22 Ağustos 2013 Perşembe

HAVAİ FİŞEKLER HAVAYI DA FİŞEKLER


Arka arkaya patlayan rengarenk havai fişekleriyle karşılanıyorum. Sevgilim bayılır abartılı gösterilere, bazen ben de severim ama mütavazi şeyleri tercih ediyorum. Nankörlük mü yaptığım ya da şımarıklık mı? Gerçi biraz şımarmanın kime ne zararı olur ki..

Yani şimdi hoştu tabi o fişekler ama sonuçta gökyüzünü de fişekler o havai fişekler. Yok mu bunun atmosfere zararı ya da gökyüzünde uçan kuşlara kelebeklere.

-Aşkım nasıl beğendin mi süprizimi?
-Hı, ne efendim canım!!
- Kalk artık diyorum hayalperest kızım, uyan da sorayım kimmiş o çevre düşmanı aşkın..

pehito
kurgu

21 Ağustos 2013 Çarşamba

TAM ŞU AN


Ne dünü özlüyorum, ne de yarını merak ediyorum. Deriz ya bazen "ah çocukluğum" ya da merak ederiz "büyünce ne olacağım". Ya dündeyizdir ya da yarında, hiç kalamayacak mıyız tam şu anda. Bunu yazarken bile gelecek zamanın içindeki halimi merak ediyorum.
Tam şu an evimin karşısındaki denizi çevreleyen ışıklara bakıyorum, tek tek okuyacak herkesi hayal ediyorum. Kimi gülümsüyor, kimi bakalım ne anlatmış diyor, kimi aman ne saçma banane senin şu anından diyor. Ama dayanamayıp son cümleye kadar geliyor.
Diyeceğim şudur; biriktirdiğim her şeyi bırakıyorum son bir nefesle. Dalıyorum an-ın içine. Bir huzur hissediyorum, güvenli ayakları yere basan pehito'nun huzurunu. Zihnimde dolaşan kelimelere "bir dakika izin verin" diyorum. Uçuk maviye pembelere dolanıyorum, içinden hiç çıkmak istemiyorum.
Ayaklarımda kumların sıcaklığı, mavi deniz ve birden yakamoz, artık hava karardı. Ciğerlerimde bol oksijen. Sıfırlıyorum her şeyi, bugün tam da şu an benim yeni hayatımın miladı.

Sevgilerimle
pehito

26 Temmuz 2013 Cuma

BEN senin için BUNU yaptım


Ailemden ancak bana bir ay ucu ucuna yetecek kadar para alıyordum. Arkadaşımla bir delilik yapıp üniversite şenliklerinde tezgah kurup, satış yapmak için, bütün paramızı incik boncuk, biraz kumaş boyası ve beyaz fanilalara harcadık. Artık bir simit alacak param bile yoktu. 

Ama içimde muhteşem bir heyecan, yeni şeyler üretecek ve insanların beğenisine sunacak olmanın sevinci vardı. Öğrenci evimize kapandık, yamalı kanepelerimizin bize batan tellerinin üzerine oturup, boncuklardan renk renk kolyeler, bileklikler yaptık. Duşa kabini olmayan, yerleri eski mermer, kabini kapısı olan banyomuza girip, fanilaları leğene bastık ve renk renk batikli tişörtler bize bakıyor bizde memnun gözlerle arkadaşımızla birbirimize. Ve yaptığımız her şeye aşık olduk o akşam.

Şenlikler de bir tezgah açtık. Hepsini aşkla sattık. Bir sözüm vardı kendime "ilk kazandığım parayla, evsiz çocuklara yardım edecektim" Ve ilk paramı kazanırken gözüme ilişen 4 çıplak ayağın sahiplerine baktım. Solmuş siyahın griye bile yaklaşamadığı kıyafetleri ve çıplak ayaklarıyla, mendil satan iki sokak çocuğu. 

Kazandığımız bütün parayı heybeme attım, ürkek adımlarla yanlarına yaklaştım. 
-Merhaba mendil alabilir miyim?
-Tabi abla..
-Ne kadar?
-1L
-Ablam bir şey diyeceğim ama yanlış anlamayın, ayaklarınız acımıyor mu? Niye ayakkabı giymiyorsunuz..

Güldü biri, biraz alay eder, biraz da ben onlarla alay ediyormuşum gibi..
-Varda mı giymiyoruz!!
Belli ki bu bir soru cümlesi değildi..
-Ablam............ ben size çorap alsam, param ayakkabıya yetmez bir çift terlik alsam.
Cevabı veren acı acı güldü, diğeri "olur abla" dedi.

Yakında ki yer altı çarşısına gittik birlikte. İkişer çorap, birer çift terlik aldım onlara. Arkadaşımı tezgahta yalnız bırakmıştım, hem çocuklara yardım etmenin hem de kendime verdiğim sözü yerine getirmiş olmanın rahatlığıyla geri döndüm. 

