kız çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kız çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Aralık 2013 Çarşamba

BENİM 5 GERÇEĞİM MİM'İ

Bu kez araya zaman girmeden hemencecik okur okumaz cevaplayayım da, beni mimleyen sevgi kelebeği iyi kalpli arkadaşıma mahçup düşmeyeyim istedim. Çekik gözlülerle yaptığı keyifli gezileri ve hayatındakileri bizimle paylaşan güzel bloger MyReal'ın yazarı Aslı Yılmaz'ın "hadi kendiniz hakkında beş bilgi verin" mimine cevap olarak yazdıklarım aşağıdaki gibidir.


1-Anneyim
3.5 yaşında güzeller güzeli, akıllı mı akıllı, şu an kanepenin üzerinde zıplayan, yerde taklalar atan yüksek sesle şarkı söyleyen "şarkı, diamonds Rihanna" bir önceki aktivitesiyle bir sonrasının alakası olmayan, ruh hali içinde geçerli bu. Çoğu zaman gülen hatta hep gülüp şen kahkahalarını evimizden eksik etmeyen bir şirinenin annesiyim.

2-Kitap okumayı seviyorum.
Bu sayılır mı bilemedim ama yazmak istedim. Ortalama 400 sayfalık ayda 7 ile 10 arasında değişen sayıda kitap okuyorum. Anne olmadan önce bu sayı daha fazlaydı ama sorumluluklarımız değişince sayı da böyle azaldı.

3-Kimseden nefret etmiyorum.
Nefretin insanın hayatında taşıyacağı en gereksiz yük olduğunu düşünüyorum. Hayatımda yok saydıklarım var ama nefret ettiğim kimse yok. Belki bunu okuyup rahatlayacak arkadaşlarım olabilir. Heheheh :)

4-Mutfak işlerinden haz etmiyorum ama pastacılık kursuna başladım.
Bu ne tezat diyebilirsiniz ama işi profesyonel anlamda yapmak istiyorum ve sanırım ortaya giderek güzel şeyler çıktığı için ilgim artarak hafta da bir gün olmak üzere pastacılık kursuna gidiyorum. Bu arada kızım durumu abarttı koltuktan yere atlıyor. :)

5-Mutluyum
Arada herkes kadar "ya bu kadarı olmaz" desem de, genel anlamda mutluyum. Hayatın sonsuz olmadığının o kadar bilincindeyim ki, her anını mutlu yaşamaya çalışıyorum. Belki bundan sebep, burada yazılarımı okuyan arkadaşlarım, o duygusal yazıların benden çıktığına inanmakta epey zorlandılar. 

İşte benden de bu kadar.
:)
Ben de;
Anarşi
Dondurma delisi
Sonsuz
bir hayal kur
adminpanpa
Tülay Demirbaş
nuguli hayat
sizleri mimliyorum.
Kahve Telvesi
Kahve Tadında

Sevgilerimle
pehito

17 Eylül 2013 Salı

DUUUUUUUUUUUUUUUUUURRRRR!!!!



Kızımla oyun oynuyoruz. Elindeki için soruyorum; "bu ne kadar" diye. "Beş dolar" diyor.
Canım beş dolar olamaz, biz Türk'üz ve Türk parası "lira" diyorum. "Beş lira demelisin" diye ekliyorum.
Yanıt; "ben Türk değilim anne" oluyor. Üzülüyorum. Bu kez kızım ekliyor; "ben İNSANIM anne"
Keşke bunu hiçbirimiz unutmasak. Ayrımları unutup, hepimizin İNSAN olduğunu anlasak.
Dur desek SAVAŞA ve ŞİDDETE dur desek...


(kızım yaklaşık 3.5 yaşında :))
pehito

14 Mayıs 2013 Salı

KIRMIZI RUGAN AYAKKABILARIM


Nedendir bilinmez, mutluluğun resmi dendiğinde çocukluğumuz ya da çocukluğumuza ait bir şeyler konur masanın üstüne. Bir bisiklet, bir araba, bir bebek. Pahada az, maneviyatta büyük şeyler.

