değişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
değişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mayıs 2014 Salı

EVRİMİM DEVRİM OLSUN



Düşüncesizliklerimi taşıyıp başka yerlere düşünceli olmaya karar verdim. Tabi her şeyde olduğu gibi kararlı olmak yetmezdi. Verdiğimiz kararlarımıza inanıp beynimize sinyaller göndermeli, beynimiz bunu algılamalı sonra da davranışa dönüştürmeli. Bir de bütün bunları motor davranış haline getirmeliyiz ki, sürekli düşünüp beyne sinyal göndermeyi kesmeli, gönderilecek yeni sinyaller içinde yer açmalıyız.

İşin özeti şu, bazen kendimize saçmalama izni vermeli saçmalaya saçmalaya saçmalıklarımızı bitirmeli, kendimize saçacak bir şey bırakmamalı ve sonunda "ben olmalıyız" isterseniz biz de olabiliriz. Sonuç olarak hayat paylaştıkça güzel. Acılar azalır paylaştıkça, mutluluk çoğalır derler. Bence hiç de doğruyu söylemezler, İkisi de çoğalır paylaştıkça. İnsan anlattıkça yeniden yeniden yaşar yazdıkça bir kez yaşar, yazarken yaşar akıtır içindekileri bilinmezlikler nehrine, anlattıkları nehrin suyundan içenlere ya da nehir de yüzenlere bulaşır ama bilmez yazan, kime değmiştir yazdıkları.

O yüzden yazar yeniden yaşar yazar, hayal eder yazar, arzular yazar ve bırakır yine aynı nehre. Vazgeçtim adı bilinmezlikler nehri olmasın, adı internet olsun, her okuyana dokunsun. Birine dost olsun, birine düşman olsun ama her okuyana yoldaş olsun.

Yıllardır bıkmadan usanmadan dinlediğim şarkılar var, bir de dans ettiklerim var, bir de ağladıklarım, bir de dinlerken gülümsediklerim. Bak onlar da yoldaş dinleyene ve bilmiyor şarkıyı söyleyen, kime ne zaman değdi o şarkı ve neyi değiştirdi hayatında.

Hııı, evet evet doğru ya da bu ne saçmalamış diye okuyan arkadaşım selam olsun sana. Teşekkür ediyorum, okuyan gözlerine sağlık diliyorum. Seni tanımıyorum ama sevgilerimi sunuyorum çünkü biliyorum o da paylaştıkça artar ve ben tam şu an gülümsüyorum, hadi sen de dene. Bak çok kolay.

pehito
:)

9 Mayıs 2014 Cuma

DEĞİŞİM DEĞİŞİM DEĞİŞİN

değişim


Kadın erkek ilişkisi yıllarca konuşulacak, değiştirmek için adımlar atılacak, belki değişecek belki her zaman böyle kalacak ama duyarsız kalınmayacak. Bizim de duyarsız kalmadığımız günlerden birinde, sosyal medyanın bize sunduğu içimizde kalmasın, hadi yazalım paylaşalımın dibine vuralım gecelerinden birinde; nedir bu kadınların üzerindeki HADİ EVLEN baskısı ve ardından gelen HADİ ÇOCUK yap baskısı. Yaşamın boyunca biriktirdiğin tüm BAŞARILARININ hiçe sayılıp, hayatta ki başarı bir kadın için sadece çocuk yapmak ve evlenmekten geçer diyetinin faturasıyla, evli ve çocuklu değilsen BAŞARISIZSIN, KABUL ETe isyanlardayım.

Kadınlar saçma sapan başarısızlıklarını hazmetmeye çalışırken, erkeklere de tam aksi yapılır; gez oğlum, eğlen oğlum, sana kız mı yok benim PAŞA oğlum. Sonunda da memnun edilemeyen kadınlar, doymak bilmeyen erkekler toplumumuzda birey olup yaşarlar

Biz de bununla ilgili olarak arkadaşımla derin bir sohbete daldık;

P-Dünya böyle, kadınlar erkeklere hizmet etsin diye gelmiş gibi davranılıyor. Antalya'da bir otel de masaj yaptırıyorum. Masöz, Rus kadınlarıyla Türk kadınları arasındaki farktan bahsediyor. Dikkatle dinliyorum ben de.

