8 Mart 2014 Cumartesi

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ



Önce tarihini mi araştırsam, nereden başlamış nereye gidiyor onları mı yazsam diye düşündüm ama sonra hadi dedim içinden geçenleri yaz.

Mecliste sayımızın arttığı, iş yerlerinde istihdamımızın arttığı, "kızlar okula gönderilsin mi gönderilmesin mi" diyaloglarının yaşanmadığı, kadına şiddetin varlığının yitirildiği, kadının erkeğin değil, insanın konuşulduğu yarınlarda buluşmak dileğiyle. İşte benim hayalini kurduğum dünya böyle bir yer.

8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun.

Sevgilerimle
pehito

görsel googledan alınmıştır

6 Mart 2014 Perşembe

DOMİNO TAŞI GİBİYİZ BİZ


Eminim bir kereliğine bile olsa hepimiz "neden geldik dünyaya" diye sormuşuzdur kendimize. Bir görevimiz olmalı, varlığımızın bir amacı olmalı diye. Hepimiz veda ettiğimizde hayata hatırlanır olmak istemişizdir elbet. Durup nereden başlamalı, ne yapmalı demişizdir. Bir buluşun, bir özel duruşun hayalini kurmuşuzdur elbet.

Ve bir zaman gelip, "yok yok yok işte demişizdir, ne bırakabilirim ki benden geriye" diyerek iç geçirmişizdir. Hep büyüktür hedeflerimiz, çoktan biri düşündüğümüzü hayata geçirmiştir ya da ne bileyim işte her şey hayallerde.

Öyleyse şimdi kulak ver de  dinle; DOMİNO TAŞI GİBİYİZ biz. Gülmeyi öğret küçük bir çocuğa, oradan başka bir çocuğa ve başka başka derken dünyanın öbür ucunda senden gelen gülümsemeyi görebiliriz biz. Yaptığın şey küçük görünebilir sana ama bir gülüş belki dünya barışının temelini atan o ilk gülüştür unutma. İyimser değilim, inançlıyım bu da sön sözüm olsun okuyucu sana.

Sevgilerimle :)
pehito

5 Mart 2014 Çarşamba

KAFKA'nın BEBEĞİ



Kitabın ilk sayfasından itibaren, masal kitaplarının arasına karışmış gibi hissedeceksiniz kendinizi. Dünya savaşındaki Almanya'ya, yoksulluğa, açlığa rağmen tüm masalları arkasından baktıracak bir hikayenin sayfalarını karıştırıyor olacaksınız bu kitapta.

1923 Berlin'inde arkaya taranmış siyah saçları, kepçe kulakları, incecik bedeni, uzun boyu, delici bakışlarıyla bir adam, küçük bir kız çocuğunun kaybettiği bez bebeğinin ardından döktüğü göz yaşlarına şahit olur. Bu adam Franz Kafka'dır. Yapabildiği en iyi şey yazı yazmaktır ve o küçük kıza bebeğinden mektuplar yazmaya karar verir. Kafka ve Lena her gün öğlen saati parkta buluşurlar ve Kafka bebekten gelen mektupları Lena'ya okumaya başlar. Sizde her mektupla güzel bir masalın içinde bulursunuz kendinizi.

Gerd Schneider tarafından kaleme alınan bu kitap, Kafka'nın günümüze ulaşmış pek çok eserinden derlenerek oluşmuştur. Tabi işin içine hayallerde katılmıştır.

On üzerinden on vereceğim bir kitap ve şiddetle tavsiye ediyorum.

Sevgilerimle
pehito

Kitap             KAFKA'NIN BEBEĞİ
Yazar             Gerd Schneider
Yayın Evi       KIRMIZI KEDİ
Sayfa             190
Çeviren          REGAİP MİNARECİ

ŞAİR OLAN NE DER



Piyanonun tuşlarına bastığında, çıkan sesleri dinler,
Anlarım ne hissettiğini.
Öfkeli mi, deli mi, 
Huzurlu mu sakin mi?
Sahnede nasıl dans ettiğini izler, 
Söyleyebilirim, senden gidenleri ya da eklediklerini.
Peki, söylesene;
Hangi iki kelime yan yana geldiğinde, 
Görebilirsin ruhumdaki izleri?
Öyle kolay mı? 
Hadi söylüyorum,
Canım yanıyor!
Söylesene ne kadar anladın yüreğimdeki çizikleri?
Tamir edilemeyeceğini,
Bazen o iki kelime öyle konulur ki yan yana,
Okursun,
Ağlarsın, 
Neye ağladığını bilmeden.
Yanar yüreğin,
Neye yandığını bilmeden
İçim yanıyor, sadece yanıyor.
Anla işte yangın yeriyim ve kanıyor küllerim.

pehito
görsel google'dan alınmıştır

HAYAL MEYAL SARI (2)



KADIN

O işte, bu o. Yedi yıl öncesinde zamanı durduran adam. Hey zaman sen misin, doğru yerde misin? Zaman benimle misin, bu kez yanımda benimle akmaya mı karar verdin hayata? Ve şu anda dondurdum mu ben seni, bu bakışlarda. Sarılmalı mıyım ona, çekmeli miyim küflü kokusunu ciğerlerime ve sevmeli miyim tekrar, yeniden ve yeniden. Avuçlarımın arasına almalı mıyım siyah saçlarını ve kahverengi toprak kokan huzurlu gözlerine bırakmalı mıyım kendimi, dudaklarının kıvrımlarında buluşmalı mı dudaklarım ya da toparlanmalı mı? Zaman söylesene, akıp gideceksin ve ben sana yine yeniden yetişemeyecek miyim?

Elinde ki sarı nergis, nasıl bir tesadüf. Her akşam eve dönmeden bir ritüel haline getirdiğim ve siyah vazoda yenisini görmek istediğim nergislerden biri mi, onun elleriyle mi alacak bu akşam ki yerini. Yüzüme yayılan gülümsemeye engel olamıyorum, lal oldu dudaklarım, içime akıttıklarıma izin vermez bir geçit gibi sımsıkı kapanmış duruyorlar. Heeeey sersem kadın konuş, konuş! Ne derin bir tünelmiş ruhuma oyduğum bilmeden, aktı aktı dolmadı.

ADAM

Yine aynı vakur bakışlarıyla karşımda. Bu koku; ilk öpücüğün, yüreğime değen ilk elin, sonsuz yeşil çimlerin üzerinde bağır çağır koşmanın, sonunu görmediğin okyanusa açılmanın, masumiyetin huzur veren pembe kokusu bu.

Konuş be adam konuş! "Özledim" de, "unutamadım" de. "Zamanın hangi köşesine gizlendin de seni bulmak imkansız oldu" de. "Geçmişe baktığımda dokunamadığım bir sen vardın, sabaha uyandığımda karabasan gibi üzerime çöken sensizlik neyin nesiydi" de. "Rüyalarımda dokunup, öptüğüm kadın neden gerçek olamadın" de. Hadi ama gamzelerine dokun ve "neden hep böyle gülmedin bana" de. Söylesene be adam, konuşsana, onsuz geçen yedi yılı konuşsana onunla...

-Baba! ben bu kitabı çok sevdim. Bak Pinokyo, bak uzamış burnu. Yalan söylemiş böyle olmuş. Baba baba babaaaa!!!!

pehito
kurgu, hikaye
3. BÖLÜM BURADA