doktor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doktor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2014 Cumartesi

DOKTOR NEREDE!!

resim google'dan alıntıdır

-Kimse yok muuuuu!!
 Hey!! Kimse yok mu!!
 Nasıl bir hastane burası, yanımızda hastamız ağrılar içinde yürüyor. Neymiş efendim bir de özel hastane  olacak, ben Amerikan hastanesinde ameliyat oldum böyle şey görmedim. Bir hemşire, bir doktor, bir  sağlık memuru olmaz mı, in dediler aşağıya indik!! Ay kızım senin neyin var?
*Benim bir şeyim yok, yakınım ameliyat oldu, yoğun bakımdan MR için çıkardılar onu bekliyorum. Biz de fark ettik, hastanede in cin top oynuyor. 
-Kızım ben Amerikan'da ameliyat oldum yok böyle bir şey!! Görmedim böylesini.
*Hııı onu söylemiştiniz, öyle yok işte biz de görmedik.
-Ultrasona yolladılar, hastamızın ağrısı var. Ne bir tekerlekli sandalye, ne bir yardım. İn dediler indik, kime çektireceğiz ultrasonu.

Veee doktor gelir..

*Kimin ultrasonu çekilecek, buyurun odaya geçelim.
-Oğlum, biz de girip kendimiz çekeceğiz herhalde diye düşünmeye başlamıştık.
*Yok ben çekeceğim.
-Ben Amerikan'da ameliyat oldum, böyle bir şey görmedim. Nasıl güzel ilgileniyorlar, burada bize yol gösterecek kimse yok. 
*Hanım efendi, orada bir muayene için ne kadar ödüyorsunuz, burada ne kadar? Aynı parayı verirseniz ben sizin özel doktorunuz olabilirim!!!

pehito

13 Mayıs 2013 Pazartesi

GERÇEKLER ACITIR!!!


Yine mi seminer, son dakika haber veriyorlar. Koşuşturmaktan nasıl terledim. Iıııh kokmuyorumdur umarım, sanmam. Daha bu sabah duş aldım; deodorantımı ve yeni aldığım Dior Addict parfümümü sabah üzerime resmen boca ettim. Hem ne zaman koktum ki ben. Dur düşünüyorum.

Hımm lisede harçlığımı almadığımı son anda fark ettiğim ve 15km yolu yürümek zorunda kaldığımda. Bizim apartmanda oturan üniversiteli Ahmet'le kapıdaki ilk karşılaşmamızın olduğu gün. İnsan koktuğunun ancak böyle unutulmaz yapabilirdi zaten. Apartmanımıza taşınalı iki hafta olmuştu. O eşyaları taşırken ben onun ve benim olduğum hayal dünyasına derin bir giriş yapmıştım bile. İlk kaşılaşmamızda benim mahcup selamıma aldığım yanıt "ııııyyy ne yedin sen, hiç mi banyo yapmazsın" olmuştu. Yerin dibine işte benim o gün geçtiğim gibi geçilirdi. Ama sonrası "Meltem adın gibisin, yanımızdan esip geçiyorsun. Sen geçiyorsun, mis kokun baki kalıyor" olmuştu.

Yaaa ne günlerdi. Hah açılış konuşması başladı, ne kadar da uykum var. Gece uyutmadı ki velet. Çocuğun mu var, derdin var. Yani güzel tabi ama bazen zor. Her sabah 06.30da kalkmak zorundayım ve  bütün geceyi uykusuz geçirsen de, kalkıp sabahın köründe işe gitmek zorundasın. Bir de geldi beş yaşına hala "ayağında salla beni anne". Bacaklarımı hissetmiyorum hala. Evet şimdi konunun uzmanı çıktı. Umarım uykusuzluğuma yenilmem. Neyse çok sıkılırsam ıphone'umdan gelen maillerime girerim. Tweet atarım, facebook'a bakarım. Sonuçta ne yaptığımı sadece ben bileceğim.

Yani kırk yaş zor diyorlardı da inanmıyordum. Bütün hastalıklar bu yaşta başlıyor. Şeker, kolestrol ve şu yanımdan ayırmamaya alışamadığım, yakın gözlüklerim. En iyisi doktorun dediği gibi yakın-uzak bir arada alayım gözlüklerimi. Neredeyse telefonumla arama bir metre koydum ama yok anacım göremiyorum yinede. Gözlerime kürdan takıp dinlemeye çalışayım adamı. O da ne? Yılmaz Erdoğan mı sahnede? Aaaaa yok değilmiş ama bu ne benzerlik. Bu adamdan tıpla ilgili bilgileri dinlemek ilginç olacak. Acaba ne zaman şiir okumaya başlayacak. Gözlerimin içine bakıp, şiir okumaya başlasa;

bir beyaz kağıda 
her şey yazılabilir 
senin dışında 
güzelliğine benzetme bulmak zor 
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan 
her şeyden 
bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor 
belki tabiattadır çaresi 
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin 
ve benim 
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim 
anlarım bitkiden filan 
ama anlatamam 
toprağın güneşle konuşmasını 
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla


