Aşağıdaki hikaye, gerçek hayat hikayesinden esinlenerek, baba ve oğluna ithafen yazılmıştır.
Neden çevremde ki onca kalabalığa rağmen, bitip tükenmek bilmeyen yalnızlığım. Herkes var gibi, alıştığım herkes. Peki isyanım neye, neden kalabalıktan kaçıp bu odaya saklanıyorum, çocukluğumdan hatıra bir kokuyu ciğerlerime çekiyorum ve bu küçük legolarımı elime alıp o KÜÇÜK EVİ tekrar tekrar yapıyorum. Neden saklanıyorum, neye sığınıyorum. Kaçtığım şeyle, geldiğim yer hep aynı aslında.
baba olmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
baba olmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Mart 2013 Salı
SÖYLE BABAM RAHAT MISIN!!
Etiketler:
anne olmak,
baba olmak,
evlilik,
İstanbul,
kadın,
karabasan,
kız çocuk,
kız kardeş,
lego,
meyve ağaçları,
mimarlık fakültesi,
pehito,
tarla,
tıp fakültesi,
yalnızlık,
yer meselesi
16 Aralık 2012 Pazar
ANNE OLMAK
![]() |
| anne olmak |
Bir annemin anlattıkları var kulaklarımda, biz üç kız kardeşiz benden küçüğüyle aramda bir yaş, en küçüğüyle aramda 2,5 yaş var. Yani 2,5 yılda üç çocuk büyütmüş kadın. Anlatıyor; 'Karnınızı doyurur, altınızı temizler yatırırdım uyurdunuz. Kolay olmasa bu kadar yaş arası olan üç çocuğa bakılır mı? Senin de öyle olacak kızım. Hem ben de vardı üç tane, sende olacak bir tane. Öyle zor olsa, insanlar ikinciyi yapar mı?' Ve daha motivasyonu artıracak nice bir takım cümleler. Ben de almışım gazı, annem doğru diyor, bak o üç tane yapmış, ne de güzel bakmış yapılır da bakılır da :) Ve çocuk operasyonu başarıyla gerçekleşir, dokuz ay sonra bebiş kucağa alınır :)
Çok geçmedi, kızımı dünyaya getirdikten iki hafta sonra, yıllarca kandırıldığımızı anladım.
O anne-bebek reklamları yok mu , o reklamlardaki gülen bebek, yatağa koyduğun gibi uyuyan bebek, huzurlu anneden, ibaret değil annelik. Hangi mamayı kullanırsan, hangi bezi takarsan tak -agucuk, bugucuk- deil, bu böyle biline. Biz kadınlara diretilen bu mükemmel anne-bebek imajı ,kadınlar için zaten zor olan anneliği, daha da zorlaştırıyor. Arada salya sümük ağlayacaksın, yapamayacaksın, bezleyemeyeceksin, bazen susturamayacaksın, bazen sütün olmayacak mamayı dayayacaksın, inan hepsi çok normal :)
Çocuk senin canın, senin kanın kimse sana ondan daha yakın olamaz, dünyada sahip olabileceğiniz en değerli varlık, öyleki gazı çıktı diye mutlu olduğunuz, bugün kakasını yedi kere yaptı diye rahat uyuduğunuz tek varlık. Bakımıyla ilgili fikrinizin olmadığı ve onu hayatta tutmak için seferber olduğun minicik bir canlı.
Acıkacağını, bezini kirleteceğini, kusacağını isteklerini ağlayarak belirteceğini bunları biliyoruz. Buraya kadar, sıkıntı da yok zaten.
Peki ya bilmediklerimiz; acıktığında memelerinde sütün yok, ne yapacaksın? Sütün çok bebek emmiyor süt sıtması oldun, ne yapacaksın? Haydiiii.. bebek kolik, sabah 5 akşam 8 aralıksız ağlıyor, ne yapacaksın?
Sana ait tek kişilik bir yaşamın varken onu elin oğluyla birleştirip :) hayatını paylaşmaya başladıktan ve buna henüz alışmışken, minik bebekle birlikte üçüncü bir kişinin de bütün sorumluluğunu alıyorsun. Elin oğlu kendi ihtiyaçlarını, en azından temel ihtiyaçlarını -tuvalete gitmek, hazır yemeği yemek, yıkanmış ütülenmiş giysilerini giyinmek- karşılayabiliyor, yeni üye onları da yapamıyor.
Bebek dünyaya geldikten sonra artık banyoda iki dakikadan fazla kalamazsın, tuvalet ihtiyacını akşam kocan eve gelene kadar bekletirsin, tabi önce onun tuvaletten çıkmasını beklersin :) yemek bulursan yersin (çocuktan vakit kalıp yemek pişirememişsindir) , sütüm olsun diye, bol bol su içmeyi ihmal etmezsin, ağzından iki lokma geçiyorsa onu da süt olsun diye atarsın ağzına yani yine kendini değil o miniği düşünerek beslenirsin. Yoksa onu da ertelersin.
Bir de insanlarla uğraşırsın.
Benim HAMİLELİK TERÖRİSTİ dediğim -tümü kadınlardan oluşan- bir insan grubu var. Bunlar' bebek üç aylık olmadan, hamile olduğunu kimseyle paylaşma ' DÜŞÜK YAPABİLİRSİN' le başlarlar,
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