Ben mutluluk deyince rugan ayakkabılarımı hatırlarım. Bilincimin oluştuğu zamana ait hatırladığım, o küçük ayaklarım için alınmış kırmızı rugan ayakkabılarımı. Kokusu burnumda, öyle keskin ki hatırlıyorum. Bir gecemi onunla kucak kucağa geçirdiğim, minik ayaklarım için alınmış o küçük kırmızı ayakkabılar benim yatağımda, başımı koyduğum yastığımda benimle birlikteler.

Annemler odanın ışığını kapatır kapatmaz anlaştığımız gibi çıkmışlardı yatağıma, öpücüklere boğmuştum al al yanaklarını. Fısıltıyla sohbet etmiştik, söz vermiştim onu hiç unutmayacağıma, "kızıma vereceğim seni, o da en az benim kadar sevecek diye söz vermiştim ona." Ayaklarımı içine zorla sığdırmaya çalıştığım günü hatırlıyorum, ne çok yalvarmıştı "yapma canımı acıtıyorsun, yeter artık zorlama!!!, ben de istemiyorum senden ayrılmayı" deyip o parlak ruganında küçük bir çatlak açmıştı, anlamak için çok geç kalmıştım onu ve yorgun düşürmüştüm belliki. Veda zamanıydı artık ve benim onu kaldırma zamanım gelmişti.

Anemin kumaşlarınnın arasından aşırdığım bir paçavraya sarıp, krem rengi bir kutuya hapsettim onu engel olamadığım gözyaşlarımla. Sonra da karyolamın en dip köşesine zamanı geldiğinde çıkarmak üzere iteledim.

Yıllar yılları kovaladı kırmızı rugan ayakkabılarımın üzerine niceleri alındı, o kutusuyla kayboldu anısı taptaze burnumun ara ara titreyen direğinde saklı kaldı.

Sizin çocukluğunuza ait unutamadığınız eşyanız hangisi??

pehito

11 Nisan 2013 Perşembe

ANNE OLMAK (UYKU PROBLEMİ)


Anne olanlar zaten bilir, olacak olanlar da şimdi öğrenir, bebişleriniz dünyaya geldikten sonra uykular haram size. Zaten hamileliğin son evresinde oldukça büyümüş karnınız, hissedilen minik tekmeler ve minik kasılmalar sizin gece uykularınızı gölgelemeye başlamıştır ama bunlar daha başlangıçtır benden söylemesi.

Gelelim bebişiniz Dünya'ya geldikten hemen sonrasına; ilk 15 gün kesintisiz uyuyacaktır ve siz "ayy annelik ne kolaymmış, niye daha önce yapmadım, agucuk bugucuk, ay yoksa bir şey mi oldu, hiç mi uyanmayacak bu minnoş" demeye başlayacaksınız. Başlayacaksınız da bu süre çok uzun sürmeyecek, tadını çıkarsanız iyi oluuuur :) Minnoşun Dünya'ya farkındalığı arttıkça uykuya duyduğu ilgi azalacak. Her gün daha çok şey öğrenmek isteyecek. Sizin sütünüze duyduğu açlığın yanına, bir de "bugün ne öğrensem" eklenecek ve başlayacak uykusuz günleeer, geceler. Tabi bir de fiziksel sorunlar da olabilir. Benim kızım gazlı bir bebekti; sabah 5'te uyanır, akşam 8'e kadar uyumaz ağlardı. Ağlaması olmasa dert değildi de çünkü çoğu anneye göre ben şanslıydım :) Akşam 8'den sabah 5'e kadar da deliksiz uyurdu ve bilirim ki gece uykuları çok daha kıymetli.

29 Mart 2013 Cuma

ANNE OLMAK (ÇOCUKTA SOSYALLEŞME SÜRECİ)


Dünkü yazımda paylaşmıştım. Kızımın okulunun Uzman Psikolojik Danışmanı Seyhan Sevinçler Togam, bizleri aydınlatacak, bakış açımızı değiştirecek, çocuklarımızın sosyalleşmesinde yapılan hatalar ve yapılması gerekenlerle ilgili, çok güzel bir seminer düzenledi. Şimdi gelelim öğrendiklerimize, öğreneceklerimize;

28 Mart 2013 Perşembe

ANNE OLMAK (KAOS)



Merhaba; bugün kızımın kreşinde bir seminere katıldım. Seminerde paylaşılan bilgilerle ilgili kreşin Uzman Psikolojik Danışmanı, çok da güzel bir döküman hazırlayıp bizlerle paylaştı. Ben de heyecanla sizlerle paylaşmak için elime alıp kağıdı, oturdum bilgisayarımın başına.Aman ne çok bizlerle, sizlerle oldu yazıda :)

Telefonumun şarjı bittiğinden şarj aletini almaya gittim. Tekrar bilgisayarın başına oturdum a-a kağıt yok. Soruyorum miniğe nerede diye; "Anne okus-pokus yaptım" diyor. Ağlayayım mı güleyim mi bilemedim.

