1 Şubat 2014 Cumartesi

DOKTOR NEREDE!!

resim google'dan alıntıdır

-Kimse yok muuuuu!!
 Hey!! Kimse yok mu!!
 Nasıl bir hastane burası, yanımızda hastamız ağrılar içinde yürüyor. Neymiş efendim bir de özel hastane  olacak, ben Amerikan hastanesinde ameliyat oldum böyle şey görmedim. Bir hemşire, bir doktor, bir  sağlık memuru olmaz mı, in dediler aşağıya indik!! Ay kızım senin neyin var?
*Benim bir şeyim yok, yakınım ameliyat oldu, yoğun bakımdan MR için çıkardılar onu bekliyorum. Biz de fark ettik, hastanede in cin top oynuyor. 
-Kızım ben Amerikan'da ameliyat oldum yok böyle bir şey!! Görmedim böylesini.
*Hııı onu söylemiştiniz, öyle yok işte biz de görmedik.
-Ultrasona yolladılar, hastamızın ağrısı var. Ne bir tekerlekli sandalye, ne bir yardım. İn dediler indik, kime çektireceğiz ultrasonu.

Veee doktor gelir..

*Kimin ultrasonu çekilecek, buyurun odaya geçelim.
-Oğlum, biz de girip kendimiz çekeceğiz herhalde diye düşünmeye başlamıştık.
*Yok ben çekeceğim.
-Ben Amerikan'da ameliyat oldum, böyle bir şey görmedim. Nasıl güzel ilgileniyorlar, burada bize yol gösterecek kimse yok. 
*Hanım efendi, orada bir muayene için ne kadar ödüyorsunuz, burada ne kadar? Aynı parayı verirseniz ben sizin özel doktorunuz olabilirim!!!

pehito

30 Ocak 2014 Perşembe

SÜRREAL AŞK



Çok beğendim resimlerinizi, kullandığınız renkler, hoyrat fırça darbeleriniz. Pek anlamam aslında resimden, bu davetli geldiğim ilk sergi. Sürreal değil mi çalışmalarınız. Gerçeküstü, gerçeklikten uzak.. Bir kaç ressam biliyorum; ALBRECHT ALTDORFER, GIUSEPPE ARCIMBOLDO, AUBREY BEARDSLEY hıııım bir de ARNOLD BOCKLIN çok eski zamanlarda yaşamışlar 1922'li yıllar. Güzel resimler yapmışlar ve günümüz de bile anılır olmuşlar. Zaten her şeyin güzelini eski zamanlarda yaşayan insanlar yapmışlar.

Aşkın güzelini de onlar yaşamışlar, bakma bana öyle aşkın güzeli olur mu diye. Resimlerinin mavileri bana diyor ki; bu adam duygu adamı, siyahları keskin çizgileri kuralları var diyor. Sarılar sıcak bir adam ve dikkat çekmeyi seviyor ama en önemlisi bu adam sanatçı ruhu taşıyor diyor.

Doğruyu söylemedim size, davetiye falan almadım, zaten sizin çevrenizden çok uzaklarda kendi kabuğunda yaşayan bir kadınım ben. Rüyamda gördüm sizi, açık konuşacağım, şunu diyordum rüyamda kendime "bu adam güzel bir adam değil, kilosu da epey fazla ve kısa boylu da, aslında zayıflasa sevimli bir yüzü var. Peki beni neyi etkiledi de girdi rüyalarıma." Sonra hiç şüphesiz şöyle devam ediyorum cümlelerime; "o sanatçı ruhlu bir adam, duygularını fırçasına, oradan beyaz kağıda geçiren sanatçı ruhlu, duygusal bir adam. Benim ruh eşim o." Ne kadar uzun zamandır kendime; hayata iki kişi gelirmişiz, kendine benzeyen başka bir ruhla. Benim eşim kim deyip duruyordum ve siz girdiniz rüyalarıma.

