4 Mart 2014 Salı

BAŞLIKSIZ



Gittim!
Dağları denizleri aştım,
Bilinmez denilen yerlere gittim.
Kaldım!
Bütün gidişlerimde,
Kalbimin ait olduğu yerde kaldım.

pehito

3 Mart 2014 Pazartesi

HAYAL MEYAL SARI (1)



KADIN

Raflarda ki kitaplarda arıyordu hayatının eksik parçalarını. "Belki" diyordu. "Belki tozlu iki sayfanın arasındadır diğer yarım" Belki de bu sebepten doyamazdı okumaya. Kaybolurdu sayfaların arasında, "bu olabilir mi, ben bu kadın mıyım ya da bu adam mı" deyip dururdu kendine.

Bir cümlede mi gizliydi yaşamın sırrı, o eksik parça, yoksa başka bir tende mi. Ona ait olmayan bir beden mi biliyordu, onun eksiklerini. Ama bunu bilemezdi. Nereden bilsindi. Bir kere "aşık oldum" demişti, yağmurun altında şemsiyesiz el ele yürümeye cesaret edebileceği bir aşkı olmuştu. Ama ne o yağmur yağmış, ne de o el tutulmuştu sadece hayallerde kalmıştı.

En yakın dostuydu yalnızlık o yüzden bilmezdi kalabalık olmak ne demekti. İşte yine kitapçıda yalnızlığını unutmuş kendini arıyordu. Sarı bir kitaba uzattı elini, en dikkat çekicisi oydu çünkü. Bütün renklerin arasında insan zihnini en çok uyaran, dikkatini artıran bir o kadar sinirlerini bozan ama cazibesine karşı konulamayan en az bir kere dokunmak isteyeceğin renkti o. Adına bile bakmadan çevirdi sayfalarını ve tam o an burnuna değdi, hatıralarının küflenmiş sandıklarında kalan bir koku. Asla bir parfüm kokusu değildi, kişiye özel esmer bir tene ait hüzün kokan bir kokuydu bu.

ADAM

Göz hapsine almış izliyordu onu."Hiç değişmemiş" diye geçirdi iç çekerek. Kalabalığa karışmış, belki başkası için sıradan görünen halini yırtarcasına çıkan gizemli duruşu her zaman olduğu gibi onu yine hemcinslerinden ayırıyordu. Geçen yedi yılda daha da güzelleşmişti sanki. Yüzünde onu kendi olmaktan alıkoyan tek bir kozmetik ürün yoktu.

Üzerinde siyah gabardin bir palto vardı, Siyah saçlarını taçlandıracak altın rengi bir tokayla arkadan at kuyruğu yapmış, o bile bir papatyanın çimlerin üzerinde sade duruşunu gölgelemeyen bir nergis, hoş kokulu bir sümbül gibi duruyordu saçlarında.

Hala çok asil ve çok güzeldi. "Ne okuyor acaba" diye geçirdi içinden. Narin parmaklarının arasına aldığı sarı ciltli kitabın yerinde olmayı diledi. Cansız bir nesne olup onu anlamayı istedi. "Acaba hangi cümle onu derinden etkiler, kulağına fısıldasam bana da, o kitaba baktığı gibi ilgiyle bakar mıydı." diye iç çekti.

Aklını alan bu kadın ayaklarını da esir almıştı sanki. Arkasında, onun rahatlatıcı sandal ağacı kokusunu içine çekerken buldu kendini. Ve tam o an, bir çift kahverengi göz aşkla, arzuyla, hem çekmek hem de itmek ister gibi bakıyordu ona....

pehito
kurgu, hikaye
2. BÖLÜM BURADA
görsel google'dan alıntıdır

ERMİŞ


Bugün sayfalarını karıştırıp bir cümlesinde "işte bu" dediğim bir kitabı tanıtmak istiyorum sizlere.

"Unutmayın ki giyimde edep, temiz olmayanın gözlerinden korunmayı amaçlar" Yazar aşk, evlilik, çocuk, vermek, yeme-içme, çalışma, sevinç-üzüntü, evler, giysiler, alış-veriş, suç ve ceza, yasalar, özgürlük, akıl ve tutku, acı, kendini bilme, dostluk, konuşma, zaman, iyi ve kötü, dua, zevk, güzellik, din ve ölüm üzerine düşüncelerini kutsal kitaplarda rastladığımız bir dille yazmış kitabına. Ona inanan ya da inanmak isteyen konu ile ilgili bir soru soruyor yazar da cevaplıyor. Benim içinde kendime yakın bulduğum ve üzerime aldığım çok kavram oldu.

Doğu ve Uzak Doğu ile Batı inancının bir sentezi gibi kitapta anlatılanlar.

Okunası bir kitap.
iyi okumalar

pehito

Kitap           ERMİŞ
Yazar          HALİL CİBRAN
Yayın Evi     Anahtar Kitaplar Yayın Evi
Sayfa Sayısı 142
Çeviren        MESUT KÜÇÜKOĞLU

1 Mart 2014 Cumartesi

SENİ SEVİYORUM



Kalbimde ki kırmızı aşkı giyindim bedenime,
Doladım gecenin siyahını belime
Yıldızları toka diye taktım, siyah saçımın her bir teline.
Soyut kelimeleri bıraktım denize
Somut olanları kaptım da geldim.

Anlaşılır olmak bu gece ki dileğim
Konuşup anlattıklarım değil
Susup söyleyemediklerim ama duy istediklerim
Büyüyüp büyüyüp dudaklarımın arasından çıkamayanlar
Belki de sadece iki kelime 
İşte söylüyorum
Sadece seni seviyorum, bil istedim.

pehito
görsel google'dan alınmıştır.

TAKILDIM HADİ GEL KURTAR BENİ



Bazen akmaz zaman ve hep o ana asılı kalır insan. Yani sen ya da ben. Kötü zamandır o zaman, zaman. Bazen de akıp gider zaman, bitmesin istersin, o ana sarılıp öylece sonsuz olmak istersin ama acelesi vardır zamanın, bir sürat uzaklaşır hoşça kal bile diyemezsin ve o an senin yüreğinin dolup taştığı eşsiz mutluluk anıdır.

Bazen sen gitmek istersin bazen zaman. Hahaaa ne diyorum zaman hep giden sen hep kalan olursun. Sonra başlarsın kaçırmaya, yetişmeye çalışırsın yetişemezsin, nerelerden geçtiğini bilemezsin. Bir bakmışsın beyaz bir ışık huzmesinin üzerinde HOŞ GELDİN BURASI YOLUN SONU yazılmıştır. Döner bakarsın son kez arkana, geçmiş geçmiştir artık, öyleyse dersin "bir kere bir akıllılık yapayım gülümseyerek gideyim, en azından şimdi tadını çıkarayım an'ın".

Nereden mi biliyorum, şaşırma tabi ki bilmiyorum sadece varsayıyorum.

Sevgilerimle :)
pehito
görsel google'dan alınmıştır.