resim kursu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
resim kursu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Şubat 2014 Çarşamba

SOSYALLEŞME


Bugün birini tanıdım, "gel" dedi, seninle sosyalleşelim. Elini uzattı, şüphesiz tuttum elini ve beni uzun Fransız pencerelerinde ışığı kesmeyecek şekilde yere kadar uzanan beyaz fon perdelerinin olduğu, duvarları beyaz, uçsuz bucaksız bir resim atölyesine götürdü. "Gir" dedi. Üzerimdeki siyah elbisem bu beyaz ötesi yeri kirletecekmiş gibi hissettim ve bir adım geriledim ama tutup kendine doğru çekti beni. Beyaz elbiseli sayamayacağım kadar çok kadın ve adam beyaz tuvallerinin başına oturmuş, fırçalarını huzurla tuvalin üzerinde gezdiriyorlardı. Serbest zamanlarıymış.

Resim öğretmeni göğüs çatalının başına kadar inen dekoltesi, vücuduna oturmayan beyaz elbisesi ve ensesinde topladığı siyah saçlarıyla bir melek gibi görünüyordu. Yanıma ulaştı ve iki omzumu sıkıca kavrayıp rahatsız bir taburenin üzerine oturmamı sağladı." Bak, ne görüyorsun?" dedi.

-Beyaz bir tuval görüyorum.
Öyle bakma
-Nasıl bakayım, boş beyaz bir tuvalden başka bir şey görmüyorum.
Etrafına bir bak
-Bir sürü resim yapan adam ve kadın görüyorum
Başka
-Ne başka, resim yapıyorlar işte
Daha dikkatli bak!

Artık bir yandan sinirlenmeye, diğer yandan aptalca gelse de kendimi zorlamaya başladım. Kafamı tuvalden kaldırdığımda bir kadınla göz göze geldik. Küçücük bir yüzü vardı. Bu ağız, burun, kaş, göz nasıl sığmış bu küçük yüze diye hayrete kapılmamak içten değildi. O zarif yüzü incelerken, tam o anda gözünden bir damla yaş aktı. İçinde tuttuğu her ne ise dışarı bırakmıştı belli ki. Gözlerimi gözünde tutamadım daha fazla, bilirdim bu ancak küçük bir çocuğun yapabileceği bir şeydi.

Ve arkasından, kapının hemen sağ tarafında en arkada oturan genç adama doğru uzattım bakışlarımı. Saçlarını üç numaraya vurdurmuş, elmacık kemikleri ve yüzünde ki her kıvrımı belli olan bu genç adamın gözleri de tuvalinden çok uzaktaydı. Gözlerinden bir damla hüzün akan kıza aşkla bakıyordu. Uzanmak istiyor ama uzanamıyor gibiydi. O an her ikisinin de resim yapmaya başlamış olduklarını gördüm. Kağıda geçecek olan duygulardı ve ben daha o an merak etmeye başladım, o duygu kokacağını bildiğim resimlerini.

"Şimdi anladın mı?" resim öğretmeninin sesiyle irkildim. Başımı olumlu anlamda salladım.

Hadi başla bakalım
-Ama ben teknik bilmiyorum, kalem nasıl tutulur, fırça darbesi nasıl vurulur. Hiçbir şey bilmiyorum
Zaten bunun için burada değil misin?
-Evet.
İlk dersimiz buydu, önce öğrencilerimin gönül gözünü açarım. Sonrada ruhunun renklerini öğrenmek isterim. İsterim ki ona hem resim çizerken hem hayatta yardım edebileyim.
-Çok teşekkür ediyorum size. Hayatı burnumun dibinden ibaret sanıyordum, meğer ne çok hayat, ne çok yaşam ve öğrenecek ne çok şey varmış kendime dair.

pehito
kurgu,hikaye
resim google'dan alınmıştır