KADIN
Raflarda ki kitaplarda arıyordu hayatının eksik parçalarını. "Belki" diyordu. "Belki tozlu iki sayfanın arasındadır diğer yarım" Belki de bu sebepten doyamazdı okumaya. Kaybolurdu sayfaların arasında, "bu olabilir mi, ben bu kadın mıyım ya da bu adam mı" deyip dururdu kendine.
Bir cümlede mi gizliydi yaşamın sırrı, o eksik parça, yoksa başka bir tende mi. Ona ait olmayan bir beden mi biliyordu, onun eksiklerini. Ama bunu bilemezdi. Nereden bilsindi. Bir kere "aşık oldum" demişti, yağmurun altında şemsiyesiz el ele yürümeye cesaret edebileceği bir aşkı olmuştu. Ama ne o yağmur yağmış, ne de o el tutulmuştu sadece hayallerde kalmıştı.
En yakın dostuydu yalnızlık o yüzden bilmezdi kalabalık olmak ne demekti. İşte yine kitapçıda yalnızlığını unutmuş kendini arıyordu. Sarı bir kitaba uzattı elini, en dikkat çekicisi oydu çünkü. Bütün renklerin arasında insan zihnini en çok uyaran, dikkatini artıran bir o kadar sinirlerini bozan ama cazibesine karşı konulamayan en az bir kere dokunmak isteyeceğin renkti o. Adına bile bakmadan çevirdi sayfalarını ve tam o an burnuna değdi, hatıralarının küflenmiş sandıklarında kalan bir koku. Asla bir parfüm kokusu değildi, kişiye özel esmer bir tene ait hüzün kokan bir kokuydu bu.
ADAM
Göz hapsine almış izliyordu onu."Hiç değişmemiş" diye geçirdi iç çekerek. Kalabalığa karışmış, belki başkası için sıradan görünen halini yırtarcasına çıkan gizemli duruşu her zaman olduğu gibi onu yine hemcinslerinden ayırıyordu. Geçen yedi yılda daha da güzelleşmişti sanki. Yüzünde onu kendi olmaktan alıkoyan tek bir kozmetik ürün yoktu.
Üzerinde siyah gabardin bir palto vardı, Siyah saçlarını taçlandıracak altın rengi bir tokayla arkadan at kuyruğu yapmış, o bile bir papatyanın çimlerin üzerinde sade duruşunu gölgelemeyen bir nergis, hoş kokulu bir sümbül gibi duruyordu saçlarında.
Hala çok asil ve çok güzeldi. "Ne okuyor acaba" diye geçirdi içinden. Narin parmaklarının arasına aldığı sarı ciltli kitabın yerinde olmayı diledi. Cansız bir nesne olup onu anlamayı istedi. "Acaba hangi cümle onu derinden etkiler, kulağına fısıldasam bana da, o kitaba baktığı gibi ilgiyle bakar mıydı." diye iç çekti.
Aklını alan bu kadın ayaklarını da esir almıştı sanki. Arkasında, onun rahatlatıcı sandal ağacı kokusunu içine çekerken buldu kendini. Ve tam o an, bir çift kahverengi göz aşkla, arzuyla, hem çekmek hem de itmek ister gibi bakıyordu ona....
pehito
kurgu, hikaye
2. BÖLÜM BURADA
görsel google'dan alıntıdır