futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2013 Cuma

SESSİZLİĞİ SATIN ALABİLİR MİYİM??


Öyle bir kalabalığın ortasındayım ki, bensiz bir kalabalık. Dahil olamadığım ama dahilmişim gibi davrandığım. Her şey öyle yolundaki, var olan mükemmellik bile can sıkıcı bir hal almış durumda. Kusursuz yeşillik, kusursuz berrak deniz, elimin altında bana hizmet eden sayısız insan ve gözümdeki mutluluk pıhtısının azaldığını anlayacak ve bana koşacak sınırsız yardımsever gönüllü.

Bir de kafamda çift kale maç yapan 20 adam var. Yeni ergen 20 erkek, sesleri yeni kalınlaşıyor ve o seslerin hiç birinin melodisi yok gibi. Her biri diğerine "pas aaaatt" diye bağırıyor. Kaleciler yok, iki kalenin de sahibi benim ve boş kaleye gol atmak için birbirleriyle savaş halinde 20 adam.

Duruuuun!!!! Yeter artık, dışarıdaki yardımsever AKUT ekibi de, boş kaleye gol atmaya çalışan bir top peşinde koşan, kafası o toptan başka hiçbir şeye çalışmayacak 20 adam, YETER ARTIK SUSUUUN!!!

Ah o da ne???? Mahalle aralarına kurulan, her şeyi dokunarak poşetine doldurabileceğin pazarlardan biri. Uzun zamandır pazar alışverişi yapmamıştım. Gördüğüm ilk tezgahın önünde duruyorum. "sessizliği satın alabilir miyim??" Kadın ağzı açık bakıyor bana. Tekrar ediyorum "sessizliği satın alabilir miyim" Ege aksanıyla "sana 1 kilo bamya vereyim gari" anlıyorum sessizlik pazarda değil, teşekkür edip uzaklaşıyorum.

Bir kaç metre ilerliyorum; bir süpermarket görüyorum. İçeri girip tüm reyonları dolaşıyorum, göremeyince bir reyon görevlisini tutup "sessizliği satın alabilir miyim" diyorum. Adam aynı pazardaki kadın gibi boş boş bakıyor bana. Tekrar ediyorum, "Kulak tıkacı ister misiniz" diyor. Anlıyorum sessizlik orada da değil. Çıkıp bir alışveriş merkezine doğru yürüyorum. Dönen kapıdan içeri girip, güvenliği geçiyorum. Bildiğim en marka mağazaya giriyorum, öyle ki dünya markası. Bu kez aramıyorum, hemen satış görevlisinin yanına gidiyorum. Ve soruyorum "sessizliği satın alabilir miyim" duruyor, duruyor; "sanırım yanlış geldiniz" deyip beni mağazadan uğurluyor.

Artık gidecek hiçbir yerimin kalmadığını anlıyorum. Ayaklarım nereye götürürse deyip devam ediyorum yoluma. Sağ yanımda beyaz beyaz bir sürü mermer olduğunu fark ediyorum. Sonra bakıyorum; ZİNCİRLİKUYU MEZARLIĞI. Ve artık o sorudan vazgeçiyorum. Sessizliğin parayla satın alınamayacağını öğreniyorum.

pehito

13 Nisan 2013 Cumartesi

BİR TEKME DAHA


Bir ayağı bedenimde hissediyorum, hooop yuvarlanıyorum. 
O ne çekiiil çekiiil!! Kendimden kat kat büyük bir kayaya çarpıp, dağılıyorum. 
Birden güneşi hissediyorum bedenimde ısınıyorum.
 Her bir molekülümde hissediyorum sıcaklığı, önce gevşediğimi hissediyorum.
 Sonra ılık esen bir rüzgarla "panik yok, her şey yolunda" diyorum.
 Ardından çıkan fırtınayla, taşınıyorum bilmediğim şehirlere. O da ne?? Gök delinmiş gibi akan yağmurla ıslanırken bana benzeyen arkadaşlarıma yapışıyorum. Sıkı sıkı tutunuyorum onlara. Tekrar bir tekme yiyene kadar, onlarla kalıyorum...

pehito