Anneme bıraktığım her bir kağıdın hayal kırıklığıyla gidiyordum. Selin hiç mi güvenmemişti bana, ona göre beceriksiz bir adamdım da, bana bunu hiç mi belli etmemişti. Çocuğuma bakamazdım, ona bir şey olursa her şeyi birbirine mi karıştırırdım. Yoksa bu gidiş planlı mıydı? Yaşayacaklarını biliyor muydu? Yine o yol gösterici dediği, diğerlerine benzemiyor dediği rüyalarından birini mi görmüştü de böyle bir hazırlığa girişmişti!
Evimiz Moda'da, hastane Nişantaşı'ndaydı. Aradaki yolu şuursuzca ilerlemiştim, hastane kapısından girdiğimde; arabamın kontağını ne zaman çevirdiğimi, ne zaman hastanenin önüne park ettiğimi fark etmemiştim. Kendimi kaza anına geri dönmüş gibi hissettim. Sesler yine uğultulara dönüştü, görüntü bulanıklaştı, yerin ayaklarımın altından kaydığını hissettim ve sonrası; görüntüyü geçirmeyen ama sesi olduğu gibi size ileten, asker yeşili örtüyle çevrelenmiş bir alanda sedyenin üzerinde sırt üstü yatıyor oluşumdu.
Hemşirelerin kulak tırmalayan sesini duyuyordum. An itibariyle bütün sesler olduğundan daha büyük değiyordu kulaklarıma.
"Danışmaya doğru ilerlerken düşüp bayıldı. Nabzı normal, ateşi yok. Panik atak olabilir."
"Pardon, pardon kalkabilir miyim?"
"Lütfen biraz daha uzanın, doktor hanım geliyor."
"Peki"
Peki, peki, peki her şeye peki. Gelsin bakalım. Neyi tedavi edebilir. Kalbimde ki sızıya bildiği bir ilaç var mı? Beni sakinleştirecek, eksik parçamı tamamlayacak bir ilacı var mı, buradan alıp götüreceğim sevgilimi toprağa emanet etmeden yola devam edebilmemizin çaresi var mı doktor hanımda. Hadi gelsin bakalım..
-"merhaba"
-"merhaba"
Annenin yavrusunu en çaresiz anında sarıp sarmalayan sıcacık sesi gibi geldi bu "merhaba"
-"Adım Sinem Keskin, hastanenin psikoloğuyum. Vücut değerleriniz olağan çıktığı için bana haber verdiler. Adınızı öğrenebilir miyim?"
-Burak Yiğit.
-Daha önce bu tarz bayılmalarınız ya da bayılırken hissettiklerinize benzer semptomlar yaşadınız mı hiç?
-Hayır. Daha önce bana bu kadar yakın birini sonsuza kadar kaybetmedim. Eşim bir trafik kazası geçirdi ve hastanenizin morgunda. Dün akşam üzeri buraya getirdiler. Cenaze işlemleri için geldim ve kendimi hiç iyi hissetmiyorum.
-Selin Yiğit'den mi bahsediyorsunuz, eşiniz miydi? Başınız sağ olsun, gerçekten çok üzgünüm.
Işıl ışıl parlayan çimen yeşili gözlerindeki tüm elektrik kesilmiş gibiydi. Son cümlesiyle sanki yüzü matlaştı, belli ki otuzlu yaşlarının başındaydı ama bir kaç yaş daha ileri gitmiş gibi, çilli yanakları daha da çillendi ve hücrelerinde ki bütün kan çekilmiş gibi pembe-beyaz yüzü sarardı.
Selin'in burada olduğunu bilmesine anlam veremedim. Her yatırılan hastaya dair bilgileri olamazdı. Türkiye'nin en kapsamlı ve en çok hasta kabul eden hastahanesinde böyle bir hasta takibinin yapılması mantık dışıydı. Peki öyleyse, nasıl, nereden biliyordu Selin'i.
-Karımı nereden tanıyorsunuz?
Yine kanatlarının altına almak istermiş gibi, yumuşak kadife sesiyle beni olduğum yere, kalbimin sadece Selin'e ait yerine kilitledi.
-Burak Bey eşiniz iki yıldır benim hastamdı ve bu yaşanan sondan artık çok uzakta olduğumuzu düşünüyordum.
5. bölüm sonu
kurgu, hikaye
6. BÖLÜM