8 Temmuz 2014 Salı

BEN BENİM, SEN KİMSİN?


Çoğu genç kıza göre biraz farklıydım. Biliyordum, farklılıklarımın farkındaydım. Daha bu özelliğimle bile ayrılmıştım onlardan. Bir de Tanrı'nın bana bahşettiği kötü bir özelliğim vardı. İnsanlara baktığımda onların ta içini görüyordum. Derinliklerini, herkeslerden gizlediklerini bazen dillerine dökülenden tamamen farklı hislerini görüyordum ve giderek önce yaşıtlarımdan sonra büyüdükçe kirlendiğini fark ettiğim yaşlı ruhlara sahip yaşlı insanlardan da uzaklaşıyordum. Kendimi, yarattığım bir dünyanın içine hapis ediyordum.

Televizyondan nefret ediyordum, biliyordum ki o boyalı dünyanın arkası yakınımda ki dünyadan da yalandı. Ve ben hikayeler anlattığını bildiğim kitapların büyülü dünyasıyla o yıllarda tanıştım. Yazlıkta ki kumsala gidip saatlerce kitap okuyor, bazen kitapta ki karakterlerle kavga ediyor, bazen aşık oluyor bazen kavuşuyor, bazen terk edilip bazen de terk ediyordum. Sonra gözümü açıp gerçek dünyaya dönüyor, bir sonra ki okumaya kadar hayallerimi hayal dünyamda kilitli tutuyordum.

Hiç uyanmıyordum, gerçek dünyaya geçtiğimde aşılmaz duvarlarım sayesinde sadece yaşıyor numarası yapıyordum. Yemek yiyor, nefes alıp veriyor, tuvalete gidiyordum ama kimseyle konuşmuyordum. İnsanları duyuyor ama dinlemiyordum. Mümkün olduğunca onlarla karşılaşmamaya çalışıyordum. Derinliklerini, acılarını, yalanlarını, dolanlarını görmemek için onlardan hep uzak kalıyordum. Varmış gibiydim ama aslında hiç olmamıştım.

Giderek büyüyordum, enine büyüyordum, boyuna büyüyordum o kadar. Bir türlü insanlara ait dünyada hayatta kalıp birey olabilecek kadar büyüyemiyordum. "Evet evet, tabi tabilere" büyüyemiyordum. "siz ne derseniz doğrulara, ayy şekerim bugün ne kadar güzelsinlere, hayatımda senin kadar iyi bir insan tanımadımlara" büyüyemiyordum. Düzene ait olamıyordum. Çünkü görüyordum, arkasını görüyordum, zihninden geçenleri, hissettiklerini görüyordum. Ve olmuyordu işte, o kadar bilirken düzene ayak uyduramıyor, aksak adımlarım beni yere seriyordu ve çıkışı kendime kalmakta buluyordum.

Ne mi oldu? di'li geçmiş zamanı al, şimdiki zaman yap ve yeniden oku. Hiçbir şey değişmedi. Ben benim, bendeyim, değişmedim. İnsanlarda değişmedi. Öyleyse oturup, kitap okuyup, biraz daha hayal kurayım.

pehito

BU KADAR HAZIRLIKLI OLMA STOP


Hepimizin bir hayali, bir beklediği, bir tanıdık geleni, bir tanışmaya gittiği vardır muhakkak. Ona uzanan yollarda, önüne çıkabilecek engelleri ortadan kaldırmanın bir yolu, bir yordamı, bunun için çalışmalarımız ve çalışacaklarımız da vardır. Yazılanları okurken bile ne çok ulaşılacak yer/kişi/hedef ve ulaşmak için ne çok düşünce geçti zihninden.

Halbuki ben diyorum ki "Bu kadar hazırlıklı olma, değiştirir hayat fikrini." Bir yerde "dur" der. Önüne engeller koyar ya da yeni güzellikleri serer. Öyleyse ne yapıyoruz şimdide kalıp, anın tadını çıkarıyoruz.

Sevgilerimle
pehito

6 Temmuz 2014 Pazar

DERİN


Gece,
Üşüyor yatağım.
Soğuk,
Aldanmış, aldatılmış.
Küçük bir öpücükle kandırılmış.
Ağlamış, ağlamış...
Sonunu görmeden,
sana koşmuş.
"Belki" demiş,
"Belki sonunda bekliyordur beni"
ama olmamış.
Kapamış gözlerini, 
Güzel rüyalara dalmış.

pehito

KOCAN KADAR KONUŞ


Çoğunuz PUCCA GÜNLÜK'ten haberdarsınızdır. Özel hayatını, erkeklerle ilişkisini, kadınsal hallerini, aile ilişkisini biraz muzip bir dille oldukça ilgi çekici şekilde bloğunda paylaşarak ünleniyor. Şimdilerde sayısını beş olarak bildiğim kitabı çıkmış ve hatırı sayılır şekilde satılmakta. Kitabın Pucca ile ne ilgisi var diyecek olursanız; kitabı okurken aklıma iki şey geldi. Gelen ilk şey Pucca Günlük oldu. İkincini not olarak paylaşacağım. Pucca yaşadıklarını, Şebnem Burcuoğlu kurguladığı hikayesini anlatmış ama bilin ki çok benzerler.

Kitapta ki baş karakter Efsun'un kadınsal hallerini, 30'una geldiğinde çevresinde ki herkes evlenirken yaşadığı "evde kaldın" baskısıyla azıcık kendi olmanın dışına çıkışını okuyorsunuz. Ve Efsun'un o halleri size arada kahkaha attırıyor, arada düşündürüyor. Kimi okuyucuya Gülse Birsel'i anımsattığı oluyormuş. Kitabın ikincisi yoldaymış. Ve sanırım bir filmi yapılacakmış. Birkaç saatte kendinize arkadaş gibi yanınıza alıp okuyabileceğiniz eğlenceli bir kitap.

4/2

NOT: Kitabın ilk birkaç sayfasında kendi yazılarımı ve düşüncelerimi buldum. İlerledikçe deeptone yazılarını okuyor gibi hissettim. Onun gündelik hayattan hikayelerini buldum sanki. deeptone zaten çok kıymetli SADE ve DERİN KİTABInı yayımlattı. Bir de bu tarz bir kitap çıkarabilir diye düşündüm. Ama girişi ben yapayım ;)

keyifli okumalar


KİTAP         KOCAN KADAR KONUŞ
YAZAR        ŞEBNEM BURCUOĞLU
YAYINEVİ  DOĞAN EGMENT YAYINCILIK

KÜRK MANTOLU MADONNA



Sabahattin Ali size bir kadına duyulabilecek aşkı sadece yazmamış, adeta kelimeleriyle sizi bu aşka ortak etmiş. 

Kitabın baş kahramanı Raif Efendi'nin yazmış olduğu anı defteriyle aşkın tarifini okuyorsunuz. Aşkın ancak bu kadar dokunulamaz, bu kadar kıymetli ve bir kadını sevmenin bir erkeğin gözünden anlatılışının imkansız zarifliğini adeta tadacaksınız. Ve her satırda "böyle sevilmeliyim" diyeceksiniz.

Çok ama çok okunası bir kitap. 
4/4

KİTAP              KÜRK MANTOLU MADONNA
YAZAR            SABAHATTİN ALİ
YAYIN EVİ     YAPI KREDİ YAYINLARI