Menopozumun yaklaştığını hissettiğim ve zor kabullendiğim çizgilerimin üzerine iyi gidebilirdi bu şiir. Gerçi biricik işiyle çok meşgul eşimden dinlesem, yıllar sonra çok daha anlamlı olabilirdi. Aaaa şimdi hayal ettim de dizlerinin üzerine çökmüş elinde bir adet beyaz papatya, kesinlikle beyaz papatya. Bilir benim en sevdiğim çiçeğin o olduğunu, bilir de akıl edip almaz. Yirmi yıl olunca böyle mi oluyor evlilikler.

Düşünüyorum, böyle değildik eskiden. Nasıl aşık bakardık birbirimize, gören kıskanırdı. Yaaa hep diyorum bir nazar muskası yaptıralım diye ama ona batıl geliyor böyle şeyler. Bana da öyle gelirdi aslında, yaşlanmak orta yaşı geçmek, böyle bir şey sanırım.

Ooohh Yılmaz Erdoğan sırasını savdı. Bu kez bir avukatı taktim ettiler. Daha çok bir opera sanatçısı tipi var kendisinde. Üzerinde siyah takım elbisesi, geniş göğüs yapısı, dağınık kestane rengi siyah saçları, her an dışarı fırlayacakmış gibi görünen gözleri, sanırım guatrı var. Guatr hastalarının gözleri öyle oluyor, bu bilgiye ne ara sahip oldum hiç bilmiyorum. Aman Allah'ım böyle bir adamdan beklenmeyen ince tiz bir ses. Tamam pes ediyorum, kaçtı bütün uykum. Zaten kulaklarımı tırmalayan böyle bir ses de, uyumam pek de mümkün değil.

Nasıl oluyor da bir beden bu kadar zıtlıklardan oluşuyor. Biz çevremizdeki zıtlıklara katlanamazken, bir beden dünya kadar zıtlık bulundurabiliyor. Zıtlıklar, ne güzel bir kelime. Biri olmadan diğeri var olamayacak, varlıkları hep birbirine mahkum zıtlıklar. Yani düşünüyorum eşimle benim gibi.

Ben çok konuşurum, o gerektiğinde. Arada da "Melteeem tamam" bu ondan duyabildiğim en uzun cümle. Abartıyor olabailirim ama şu an için hissiyatım bu. Sanırım gece kalkmadığı için olabilir sinirim. Ne olurdu biraz da o baksaydı oğlana. Bu kadar uykusuz olmazdım. Sonuçta ben tek başıma yapmadım ya bu çocuğu. Ahaaa bir de neymiş efendim "sabah işe gidecekmiş" hayır sanki ben sabah diskoteğe gideceğim. Bu arada kaldı mı diskolar. Ondan da haberim yok.

Yok yok Meltem gerçekten yaşlandın kızım sen. Diskotek falan, ununu eledin eleğini astın. Baksana yirmili yaşlardaki gençler bile Meltem Teyze diyor sana. Yaaa ben ne zaman taktım yaşlanmaya bu kadar. Yani yaşlandıysam da kırk yıllık hayatıma; bir müdürlük, bir çocuk, bir eş ve güzel dostlar sığdırdım.

Efendim, ne oluyor yaaa???

-Melteeeeemm!!! Kalk hadi okula geç kaldık, sınav var, hadi ama.

Ne yani her şey rüya mıydı??

pehito
kurgu hikaye

10 Şubat 2013 Pazar

ÖLÜMDEN ÖNCE HİÇBİR ŞEY SON DEĞİL...

yeniden başlamak


Sezen söylüyor "Vay yine mi keder, ama artık yeter..." ailemi kaybedeli üç ay oldu. Hatırlamak istemediğim o feci kazada; bir kardeşimi, annemi, babamı ve sağ elimde ki bir parmağımı kaybettim. Ailemin yokluğunu fark ettiğim anda nasıl bir karanlık çökmüştü bedenime, varlığın ne olduğunu unuttuğum ne büyük bir yokluğun içine düşmüştüm..

Öyle ki; kaybolmak neymiş öğreten bir karanlıktı, çıplak bedenime giydiğim. Öyle bir sessizlik ki, kulaklarımı sağır eden.

5 Şubat 2013 Salı

BU BİR TERAPİ

kanepe



Selam doktor, yine ben. Yine kendime yetemedim, benim yine sana ihtiyacım var şimdi o beyaz kanepeye uzanacağım. Ve lütfen sen konuşma...

Doktor, bazenlere sıkışıyorum bazen. Öyle mutsuzum ki bunu hangi cümle tam anlamıyla ifade eder bilmiyorum, gitmek istiyorum. Öyle bir gitmek ki, gözlerimi kapatıp bu Dünya'ya veda etmek.