10 Ekim 2013 Perşembe

DUYGU'LU MİM :)

Aramıza yeni katılan, zevkle takip ettiğim güzel içten yazılarını bizimle paylaşan bloger arkadaşım duygulu Duygu Seçer beni de seçmiş ve mimlemiş. Ben de zevkle, elimden geldiğince sorularını yanıtlamaya çalıştım. Duygucum çok teşekkür ediyorum.




1-En çok incindiğin/kırıldığın kelime?
"abla" denmesi.. :) Biliyorum tamamen saygıdan.. ;)

2-"Herkesin kullandığı bir kelime olur, ama senin için bir insan olur, o özel insan o kelimeyi kullanınca alınırsın" ne düşünüyorsun?
Düşünüyorum öyleyse varım. demek istedim. Duygu'cum ben bu soruyu anlayamadım..
;)

3-Seni en çok duygulandıran şarkı?
Onunla geçirdiğim her ana tanıklık eden bütün şarkılar. Ama özellikle bir şarkı adı ver diyorsanız şimdi aklıma gelen Zülfü Livaneli GÖZLERİN gerçi ben bu şarkıyı ilk kez Yavuz Bingöl'den dinlemiştim :(..

9 Ekim 2013 Çarşamba

ALT KİMLİK-ÜST KİMLİK

Dün gece kanallar arasında gezinirken NTV'de bir mola verdim.

Faruk Mercan isimli bir şahsın "Andımızın kaldırılmasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz" sorusuna verdiği yanıt tüyler ürperticiydi. Kelimesi kelimesine olmasa da şunları söyledi; "Ben andımızın bir çocuğun ruhunda bir yer edindiğini düşünmüyorum. Ben okudum ve hiç etkilenmedim. Biz doğuya ziyaretlerde bulunuyoruz ve oradaki Kürt'ler bu durumdan çok rahatsız. O insanlar andımızı okumak istemiyorlar. Ben Ne Mutlu Türk'üm Diyene cümlesinin bir getirisinin olduğunu düşünmüyorum. Eğer andımızın kaldırılması Kürt Meselesi ve terör için bir çözüm olacaksa neden kaldırılmasın" deyip cümlesine şöyle devam etti. "Kaldırılmasının ne zararı var ona bakılmalı ve sonra bizim için ne faydası var, getirisi ne olacak, bir de ona bakılmalı" diye ekledi.

8 Ekim 2013 Salı

MUTLULUĞUN ÖTEKİ YÜZÜ



Kitaplara dair yeni bir yargım var. Sanki her birinin kapağı şeker gibi. Gördüğünüzde rafta bırakmak istemiyorsunuz. Son zamanlarda aldığım kitaplar; kapakları sayesinde evimin bir üyesi olup kitaplığımdaki yerlerini aldılar.

Sere Prince Halverson'un, Mutluluğun Öteki Yüzü isimli romanı da kitaplığımdaki yerini böyle aldı diyebilirim. Ve hakkını da verdi. Roman ilk sayfasından itibaren sizi içine sürükleyip kendine esir ediyor.

Ella gördüğü her renkle, her çiçekle hayatındaki hiçbir şeyi sorgulamadan sadece anın tadını çıkaran bir kadınken, bir gün bir dalga gelip hayatındaki tüm renkleri siliyor ve siz de kitapta mutluluğun öteki yüzünü paragraf paragraf okuyorsunuz. Aile bağları, annelik, çocuk olmak, eş olmak bütün bu sıfatların arasında kendinize en doğru yeri seçmeye çalışıyorsunuz.

Filmi çekilirse tekrar tekrar izleyebilirim diyebileceğiniz ve arada gülerek arada (hıçkırarak) göz yaşlarınıza sahip olamayacağınız bir roman. Keyifli okumalar.

Sevgilerimle
pehito

4 Ekim 2013 Cuma

BİR YUMAK MUTLULUK


Debbie Macomber'in Küçük Mucizeler Dükkanı isimli romanının devamı olan; Bir Yumak Mutluluk isimli romanı da en az ilki kadar akıcı bir dille yazılmış.

Bu kitapta da Lydıa Hoffman'ın dükkanına ilk romanında da olduğu gibi; üç bayan gelip örgü kursuna başlıyor. Birbirlerinin hayatlarının nasıl kesiştiğini keyifle okuyacağınız bu romanın son sayfasını kapadığınızda hayata dair bir çok kazanımınız olacağını garanti edebilirim.

Keyifle ve nasıl denir, su gibi okuyacağınıza eminim.
Sevgilerimle
pehito

2 Ekim 2013 Çarşamba

GEÇ KALAN BİR POST!!!

Bunu yazmak için çok çok çok geç kaldım ama kesinlikle benim bloğumda var olmalı bu post. Benim kızım bilecek, nereden kaldırırsanız kaldırın kızım gibi yetişen çocuklarla yeniden yeniden karşınıza çıkacak!!


Türküm, doğruyum, çalışkanım,
İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir


Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir
Ey Büyük Atatürk!


Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim
Varlığım Türk varlığına armağan olsun
Ne mutlu Türküm diyene!