Sahile ulaştığımızda gün ağarmak üzereydi. Kumlara yatıp güneşin yavaş yavaş mavi gökyüzüne süzülüşünü izledik. Güneş beyaz bulutların arasındaki yerini aldıktan sonra kıyı boyunca yürüdük yürüdüüüük. Cem hepimizi arkada bırakmış sanki bir şey yakalamaya çalışıyor gibi hızla koşuyordu. Birden geriye dönüp bize seslendi.
-Heeeeyy hazine buldum, koşun...
Ben bir deniz kızı bulduğunu düşünerek koşmaya başladım, diğerlerinin motivasyonu neydi hiçbir fikrim yok. Cem'in yanına ulaştığımızda baş kısmı mavi, oturacağımız alan beyaz renk olan bir deniz bisikletiyle karşılaştık. Bu da fena sayılmazdı. Deniz bisikletini denize doğru iterek üzerine atladık. Bisiklet dört kişilikti ama bir günlük kural ihlal etmekten ne zarar gelirdi ki. Bisiklete bindik ve açılmaya başladık.
Sanki hepimize bir işaret gelmiş gibi aynı anda ayaklarımızı pedallardan çektik ve o berrak maviye, içindeki gri balıklara daldık. Tabi yetmedi gözlerimizle dalmak, önce Selin, arkasından ben ve diğerleri suyun içinde balo elbiselerimizle yüzmeye başladık. Öyle hafiflemiş hissettim ki kendimi. En sevdiğim arkadaşlarım ve deniz. İnsan hayattan daha başka ne isterdi ki...
pehito
kurgudur