa açılmanın, masumiyetin huzur veren pembe kokusu bu.
Konuş be adam konuş! "Özledim" de, "unutamadım" de. "Zamanın hangi köşesine gizlendin de seni bulmak imkansız oldu" de. "Geçmişe baktığımda dokunamadığım bir sen vardın, sabaha uyandığımda karabasan gibi üzerime çöken sensizlik neyin nesiydi" de. "Rüyalarımda dokunup, öptüğüm kadın neden gerçek olamadın" de. Hadi ama gamzelerine dokun ve "neden hep böyle gülmedin bana" de. Söylesene be adam, konuşsana, onsuz geçen yedi yılı konuşsana onunla...
-Baba! ben bu kitabı çok sevdim. Bak Pinokyo, bak uzamış burnu. Yalan söylemiş böyle olmuş. Baba baba babaaaa!!!!
pehito
kurgu, hikaye
3. BÖLÜM BURADA