Gelelim beklenen sonuca; "Sana ödül vereceğim" dedim ve minnoş çıkardı kağıdı sakladığı yerden. Artık yazı elimde ama yarına saklıyorum.

Minik kızım bugün böyle bir yazı çıkmasını istedi :)

Sevgiyle kalın..
pehito

12 Mart 2013 Salı

SÖYLE BABAM RAHAT MISIN!!

Aşağıdaki hikaye, gerçek hayat hikayesinden esinlenerek, baba ve oğluna ithafen yazılmıştır.



Neden çevremde ki onca kalabalığa rağmen, bitip tükenmek bilmeyen yalnızlığım. Herkes var gibi, alıştığım herkes. Peki isyanım neye, neden kalabalıktan kaçıp bu odaya saklanıyorum, çocukluğumdan hatıra bir kokuyu ciğerlerime çekiyorum ve bu küçük legolarımı elime alıp o KÜÇÜK EVİ tekrar tekrar yapıyorum. Neden saklanıyorum, neye sığınıyorum. Kaçtığım şeyle, geldiğim yer hep aynı aslında.

11 Mart 2013 Pazartesi

ANNE OLMAK (Benden Bu Kadar)

ANNE OLMAK




Şu sıralar bizim miniş yemiyor mu, YEDİĞİ KADAR...Giymiyor mu GİYDİĞİ KADAR...Saçını mı bağlatmadı BAĞLATTIĞI KADAR... Ağladı mı AĞLADIĞI KADAR... Ne yaparsam memnun olmuyor mu MEMNUN OLDUĞU KADAR....

Arkadaşım BENDEN BU KADAR... Yeterince emek harcadığımı, yanlış gidiyorsa o gidişatı düzeltmeye çalıştığımı, düşündüğümü, yaptığımı biliyorum. Bazen olmuyor bazen... Sen ne kadar uğraşırsan uğraş, ne kadar değiştirmeye çalışırsan çalış, bazen olacağı kadarından daha ileri gitmiyor..

Bu yüzden sevgili anneler  ya da anne adayları, annelik de mükemmeliyet olduğu kadarından ibaret. Üzmeyin, yormayın kendinizi, bazen de yaslanın arkanıza BENDEN BU KADARı rahat rahat, içinize sinerek söyleyin...

Sevgiler...

20 Şubat 2013 Çarşamba

KARABASAN


Aralıksız alıp verdiğim soluğumla ciğerlerimdeki oksijeni tüketmiş gibiyim. Ağırlaşan göz kapaklarımı araladığımda zifiri karanlığa merhaba dedim, içim korkudan tir tir titriyor ama sakinleşecek bir şey bulamıyorum. Bedenimin üzerinde tarifsiz bir ağırlık, kafamı cendereye almışlar gibi hareket ettiremiyorum.

Ruhuma yapışan korku, göğsüme oturmuş, nefes alış verişimi kontrol edemiyorum. Yavaş yavaş içinde bulunduğum oda aydınlanıyor, önce kapıyı görüyorum. Kapının yanında karanlık bir bedenin varlığını hissediyorum ama sadece bir his hiçbir şey görmüyorum. Kapı yavaş yavaş kapanıyor, oda eski karanlığına dönmesin diye dua etmeye çalışıyorum ve yapabildiğim sadece "bismillahirahmenirrahim" diyebilmek. Duanın devamı için dilim dönmüyor, üzerimdeki o güç dilimi de ele geçirmiş durumda.

karabasan

Ayaklarımın hafiflediğini hissediyorum, ayaklarımı hareket ettirip, yanımdaki adama çaresizliğimi anlatmak için dokunmak istiyorum ama yapamıyorum. Bedenim çaresiz, dilim çaresiz, dualarım çaresiz, soluğum çaresiz geçmesini bekliyorum. 