Siz gerçekten o fırçayı tutan adam mısınız, o renkler gerçekten sizin mi, yoksa magazin programlarında her gece yanınızda başka başka genç tenlerle gezen adam mısınız siz. Sözlesenize, sahi siz kimsiniz?

pehito

29 Ocak 2014 Çarşamba

NOKTASIZ HAYAT



Ne kadar acı biriktirebilirsin içinde, 
Ne kadar taşıyabilirsin yüklerini?
Hangi virajda dağılır, hangi köşe başında kime çarpar onunla toplanırsın!
Buz gibi havaya aldırmadan, ellerini cebine sokmuş, ne kadar uzağa gidebilirsin?
Hangi ateşin başında ısınmaya karar verir, verirsin de gidemem dersin!
Yüreğin buz tutmuşken, ateşin sıcağını hissedebilir misin?
Söylesene hiç, bir an durup baktın mı kendine,
Sordun mu; bu yolculuk nereye?
Var mı bu istasyon'dan sana uzanan bir yol,
Yoksa uçsuz bucaksız mı gideceğin yol?
Ne çok soru işaretin, arada es vereceğin virgüllerin var ama 
Ne bana, ne de sana "Dur! Burası bizim" diyeceğin,
Bir noktan yok!

pehito



28 Ocak 2014 Salı

SADE'LİĞİN DOZU!


Yalın'lığın dozunu kaçırmış, yalın ayak yürüyorum..
Sade'liklere çarpa çarpa geçiyorum,
Sade dostluklardan, 
Sade hayattan, 
Sade hikayeler ve belki de
Sade bir aşktan..

pehito



15 Ocak 2014 Çarşamba

GİZLİ SIRLAR ÖĞRETİSİ


Daha önce burada, yazarın SON ÜÇ PEYGAMBER isimli kitabını da paylaşmıştım. O kitabı aldığım gün, yazarın iki kitabını daha merak edip almıştım. Çok uzatmadan kitaba geçmek istiyorum.
Kitapta genel olarak varoluşun gizemine ve bizden önce de yaşayıp yok olmuş ruhlara ve uygarlıklara, onların öğretilerinin bizim çağımıza nasıl geldiğine değinilmiş.
Kitapta ilgimi çeken bazı konulara değinmek istiyorum.
Atatürk, Emekli General Tahsin Bey'in; Türk dili ve Maya dili arasında ki benzerliği anlatmasıyla, Tahsin Bey'i konuyu araştırması için görevlendirir. Tahsin Bey'in araştırmaları sonucunda, M.Ö 200.000 ile 70.000 yılları arasında Büyük Okyanus'da Avustralya'nın bir kaç misli büyüklükte MU adında bir kıtanın varlığı keşfedilmiş olduğunu öğrenir ve Türkler'in de bu kıtadan gelip gelmediğini araştırmaya başlar.
Meksika'da ki araştırmalar sonucunda Atatürk; Maya-Aztek-İnka uygarlıklarının, Türkler'de kullanılan eşyalara benzer eşyalar kullandıklarını öğrenmişti. Ayrıca davullar ve kalkanlar bizimkilere çok benziyor ve üzerinde ay-yıldız sembolleri bulunuyordu.
Bütün bu araştırmaların yapıldığı kitapların çevirileri, Türk Dil Kurumu'nun kitaplığında, halen 56 ve 57 numaralı kayıtlarda ve Anıtkabir'de de muhafaza edildiği. kitaba not düşülmüş. Yazarın kitabı daha nice bilgileri belgeleriyle okuyucuya sunmakta.
Kitabı bitirdiğinizde kafalarınızda ki çoğu soru işaretinin yanıtlandığını ve yeni yeni soruların da belirdiğini göreceksiniz. Var olanla yetinmek yerine okuyup araştırmayı tercih edenlere, kitabı öneririm.

pehito

KİTAP              GİZLİ SIRLAR ÖĞRETİSİ
YAZAR            ERGUN CANDAN
YAYIN EVİ     SINIR ÖTESİ YAYINLARI
SAYFA            258