beşiktaş çarşı grubu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beşiktaş çarşı grubu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Haziran 2013 Pazartesi
BU KEZ AŞK BENİ BULSUN!!!
Bu sabah yeni bir güne uyanmışım gibi hissettim, güneş başka doğdu sanki bu sabah.İçimde hissettim güneşin ışığını ve ısısını. Her zamankinden farklı olarak bu sabah yatak keyfi yapmadan kalktım yataktan. Üzerime limon sarısı ince sabahlığımı aldım, bilirim beyaz tenime, siyah saçıma çok yakışır bu renk.
Aynada kendime baktım, hala inceyim ve sıkıyım. Biraz kaşlarım şekilsizleşmiş, biraz değil epey şekli bozulmuş ve acil müdahale edilmesi gerek. Saçlarımın uçları da incelmiş sanki, biraz kestirmekten zarar gelmez. Belki daha fazlasını da yapabilirim, kısacık kestirsem olmaz mı. Üç yıl bekledim uzaması için şimdi kısa kestirmekten bahsediyorum. "Ah güzel saçlarım, siz de haklısınız neden kadınlar depresyonlarının acısını saçlarından çıkarır" Sanki bu ilk terk edilişin.
Belki de sorun bu, bir insan beş kez aynı şekilde terk edilir mi? Tam her şey yolunda derken; hooop bir mesaj, zaten anlamam nereden çıktı şu telefonlar bazen teknoloji bu kadar ilerlemesin istiyor insan. Hayatımdaki adam farklı ama telefonuna gelen mesaj aynı; "Sevgilim yemeği nerede yiyeceğiz" yok yok bir önce ki farklıydı "Aşkım annen gitmedi mi hala, seni çok özledim" Annesi de ben oluyorum sanırım. Yani nereyi kaçırıyorum, nerede yanlış yapıyorum bilmiyorum.
Yine daldın düşüncelere kızım Zeliş, hadi kalk kuaföre git de bir rahatla, Okoş da oradaysa sana kahve falı bakıp güzel şeyler söyler, iki laflarsınız. Seviyorum, eş cinsel adamları, hem kız arkadaşlarının yaptığı kapristen, kıskançlıktan çok uzaklar hem de erkeklerin odunluğundan.
Hah geldim; her seferinde Mehmet Tatlı'ya mı girsem deyip, sırf Okoş yüzünden bu mahalle kuaförünü tercih ediyorum. Seviyorum sohbetini ne yapayım.
-Oooo nerelerdesiniz Zeliş Hanım?
-İş güç işte Okoş, sen nasılsın anlat bakalım ne dedikodular var?
-Ayy dur sen şimdi, rengin solmuş senin. Yine terk edildim deme bana :/
-Terk-e-dil-dim :(
-Neyse kız sana koca mı yok? Sen otur ben kahve yapıp geliyorum.
Okan'ı (Okoş) gördükten sonra zaman hızlanmaya başladı sanki.
-Hah geldim tatlım, anlat bakalım ne oldu.
Ne olsun hep aynı şey Okancığım, tamam diyorum bu doğru adam. Birlikte güzel vakit geçiriyoruz, bana değer veriyor, hiç bir özel günümüzü unutmuyor, annemle tanıştıracağım da deniliyor. Sonra hoooop benzer mesajlardan birine rast geliyorum. Fazla mı uyanığım ne, belki bu mesajları görmeden ilişkisini keyifle yaşayan sonunda da birlikte olduğu adamın son tercihi olmayı başaran bir sürü kadın vardır. Ama ben; mesajı görmeden kokusunu alıyorum sanki.
Seni görünce başlıyorum konuşmaya durduramıyorum kendimi. Saçımı diyorum; kırmızı mı yapsak.
-Emin misin tatlım?
-Evet..
-Biraz bakır katıp yapabiliriz, hem gözlerinin okyanus mavisini patlatır. Tatlım ben buldum senin sorununu..
-Neymiş?
-Sen de çirkin şansı yok, anneciğin özenmiş bezenmiş fıstık gibi hatun yaratmış.
Hadi kız gel boyayalım saçını, sana şöyle saçının boyunu kısaltmadan katlı bir kesim de yapayım. Daha havalı olursun. Bu sezon kalın kaş moda; kaşlarını inceltmeden şöyle bir düzelteyim, sonra da git gez biraz.
-Bu ben miyim Okoş, ellerine sağlık.
-Biraz rutuş canım; yapması gerekeni annenle baban yapmış zaten :) hahahahah
-Hahahahah alemsin gerçekten, seviyorum seni. Zaman nasılda hızlı geçiyor 20:30 olmuş bile. Ben buradan Taksim'e geçeyim. Bu kadar süs püs boşa gitmesin. Bu akşam Çarşı grubu da Taksim'deymiş, belki aralarından hayırlı bir kısmet bulurum.
Görüşürüz tatlım..
pehito
kurgu-hikaye
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)