Gözlerim bir kabusun içinde olduğumu göstersin istiyorum, bir şey sadece bir şey beni, bu çok iyi kurgulanmış kabustan gerçeğe döndürsün istiyorum. Birden ellerimde his kazanmaya başlıyor, sadece yukarı ve aşağı hareket ettirebiliyorum ama bir terslik var. Ellerim birbirine kelepçelenmiş, ayırmaya çalışıyorum on parmağımın eklemlerinden sağlı sollu kemikler çıkmış ve iki elimi birbirinden ayrılmaz hala getirmişler. Ellerimi o halde gördüğümde dehşete kapılıyorum, o an aynı hareketliliği boynumda hissediyorum. Kafamı pencerenin olduğu tarafa çevirdiğimde iki ayrı cam ve üzerinde safran rengi iki katlı perdeyi görüyorum. 

Sonunda aradığım şeyi bulmuştum. Vücudumun bütün fonksiyonlarını bozan kötü bir kabusun içindeydim. Odamda pano bir pencere ve üzerinde tül perde asılıydı. Evdeydim, yatağımdaydım, yanımda eşim vardı her şey olması gerektiği gibi görünen muhteşem kurgulanmış bir kabustu ama bu küçücük hata, beni gerçeğe uyandırmıştı. O pencereler bizim evimize ait değildi ve tak gözlerim bu kez gerçekten açılmıştı.

Uyanır uyanmaz kontrol ettiğim ilk şey penceremizdi, bana artık gerçek hayattasın diyen penceremiz ve yatağımın sol yanında yatan sevgilim. Şimdi ellerimi görüyorum, uzun  parmaklarım her zamanki narinliğiyle kalem gibiydiler. Yatakta doğrulup, beni rahatlattığına inandığım dualarımdan sonra, hemen yan odamızda yatan kızımın yanına gidip onu kokladım. Onun kokusu kışın soğuğunda baharı müjdeledi bana ve minik ellerine dokunduğumda yazın sıcağı içime aktı ve o kabustan bana hiçbir şey kalmadı. 

Bir bardak su içip yatağıma döndüm sevgilimi kucaklayıp bu kez tatlı rüyalara daldım.

pehito
Sevgiyle kalın...

Size konuyla ilgili aydınlatıcı ve rahatlatıcı bir bilgi verecek adresi de sizlerle paylaşmak istiyorum. İçinde oldukça tatmin edici ve huzura kavuşturucu bilgiler var..karabasan nedir?
 

2 Şubat 2013 Cumartesi

31 Ocak 2013 Perşembe

BU BİR TEŞEKKÜR YAZISI

teşekkür ederim

Önce kendisine ilk hikayemi okuduğumda, "sen yazmalısın" diyen arkadaşım Aylin Altuğ'a ve G'ye,

Yazmaya karar verdim dediğimde "o zaman muhakkak bir blog açmalısın" diyen kardeşime,

28 Ocak 2013 Pazartesi

POLONEZKÖY AKLIMIZI BAŞIMIZA GETİRDİ

Merhaba, muhteşem bir hafta sonu geçirdim. Polonezköy'de doğayla iç içe bir gece. Taş bir ev, odunları içine attıkça alevlerin yükseldiği şömine, arada ateşten kopan kıvılcımların taş zeminin üzerinde duran kilime sıçrayışı ama endişelenecek bir şey yok, sonunda kilime gerekli müdahaleyi yapıp, yangın çıkmaması için geriye doğru hafifçe katlamakla sorunu çözdük. Ne kadar basit bir çözüm değil mi, hayatta ki her şeyi çözmek bu kadar kolay olsa, belki de o kadar kolaydır ama biz farkında değilizdir. Ne dersiniz?
kanguru


12 Ocak 2013 Cumartesi

ANNE OLMAK (MUHTEŞEM İKİ)

anne olmak


Önce bir doğum günü kutlamasıyla başlar. Çocuğumuzun farkındalığının arttığı, doğum gününün; pasta ve süslemelerden ibaret olduğunu sandığı, pastasını, giyeceklerini seçmek istediği bu dönem gelir çatar. Aile büyükleri, arkadaşlar, çocuğunun arkadaşlarının anneleriyle keyifli bir şekilde doğumgünü kutlanır, sonra misafirler evlerine dağılır, sen başbaşa kalırsın MUHTEŞEM İKİYLE.