Kafamın içinde daha önce hiç hissetmediğim bir ağırlıkla ne olduğunu anlamadan yere yığıldım gözlerim karardı ve hayatımı dondurdular, henüz 14 yaşındaydım.
15. yaşımı hastanede karşıladım. Annem uyanmamı fısıldarken kulağıma, sizleri de anlattı bana. Hastaneye gelmişsiniz ama kusura bakmayın kalkıp size hoş geldiniz diyemedim. Üç mevsim geçti, ben ışığı bir kez daha göremeden.
269 gün sonra uykum daha da ağır bastı ve başka bir yolculuğa çıkmaya karar verdim. Bu gün son günüm oldu. Benim için burada bitti her şey ama sizin için yeni başlıyor.
Tabi ki bilmiyorum Berkin Elvan bunları mı hissetti veda ederken. Yaklaşık dokuz ay hastanede komadaydı ve bekledik uyanmasını, annesine babasına yeniden sarılmasını. Bir çocuğun veda etmesi daha da etkiliyor insanı. Hem de hak etmediği bir şekilde. İnsanlara direk tutulup ateş edilmemesi gereken bir gaz fişeğinin ona isabet etmesiyle.
Gezi Direnişiyle ilgili düşüncelerimi daha önce de paylaştım bloğumdan. İçimden bir sürü kötü söz geçiyor ama yakıştırıp kendime söyleyemiyorum. Şunu diyeceğim; alın milyon dolarlarınız sizin olsun ALIN ama bizim insanımıza dokunmayın. Yediniz yediniz bitiremediniz ülkeyi. Elinize Ethem Sarısülük'ün, Mehmet Ayvalıtaş'ın, Berkin Elvan'ın, Ali İsmail Korkmaz'ın ve Abdullah Cömert'in kanı bulaştı. Gidin yıkayın ama bilin ki temizlenmeyecek.
Biz rahat uyuyoruz ya siz??
Seçimlere çok az vakit kaldı, gidin oy kullanın, bir oy demeyin, ne değişecek demeyin ve bu gidişe ortak olmayın!!!
pehito