Satışlar aynı hızla devam ediyordu, para üstü gerekti. Elimi heybeye attım, günün bütün kazancı gitmişti. Geldiğim yolları koştum ama paradan eser yoktu.

İki hafta sonra, aynı sokak çocuklarını öğrenci evimizin sokağında gördüm. Üzerimde pijamalar indim yola. HEEEEEYY!! Diye seslendim. Döndüler arkalarına ve durdular. Yanlarına gidip;

-Ben size iyilikten başka ne yaptım, ayaklarınızda terlik yok diye terlik aldım. Neden paramı çaldınız!!!
Gözlerim ayaklarına takılmıştı, yine çıplaktı.

-Bizim de kardeşlerimizin ayakları çıplaktı, onlara verdik. İhtiyacı olduğunu gördüğümüz için ve sadece kendi vicdanımızı rahat ettirmek için verdik. Değil paramızı, canımızı alsalar BEN SENİN İÇİN BUNU YAPTIK DEMEZ İDİK..

O an anladım ki sadece kendin için yap, ne yapıyorsan sadece kendi vicdanın kendi isteğin için yap. Karşılık beklemeden, "o da sana iyilik yapsın" diye beklemeden yap..

Sevgilerimle
kurgu
pehito

24 Temmuz 2013 Çarşamba

SUSMALARLA ANLATTI


Bir Reyhan vardı;
Kömür karası gözleri, siyah saçları ve esmer tenliydi Reyhan.
Aklından geçenler vardı;
Kimini kendine sakladı, kimini yazdı akladı, kimini doğmadan aldırdı, 
kimi faili meçhul cinayete kurban gitti
Ama Reyhan hiçbirine aldırmadı.
Onun hazinesi, kendine sakladıklarıydı.
Hiçbir zaman konuşup anlatmadıkları,
Susup kendine sakladıkları.

Bir Reyhan vardı;
Susarak anlatanların kraliçesi, 
Kendi kendine konuştuklarının patroniçesi.
O bilirdi; susmadan söylenemezdi konuşulacakların en hakikatlisi..

Bir Reyhan'lı vardı;
Susmalarını dualara gömen.
Susmanın anlamının, doğru yerde susmak olduğunu bilen..

pehito

23 Temmuz 2013 Salı

YENİ BİR PENCERE AÇ


Hayatınızda hep açacağınız yeni pencereler olsun. Hep bir hareket alanı bırakın kendinize. Mesela tek bir bloger'ı takip etmeyin. Bilin ki başka yazı yazan ve sizin hayatınıza değecek başka yazılar da var. Bir tane arkadaşım olsun o da canım olsun demeyin. Arkadaşınız çok olsun, hepsinin size verdiği ayrı tat olsun. Kimiyle dedikodu yapın, kimiyle okuduğunuz kitabı paylaşın, kimine "kimseyle paylaşmam" dediğinizi anlatın. Kimine gülün, kimine ağlayın ama asla bir kişiye bağlanmayın. Çekip giderse " yeniden başlamak" tabirinin en acılı yollarından geçmek zorunda kalmayın.

İşinize bağlı olun, dürüstçe yapın, patronlarınızı sevmeyi deneyin ama orası olmazsa başka bir yer vardır, bunu da unutmayın. 

Sevin ama bilin ki sevdikleriniz de gidebilir o yüzden siz her şeyi ve herkesi sevin. Bir diziye bağlanmayın, bölüm sonu erken gelebilir unutmayın.

Duruyorum ve düşünüyorum. Hayatımda ki herkes çok değerli ama dün yoklardı. Bugün de gidebilirler. Evim çok değerli ama bunu satıp yenisini alabilirim. Yaşadığım şehri seviyorum ama başka bir şehirde yaşamak zorunda kalabilirim. Hayatımda ki hiçbir şeyi, yaşamımın merkezi yapmıyorum. Eğer sadece onun için yaşar ve tüm dünyamı onun etrafına kurarsam biliyorum ki, o gittiğinde dağılırım..

Bu çok değer verdiğim KIZIM için de geçerli. Ben de annemin babamın en değerlisiydim ama onlarla senede bir ay ancak görüşebiliyorum ve biliyorum ki zamanı geldiğinde kızım da gidecek. Hayatımın merkezi o olursa gittiğinde dağılırım.

Yaşamınızda çok insan olsun, hobileriniz olsun vakit ayırın. Her şeye seçenekli yaklaşın ve her zaman yeni pencereler açın, her yeni pencere sizi hayata daha çok bağlayacak bunu unutmayın.

Bu gece içimden bunlar geçti..
Sevgilerimle
pehito