Diyor ki; "Türkler kız çocuklarını eşlerine hizmetçilik yapacak şekilde yetiştiriyor. İyi yemek yapsın, ev işlerinden anlasın, çocuk baksın, çayını getirsin, pişirdiği yemeği önüne getirsin, utanmasa  ağzına versin beslesin, çayına şekeri atsın karıştırsın ve daha nice örnek.  Rus kadınlarına ise öncelikli olarak, cinsellik öğretiliyor. Biz de zaten öyle şeyler pis, kötü, k.k."

Yetiştiriliş tarzımızda bir fark varmış gibi masaj boyunca anlattı durdu. Tabi ben masaj sonunda rahatlayacağıma daha da gergin çıktım, bu da işin ekstrası. Sonuç şu oldu; iki ayrı kültür ama işin temelinde erkeği memnun etmek var. Biz kadınlarda kabullenmişiz bu durumu, dünyaya erkekleri memnun etmek için gelmişiz gibi davranıyoruz ve bunu en başından itibaren kadınlar yapıyor, erkeği yetiştiren kadınla başlıyor, sevgilisi olan kadınla devam edip, karısıyla son buluyor.

E-Ben de böyle düşünüyorum. Kadınların hepsini toplasak, beyinlerine format atsak, erkekler zaten çeki düzen verecekler kendilerine.

P-Bu korkular, bu rekabet, kız çocuklarının evleneceksin sonra anne olacaksın diye yetiştirilmesinden oluyor. Kadınlığımızla kadın düşmanı gibi göründük ama ben inanıyorum ki bizim neslimiz hem kız hem erkek çocuklarını daha farkında, daha farklı yetiştirecek.

Yoksa benim çözümüm kızıma AŞK yok demek. Ben kızımın bir erkeğin kölesi değil; bir erkeğin gerçekten sevdiği, yari, eşi olmasını istiyorum. Aksi olacaksa; AŞK YOK :)

İşin en kötü yanı ne biliyor musun; evli ve çocuklu olduğu halde mutlu olmak için hala arayış içinde olan kadınlar var. Kadınlara seçme hakkı verilmiyor, sadece diretiliyor. Kadın üniversite mezunu, iş sahibi, akıllı, güzel ama bekar. Oldu mu şimdi, tabi ki olmaz kadın evlenememiş BAŞARISIZ, o zaman ne yapmak lazım; sana denk olmayan bir adamla evlenmen lazım. Aşk mı o da ne?  İyi baba olur, namuslu, efendi, seni aldatmaz - kim demiş- :) hah kitap okumuyor, amaaan olsun sen okur anlatırsın, şarkı dinlemez, olsun sen yemek yaparken mırıldanırsın, film izlemez, olsun fragmanlarını izletir anlatırsın, evet evet o kadarını da yaparsın. Sonuçta ERRKEK.

Kadın mecbur yarısı etmeyen ya da ruhuna uzak o adamla evlenmeye. Yoksa, hayatında başarılı olduğu her şey yok sayılıp BAŞARISIZSIN deniyor.

E-Şu zihinlerdeki kodlamaları kaldırabilsek ve işin doğasıyla yaşayabilsek her şeyi, ruhumuzu özgürleştirebilsek. Kadın olarak kendimize gereksiz rekabet ortamı yaratmasak, yapılan hatalarda hemcinslerimizin ruhunu  anlamaya çalışıp, onları suçlu göstermesek, sebep olmaktan, suçlu olmaktan, meta olmaktan sıkıldık artık, boğmasınlar bizi nefes alalım biraz..

P-Haklısın, işin miladını değiştirmek gerekiyor, önce kendimize bakmayı öğrenmemiz gerekiyor. Biz SEN demeye o kadar alışmış bir milletiz ki sadece menfaatimiz varsa BEN diyoruz.

Her şeye baştan başlayalım öncelikle bu hayatta gerçekten bizi mutlu edeceğini düşündüğümüz şeyleri isteyip, onlara her gün bir adım daha yaklaşalım. Sahip olduğumuz özellikleri fark edip gururlanalım. Henüz sahip olmadığımız bir şeyin bizim hayatımızda bir eksik olmadığını bilerek yaşayalım. Bir eş, bir çocuk ancak sahip olup yitirildikten sonra bizim için bir eksik bir kayıp olabilir. Sahip olduğumuzda da bir artı değil, hayatın bize getirdiğidir bunu da böyle bilelim. Kendimizin farkında olalım.

Ve bütün bunlardan sonra söylemek istediğim tek şey; katıldığım bir eğitimde sunumu yapan bayanın dediği gibi;  'DEĞİŞİM DEĞİŞİM DEĞİŞİN' Hep birlikte el ele DEĞİŞELİM.

P-pehito
E-Eda